"Türkiye'yi Karartmak İsteyenlere Prim Vermiyoruz"

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Ulusa Sesleniş Türkiye'nin Gündemiyle İlgili Programında Önemli Vurgular Yaptı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye'yi karartmak isteyenlere, Türkiye'nin başarılarına gölge düşürmek isteyenlere, Türkiye'yi yeniden istikrarsız, güvensiz bir ortama çekmek isteyenlere asla prim vermiyoruz" dedi.

Türkiye'ye yeni rekorlar ve tarihi başarılar yaşatmaya devam edeceklerini anlatan Erdoğan, "Bizim sözlüğümüzde, bizim lügatimizde artık 'kriz' kelimesi yoktur, bir daha da asla olmamalıdır" diye konuştu.

Erdoğan, 'Ulusa Sesleniş' konuşmasında, yabancı yatırımcıların 'Türkiye bir başarı öyküsüdür', 'millet olarak dünyaya örnek olacak bir başarı performansı gösteriyorsunuz' dediklerini belirterek, "Bu yatırımcılar, Türkiye'deki yatırımlarını artırmak için son derece istekliler, arzulular" diye konuştu.

Bu dev şirketlerin, 2002'den önce Türkiye'deki yatırımlarının ya bulunmadığını ya da çok cüzi yatırımları olduğunu ifade eden Erdoğan, "2003 yılına kadar, Türkiye'nin çekebildiği uluslararası yatırım miktarı yılda 1 milyar doları aşamıyordu. Ama bugün işte 2007 sonu itibariyle 2007 yılında 22 milyar doları aştık, 2006'da bu 20 milyar dolardı. Bu alanda dünyada 16., gelişmekte olan ülkeler arasında da 5. sıraya yükseldik" dedi.

Bunun, istikrarla ve güven ortamının tesis edilmesiyle olduğunu ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti: "Dev şirketlerin, uluslararası şirketlerin Türkiye'ye inanması, Türkiye'ye güvenmesi neticesinde oldu. Türkiye'nin imajının değişmesi, Türkiye'nin uluslararası arenada itibarlı, güçlü bir konuma yükselmesi sayesinde oldu. Türkiye bugün, 659 milyar dolar milli gelir üreten, kişi başına gelirini 9 bin 330 dolara yükselten bir ülke olmuştur. Bakınız, 79 senede Gayrisafi Yurtiçi Hasıla 230 milyar dolardır. Ama 5 yılda biz bunun üzerine, evet, 429 milyar dolar ilave etmişiz. Geçmişle kıyaslanmayacak bütün bu gelişmeleri biz daima bir başlangıç olarak gördük. Türkiye'nin çok daha iyi seviyeleri yakalayacağına inandık, yakalaması gerektiğine inandık. Şimdi de kararlılıkla, cesaretle, samimiyetle yeni ve büyük hedeflere doğru hep birlikte ilerliyoruz. Türkiye'yi karartmak isteyenlere, Türkiye'nin başarılarına gölge düşürmek isteyenlere, Türkiye'yi yeniden istikrarsız, güvensiz bir ortama çekmek isteyenlere asla prim vermiyoruz. Bizim sözlüğümüzde, bizim lügatimizde artık 'kriz' kelimesi yoktur, bir daha da asla olmamalıdır. Beş buçuk yıl boyunca istikrar ve güven ortamına daima vurgu yaptım. Şu içinden geçtiğimiz günlerde, bu iki kavramın ne derece hayati olduğu bir kez daha ispatlanmıştır.Türkiye'de yeniden enflasyon canavarının hortlamasına izin vermeyeceğiz, bunun mücadelesini veriyoruz. Türkiye'nin toplam ihracatının yeniden 30 milyar dolarlı rakamlara gerilemesine müsaade etmeyeceğiz, biz ihracatı 250 milyar dolara ulaştırmanın gayreti içinde olacağız. Biz Türkiye'yi büyütme hedefimizden, milli gelirimizi 1 trilyon dolara yükseltme hedefimizden asla taviz vermeyeceğiz. Bunu 70 milyonluk bir millet olarak inşallah Cumhuriyetimizin 100. yılı 2023'te gerçekleştirmeyi hedefliyoruz.

Türkiye, dünyaya kapılarını kapatamayacak kadar büyük, o kadar önemli, geleceği o kadar parlak bir ülkedir. Küresel yatırımları artırmaya, küresel ticarette ağırlığımızı koymaya devam edeceğiz. Önümüz açık, yolumuz aydınlık. İnanıyorum ki, biz hep birlikte Türkiye'yi şahlandırmaya, Türkiye'ye yeni rekorlar yaşatmaya, Türkiye'ye tarihi başarılar yaşatmaya devam edeceğiz. Bundan hiç kimsenin şüphesi, endişesi olmasın. Türkiye'nin pusulası sadece aydınlık ufukları gösteriyor, buna da her insanımızın inanmasını, güvenmesini istiyorum. Şunu biliyoruz ki bugünün dünyasında ancak ekonomik kazanımlarını dünyaya açık, aktif, dinamik, inisiyatif kullanmak suretiyle korkmayan bir dış politika ile destekleyen ülkeler güçlü ve etkili olabiliyor. Bu sebeple hükümet olarak göreve geldiğimiz ilk günden bu yana ülkemizin büyüklüğüne, milletimizin tarihi tecrübelerine yakışan bir dış politika anlayışıyla hareket etmenin gayreti içindeyiz. Bu gayretlerimizin neticesi olarak bugün Türkiye uluslararası alanda dikkat çeken, takdir edilen, inisiyatif alan ve sözünü dinleten itibarı yüksek bir ülke konumuna gelmiştir. Sadece kendi dış meselelerimize değil, dünya meselelerine de duyarsız değiliz." "TÜRKİYE ARABULUCU VE UZLAŞTIRICI ÜLKE KONUMUNA GELDİ" Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin tarafı olduğu anlaşmazlıkların çözümünde nasıl aktif bir barış diplomasisi yürütüyorlarsa, dünyadaki çeşitli anlaşmazlıklara çözüm arama çabalarına da en aktif şekilde katılmanın gayreti içinde olduklarını söyledi.

Türkiye'nin bu konuda yardımı, desteği, arabuluculuğu talep edilen bir konuma ulaştığını belirten Erdoğan, buna örnek olarak Suriye ile İsrail arasında ilk etabı Mayıs ayında başlayan barış görüşmelerine hem aracılık, hem de ev sahipliği yaptıklarını kaydetti. Bu görüşmelerin ikinci etabının yine Türkiye'nin gözetimi ve ev sahipliği ile bu ayın 15 ve 16'sında gerçekleştirildiğini anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Her iki tarafın ifadelerine de yansıdığı üzere görüşmeler yapıcı ve yararlı bir doğrultuda sürdürülüyor. Ortadoğu'daki çatışmaların sona ermesi ve sürdürülebilir barış ortamının tesisi için böyle diyalog zeminlerinin son derece önemli olduğu bugün bütün dünyanın kabul ettiği bir gerçektir. Türkiye'nin bu diyalog zemininin oluşmasındaki rolünü bütün dünya yakından biliyor ve takdir ediyor.

Bölgemizde ve dünyada barışın tesisine yönelik çabalarımızı her seviyede sürdürmekte, barış çabalarına katkılarımızı devam ettirmekte kararlıyız.

Bunu, üzerimize düşen bölgesel, tarihi ve insani bir sorumluluk olarak görüyoruz. Aynı anlayışla, medeniyetlerin yakınlaşmasına çok önemli katkılar sağlayacağına inandığımız Avrupa Birliği üyeliğimiz konusunda da samimiyetle çaba gösteriyoruz. Zaman zaman uğradığımız haksızlıklara karşı dik duruyor, itirazlarımrcsaade etmeyeceğiz, biz ihracatızı muhataplarımıza iletiyor, ama üyelik yolunda üstümüze düşeni yapmaya da devam ediyoruz.

Bu ayın 17'sinde gerçekleştirilen Türkiye-AB Katılım Konferansının Bakanlar düzeyindeki Beşinci Toplantısı'nda bu tutumumuzu, üyelik konusundaki ciddiyetimizi bir kere daha ortaya koyduk.

Dışişleri Bakanımız ve beraberindeki heyet müzakere sürecinin geldiği her yeni noktada AB yetkilileri ile görüşmeleri aynı kararlılık içinde sürdürüyorlar. Ben de geçen hafta Avusturya'da bulunduğum süre içinde Avusturya Cumhurbaşkanı, Başbakanı ile bu konuları açık, net görüşme fırsatını buldum ve görüşlerimizi de kendilerine aktardım. Bazı ülkelerin genellikle iç siyasi gelişmeleriyle bağlantılı olarak Türkiye'ye karşı takındıkları haksız tutumları kendilerine de ifade ettim.

İnanıyorum ki bu türden temaslar Türkiye'nin yoluna çıkarılan engellerin bertaraf edilmesine olumlu katkılar sağlayacaktır.

"HAZİRAN AYI TÜRKİYE İÇİN DOLU DOLU GEÇTİ" Haziran ayının Türkiye için dolu dolu geçen yoğun bir ay olduğunu hatırlatan Başbakan Erdoğan, her ay olduğu gibi bu ay da ülkemizin çeşitli köşelerine ziyaretlerde bulunduğunu, millete hizmet verecek birçok tesisi hizmete açarak insanlarımızla kucaklaşma imkanı bulduğunu kaydetti.

Erdoğan, şöyle devam etti: "13 Haziran'da Sinop Havaalanını uçuşa, Erfelek Barajı, Emniyet Müdürlüğü Binası ve Durağan Spor Salonu'nu hizmete açtık. TOKİ tarafından yapımı tamamlanan 281 konutu sahiplerine teslim etmek üzere Sinop'taydık. Hemen ardından 14 Haziran'da Bursa'ya giderek Bursa Hafif Raylı Sistemi Doğu Etabı'nı hizmete açtık. Yine TOKİ tarafından yaptırılan 1.569 konutun anahtarlarını sahiplerine teslim ettik. Bir gün sonra, 15 Haziran'da bu defa İzmirlilerle buluştuk, Karşıyaka Kavşağı-Çiğli Otoyolu'nu hizmete açarak, 19 yıl önce temeli atılan ve İzmirlilerin yıllardır beklediği Çevre Yolu'nu tamamlamış olduk, bunun mutluluğunu İzmirli vatandaşlarımla birlikte yaşadık. Yine 35 yıl önce kurulan ama daha sonra yakıt sistemi ekonomik olmadığı için yıllar boyunca atıl vaziyette bekleyen Aliağa Kombine Çevrim Santrali'ni yeniden ekonomimize kazandıracak olan Çift Yakıt Dönüşüm Projesi'ni de törenle devreye soktuk. 1.2 milyar kilovatsaat kapasiteli bu tesisin üretimini, yakıt sistemini doğalgaza çevirmek suretiyle 6 kat daha ucuz hale getirdik, yeniden işlerlik kazandırdık. 35 milyon dolarlık kaynakla yapılan bu dönüşümün maliyeti sadece 1.5-2 aylık üretimle karşılanacak, 12 ay tam kapasiteyle güvenli üretim gerçekleştirilecek, ekonomimize 250-300 milyon dolar bir girdi sağlanacaktır. 20 Haziran'da bu defa Trabzon'da 20 Avrupa ülkesinde faaliyet gösteren uluslararası bir firmanın projesi olan Alışveriş ve Yaşam Merkezi'ni hizmete açtık. 21 Haziran'da Batman'daydık ve orada da Kasım 2006'da yaşadığımız acı sel felaketinde evleri yıkılan vatandaşlarımız için bir buçuk sene gibi kısa bir zamanda yapılıp bitirilen 1.237 adet afet konutunu sahiplerine teslim ettik. Bunun yanında Milli Eğitim Bakanlığımızın, Sağlık Bakanlığı'mızın ve belediyelerimizin bölgedeki önemli tesislerini de hizmete açtık. Batman Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösterecek 17 fabrikanın yine açılışını yaptık, 20 fabrikanın da temelini attık. Batman için bu yatırımların ne kadar önemli olduğunu takdir edersiniz, bu yatırımlar Batman'ın çehresini değiştiriyor, değiştirecek. GAP projesinin 2012 yılında tamamen devreye girmesiyle doğu illerimizde önemli bir canlılık yaşanacağı, bu bölgelerimizdeki kalkınma hızının hissedilir biçimde artacağı konusunda çok umutluyuz. İnşallah bu şehirlerimizin makus talihi artık değişecektir, bu güzel günlerin ilk işaretlerini şimdiden görüyor, hissediyoruz. Bizim muradımız Türkiye'nin bütün şehirleriyle kalkınması, bölgesel gelişme farklarının ortadan kalkmasıdır, inşallah önümüzdeki dönemde bu hedefimizi önemli ölçüde yakalayacağız. Haziran ayı içinde her geçen gün büyüyen, gelişen savunma sanayimiz açısından çok önemli, çok değerli bir projeye, ATAK projesine de ilk adımı atmış olduk. Bu proje kapsamında T-129 olarak bilinen, üstün niteliklere sahip, üstün hareket kabiliyetine sahip helikopterleri üretmeye başlayacağız. Bu heyecan verici proje, savunma sanayi alanında son birkaç yılda gerçekleştirilen atılıma yeni bir boyut kazandırmış oluyor. Göreve geldiğimizde 800 milyon dolar seviyelerinde bir ciroya sahip olan savunma sanayimiz, 2007 yılı sonu itibariyle cirosunu 2 milyar doların üstüne çıkarmış, ihracatını da 420 milyon dolar seviyesine yükseltmiştir. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ihtiyaçlarının yurt içinden karşılanma oranı 2003 yılında yüzde 25 seviyelerinde iken, 2007 yılı itibariyle bu oran yüzde 42'ye kadar ulaşmıştır. Bu oranı 2011 yılında yüzde 50 seviyelerine ulaştırmayı hedefliyoruz. Bunlar Türkiye için son derece önemli açılımlar, önemli ilerlemelerdir, emeği geçen herkesi bir kere daha kutluyorum".

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türk Milli Futbol Takımı'nı Avrupa 2008 maçlarında gösterdikleri sıra dışı performans nedeniyle kutladı.

Maçların son anlarına kadar mücadeleyi bırakmayarak hedeflerine ulaşan oyuncularımızın azmi, inancı, kararlılığı ve kabiliyetlerinin her türlü takdirin üstünde olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Ben de Viyana'da çeyrek final karşılaşmasında onları tribünden izleyenler arasındaydım. Sadece bizler değil, bütün eksiklerine ve zorluklarına rağmen futbolcularımızın saha içindeki mücadelesinden ilham alan milyonlarca dünya insanı da ay-yıldızlı takımımızla gurur duydu. Ülkemizi başarıyla temsil eden milli takım ailemize, teknik heyetimiz ve futbolcularımıza, federasyon başkanımıza ve tüm diğer federasyon yetkililerimize burada bir kere daha teşekkür ediyorum. Yarı finalde çok üstün bir oyun sergilememize rağmen bu kez olmadı. Tarihinde ilk defa yarı final oynamak, ilk dörde girmek elbette milli takımımız için çok önemli bir başarıdır. Ama çıkardığımız oyunla unutulmaz heyecanlar yaşatarak daha iyisini hak ettiğimizi de ortaya koyduk.

İnşallah daha iyi başarıları hep birlikte kutlayacağız".

(YZE-ÖK-Y)

Kaynak: İhlas Haber Ajansı