Türkiye'nin Diyabetle Savaşına Abdi İbrahim Dopingi

Abdi İbrahim İlaç, diyabetin ve diyabet tedavisinin öneminin bilinci içerisinde yeni oluşturduğu tedavi grubunu diyabet ürünlerine ayırdı.
"Aynı Pencereden Bakıyoruz" sloganı ile diyabet pazarına giren Abdi İbrahim İlaç, Diyabet tedavisinde etkin ve yenilikçi çözümler sunmayı hedefliyor.
Bu grupta diyabetli hastaların etkin şekilde tedavisine ve olumsuz sonuçların önlenmesine yönelik, eşdeğer ilaçların yer almasının yanı sıra, yeni ve yenilikçi ilaçların Türk tıbbı ile buluşturulması hedefleniyor.
"Aynı Pencereden Bakıyoruz" sloganı ve ruhu ile oluşturulan diyabet grubu hakkında konuşan Abdi İbrahim İlaç Satış ve Pazarlama Genel Müdürü Dr. Cüneyt Gedikli, diyabetli hastaların yaşamına onların penceresinden bakarken, Türk hekimlerinin diyabet tedavisine yaklaşımına da onlarla aynı pencereden bakarak en etkin ve yenilikçi çözümleri sunmak amacıyla yola çıktıklarını belirtti. "Aynı pencereden bakmak, hem hasta hem de hekimlerle empati kurabilmeyi, onların düşüncelerini ve duygularını anlamayı gerektiriyor." diyen Dr. Cüneyt Gedikli, Abdi İbrahim İlaç'ın diyabet ekibi yapılanmasını, tüm bu noktaları hedefleyen stratejiler ve bu stratejilerle uyumlu projeler üzerine geliştirdiklerini ifade etti.
DİYABET: "Halk sağlığı ve sağlık ekonomisinin önündeki yükselen tehlike"
Ciddi metabolik hastalıklar arasında en yaygın olan diyabetli birey sayısı; nüfus artışına, yaşlanmaya, kentleşmeye, fiziksel aktiviteye ve obezite prevelansının yükselmesine bağlı olarak ciddi artış gösteriyor. Dünyada her 10 saniyede 2 kişiye yaşamı tehdit eden ve organ hasarlarına yol açabilen diyabet tanısı konuluyor ve her 10 saniyede bir kişi diyabet ya da diyabete bağlı olumsuz sonuçlar nedeniyle yaşamını yitiriyor.
Tüm dünyada 2010 yılı için tahmin edilen diyabetli sayısı 285 milyona yükselmiştir ve bu durumda dünya nüfusunun %6,6′sı diyabetlidir. Diyabetli sayısının 2030 yılına kadar 450 milyona yükselmesi bekleniyor.
Diyabet, kalıtsal ve sonradan edinilen faktörlerin etkileşimi ile oluşan insülin adı verilen hormonunun aktivitesindeki yetersizlik nedeniyle yüksek kan şekeri ve buna bağlı olarak dokularda oluşan metabolik anormallikler ile kendini gösterir.
"Türkiye'nin %13.9'u gizli diyabet"
Diyabet prevelansındaki artış, kalp ve damar sistemi hastalıklarına bağlı ölümlerde artışı da beraberinde getirecektir. Türkiye Diyabet Epidemiyoloji Araştırma Projesi 2 (TURDEP-II ) çalışması, 1997-98 yıllarında yapılan TURDEP-I çalışmasının tekrarı niteliğinde planlanmış ve gerçekleştirilmiştir. 1997 verilerine göre ülkemizin erişkin toplumunda diyabet %7,2, halk arasında gizli şeker olarak bilinen bozulmuş glukoz toleransı ise %6,7 sıklıkta görülmektedir. TURDEP-II çalışmasının ön raporuna göre, Türk erişkin toplumunda diyabet sıklığının %13.7′ye, bozulmuş glukoz toleransı sıklığının ise %13.9'a ulaştığı görülmüştür ki, bu rakamlar Türkiye'de diyabetin ne kadar ciddi bir durum olduğunu bize göstermektedir. Metabolik Sendrom Derneği tarafından17 ülkede yürütülen PURE (İleriye Dönük Kentsel Kırsal Epidemiyolojik Çalışma) çalışmasına göre; Türkiye'de her 2 kişiden birinde şişmanlık, her 4 kişinin birinde şeker bozukluğu bulunuyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün verileri Türkiye'de diyabetin artış hızının dünya ve Avrupa genelinin üzerinde olduğunu ortaya koyuyor.Kronik bir hastalık olan diyabet, uzun yıllar belirti göstermeden, organ hasarı geliştiğinde kendini belli edebiliyor. Hastalık kontrol altına alınmadığında organ kaybı ya da diyabete bağlı organ yetersizliği ve ölümle sonuçlanabiliyor. Kan şekeri kontrol altına alınması gereken bu kişilerde, aşırı şişmanlık yani obezite en önemli risk faktörüdür.
"Diyabetin Sosyal Güvenlik Kurumuna maliyeti 13 milyar TL"
Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sağlık Kurumları İşletmeciliği bölümünün yaptığı 7095 hastanın gerçek hayat verileri kullanılarak yapılan "Türkiye'de Tip 2 Diyabet Komplikasyonlarının Maliyeti" araştırmada da ortaya çıktığı gibi diyabete eşlik eden komplikasyonların maliyeti, diyabetin doğrudan tedavisinden daha fazladır. Diyabet ve komplikasyonlarının Sosyal Güvenlik Kurumu'na maliyetinin 13 milyar TL'ye yakın olabileceği tahmin ediliyor. Diyabetin sosyal güvenlik sistemine oluşturduğu yıllık doğrudan maliyetin sadece yüzde 10.9'unu diyabetin tedavisine yönelik ilaçların oluşturduğu ortaya çıktı.
Bugün yüzde 14'lere ulaşan diyabet prevelansına sahip bir ülke olarak diyabetin hem hastaya hem de devlete yükünü azaltabilmek için iyi ve doğru tedavinin önemi çok büyük.
Diyabetle mücadeleyi öncelikli konuların başına alan Sağlık Bakanlığı da bu çerçevede 2009 yılında Türkiye Diyabet Önleme ve Kontrol Programı'nı (2011 – 2014) başlattı.













