Türkiye, Kararın İran Nükleer Programına İlişkin Meselenin Çözümüne Yönelik "Fırsat Penceresine Halel Getirmesinden" Endişeli

Türkiye, Kararın İran Nükleer Programına İlişkin Meselenin Çözümüne Yönelik "Fırsat Penceresine Halel Getirmesinden" Endişeli

Dışişleri Bakanlığı'ndan "Türkiye, BM Güvenlik Konseyi Kararının, 17 Mayıs 2010 Tarihli Tahran Ortak Bildirisi'yle Açılan, İran'ın Nükleer Programına İlişkin Meselenin Diplomasi Yoluyla Barışçıl Şekilde Çözümüne Yönelik Fırsat Penceresine Halel Getirmesinden ve Diplomatik Gayretlere Zarar Vermesinden Endişe Etmektedir" Açıklamasında Bulunuldu.

Türkiye, Kararın İran Nükleer Programına İlişkin Meselenin Çözümüne Yönelik

Dışişleri Bakanlığı, "Türkiye, BM Güvenlik Konseyi kararının, 17 Mayıs 2010 tarihli Tahran Ortak Bildirisi'yle açılan, İran'ın nükleer programına ilişkin meselenin diplomasi yoluyla barışçıl şekilde çözümüne yönelik fırsat penceresine halel getirmesinden ve diplomatik gayretlere zarar vermesinden endişe etmektedir" açıklamasında bulundu.

Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, BM Güvenlik Konseyi'nin İran'a karşı yeni bazı ilave yaptırımlar içeren bir kararı kabul ettiği ifade edilerek, söz konusu oylamada, başından bu yana meselenin diplomasi yoluyla hallini savunan Türkiye tarafından olumsuz oy kullanıldığı bildirildi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye'nin kararıyla ilgili başta ABD Başkanı Barack Obama, Rusya Federasyonu Başbakanı Vladimir Putin, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad ve Brezilya Devlet Başkanı Silva De Lula olmak üzere dünya liderleri ile görüştüğü ve süreçle ilgili istişarede bulunduğu hatırlatın açıklamada, "Sayın Başbakan yaptırım kararının diplomatik sürece zarar vereceğinin ve Türkiye ile Brezilya'nın girişimleri ile Tahran'da varılan anlaşmanın uygulanmasını zora sokacağının altını çizmiştir. Sayın Bakanımız da mevkidaşlarıyla aynı paralelde temaslar sürdürmüştür.

Türkiye'nin BM Güvenlik Konseyi kararının, 17 Mayıs 2010 tarihli Tahran Ortak Bildirisi'yle açılan, İran'ın nükleer programına ilişkin meselenin diplomasi yoluyla barışçıl şekilde çözümüne yönelik fırsat penceresine halel getirmesinden ve diplomatik gayretlere zarar vermesinden endişe etmektedir" denildi.

Türkiye'nin çözüm yolunda diplomasi haricinde alternatif bulunmadığına inandığı ve bu yönde ilgili tüm tarafların bölgesel istikrar ve uluslararası meşruiyet açısından ciddi sorumluluk taşıdığını düşündüğüne işaret edilen açıklamada, ilgili taraflarla diyalogun sürdürülmesi ve diplomatik alandaki tüm fırsatların sonuna kadar değerlendirilmesinin tek çıkar yol olduğu vurgulandı.

Açıklamada şöyle denildi:

"İran ile P5+1 arasında diplomatik müzakere sürecinin yeniden başlatılmasına yönelik bir güven arttırıcı adım teşkil eden 17 Mayıs Ortak Bildirisi temelinde İran'ın attığı adımları olumlu bulduğumuz daha önce de tarafımızdan dile getirilmiştir. BM Güvenlik Konseyi Kararı bu adımlara yanıt teşkil etmemektedir. Ülkemiz, yaptırımların bölgesel barış, huzur ve istikrara katma değer getirmediğini geçmişteki deneyimler ışığında yakından bilmektedir.

Öte yandan İran'ın Tahran Anlaşmasına bağlılığını sürdürmesini, diplomatik çözüm zemininde kalmasını ve önümüzdeki dönemde uluslararası anlaşmalardan doğan yükümlülüklerini yerine getirmesi suretiyle nükleer programı hakkında oluşmuş bulunan şüpheleri izale edici bir tutum içine girmesini bekliyoruz.

Başından beri meselenin tarafları arasında diplomatik çözümü kolaylaştırıcı istikamette gayret gösteren ve Ekim 2009'dan bu yana ilk defa somut ilerleme sağlanmasında temel bir rol oynayan Türkiye, sürecin bundan sonraki aşamalarında da üzerine düşeni yerine getirmeye hazırdır. Samimi beklentimiz ve ümidimiz, yaptırım kararının yaratacağı ağır atmosfere rağmen, başta İran olmak üzere ilgili tüm tarafların, bundan sonra da diyalogdan ödün vermeden meselenin barışçıl çözümü yönündeki gayretlerini sürdürmeleridir."

-"GÜN TÜM SÜRECİ BM GÜVENLİK KONSEYİ KARARINA İNDİRGEME GÜNÜ DEĞİL"-

Türkiye'nin varılan bu noktada barış ve diyaloga inanan dünya kamuoyunun çağrısına kulak vererek diplomasi ve uzlaşma fırsatının kaçırılmaması gerektiğini içtenlikle savunmaya devam edeceği belirtilen açıklamada, "Gün, tüm süreci BM Güvenlik Konseyi'nde alınan son karara indirgeme günü değil, barış ve eşitliğe inanan tüm dünya kamuoyu olarak karşılıklı diyaloğu kesmeden diplomasiye şans tanıma günüdür" denildi.

Öte yandan Başbakanlık kaynaklarının da Türkiye'nin BM Güvenlik Konseyindeki İran'a yaptırım kararıyla ilgili oylamada "Hayır" oyu kullanmasıyla ilgili olarak Türkiye'nin Tahran Anlaşmasında attığı imzanın arkasında durduğunu belirttiği öğrenildi. (ANKA)

(HM/ÖZK)

Kaynak: ANKA