"Türkiye'de Kanser Her Gün Bir Boeing 737 Uçağını Düşmesiyle Eşit Can Alıyor"(2)
Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanı Murat Tuncer, Dünya Sağlık Örgütü İşbirliği ile Yürütülen "Ulusal Kanser Kontrol Programı" Çalıştayını Yaptıklarını Söyleyerek "Ülkemizde Her Yıl 140 -150 Bin Arasında Yeni Kanser Vakası Ortaya Çıkıyor ve Her Yıl 70 ile 90 Bin Arasındaki Vatandaşımızı Kanserden Kaybediyoruz.
Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanı Murat Tuncer, Dünya Sağlık Örgütü işbirliği ile yürütülen "Ulusal Kanser Kontrol Programı" çalıştayını yaptıklarını söyleyerek "Ülkemizde her yıl 140-150 bin arasında yeni kanser vakası ortaya çıkıyor ve her yıl 70 ile 90 bin arasındaki vatandaşımızı kanserden kaybediyoruz. Yani her gün bir Boeing 737 uçağının ülkemizde düşmesine eş değer vatandaşımız hayatını kaybediyor" dedi.
Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanı Murat Tuncer, "Ulusal Kanser Kontrol Programı" çalıştayının sonuçlarını düzenlediği basın toplantısı ile açıkladı. Tuncer çalıştay ile amaçlarının, kanserin kontrolünü ne şekilde yapabileceklerini ortaya koymak olduğunu söyleyerek "Üniversiteler, diğer kırımlar kanserle olabilecek hemen hemen her kurumun temsil edildiği bir çalıştay gerçekleştirildi. Nedeni ise, hem dünya da hem de ülkemizde kanser önemini arttırmaya devam etmesi" dedi. Tuncer, hem nüfusun yaşlanması, çevresel kanserojenlerin giderek önem kazanması hem de kanser kaydının daha iyi tutuluyor olması nedeniyle kanserin gerçek boyutunun daha iyi gözler önüne serildiğini belirtti. Son 5 yıldır kanserin gerçek verilerini elde etmelerinden ötürü kanserin gerçek boyutlarını daha çarpıcı bir şekilde görebildiklerini ifade eden Tuncer, "Ülkemizde her yıl 140-150 bin arasında yeni kanser vakası ortaya çıkıyor ve her yıl 70 ile 90 bin arasındaki vatandaşımızı kanserden kaybediyoruz. Her gün aşağı yukarı 150-160 kadar insanımızı kaybediyoruz" dedi. Öncelikle kanserin oluşumunu önlemek gerektiğine işaret eden Tuncer şunları söyledi:
"Öncelikle kanserin oluşmasını önleyebiliriz. Yeni oluşacak kanserleri tarama yöntemleriyle yok edebiliriz. Ve olmuş kanserleri yani artık önleyemediğimiz, erken tanı koyamadığımız kanserleri tedavi edebiliriz. Türkiye'de meme ve rahim ağzı kanserlerinin taramaları için ulusal standartlar belirlenmiş, kolorektal kanserler için tarama standartları üzerine ise çalışılmaktadır. Taramaların her ilde en az bir Kanser Erken Tanı/Tarama ve Eğitim Merkezi(KETEM) açılarak meme ve rahim ağzı kanserlerinin taramalrına aktif olarak başlanmış ve bazı illerimizde ise daha ileri adımlar atılarak toplum tabanlı pilot tarama programları gerçekleştirilmiştir. Ancak bir grup var ki günümüzdeki imkanlarla bunlara hiçbir şey yapamayız. Bunları da palyatif bakım dediğimiz bakım. Yani yaşamlarını insanlığa uygun bir şekilde geçirmelerini kolaylaştıracak, ağırlığını azaltacak olan bakım. İşte bunların tümüne birden bir ülkede "kanser kontrol programı "diyoruz. Ve tüm dünya ilkeleri yeni kanser stratejilerini ortaya koyuyorlar. Biz de belirledik. Bazı konularda sıkıntılarımız vardı. Bunları daha nasıl etkin hale getirebiliriz diye DSÖ ile bir çalışma yaptık."
-BÜTÇE 2 BİN 500 YTL'DEN 7 MİLYON YTL'YE ÇIKARILDI-
Kanser Savaş Dairesi olarak, 4 yıl önce ayrılan bütçenin 2 bin 500 YTL olduğunu belirten Tuncer, "Ancak şimdi döner sermaye kullanımı ile birlikte 7 milyon YTL'ye çıkardık. Çok ciddi bir artış yaptık. Bu artışın asıl nedeni kanseri önlemeye, çevresel kanserojenlerden korunmaya, insanların bilinçlendirilmesine ve tarama programlarına ayrıldı" dedi. Kanser Savaş Dairesi Başkanı Tuncer şöyle devam etti:
"Türkiye'de toplum farkındalığı çok zayıf. Yaptığımız çalışmalar gösteriyor ki, ülkemizde halkımızın yüzde 80'i kanseri en önemli sağlık sorunu olarak nitelendirirken; ancak sadece yüzde 2'si kanserin önlenebilir, erken tanı konulabilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu biliyor. Ve kanserin erken bulgularından vatandaşlarımızın ancak yüzde 2'si ile yüzde 5'i haberdar. İkinci zayıf olduğumuz nokta ise kanserli hastaların tedavilerinin destekleyici kısmı. Yani ağrı kesicilerine ulaşım, ağrı kesicilerin kullanımı, kan ürünlerinin kullanımı, diğer enfeksiyonlarla mücadele ve hastalarımızın izlenmesi. Tüm bunları bir çerçeve altında toplarsak ülkemizde yeni dönemde, yeni kanser programımızda tüm bunları içeren bir Ulusal kanser enstitüsü hedefleniyor. 24 Eylülde AB müzakerelerine gittiğimizde de Ulusal Kanser Enstitüsü'nün 2009'da kurulması hedefleri anlatılacak. Bizim kanserin oluşmasını mutlaka engellememiz gerekiyor. Kanser kontrol programının hedeflerini ise şöyle sıralayabiliriz:
-Önümüzdeki 10 yılda ortaya çıkacak kanserlerin en az üçte birinin önlenmesi,
-Gırtlak, meme ve rahim ağzı kanserlerinde tamamen iyileştirme oranının yüzde 15'ten yüzde 80'e çıkarılması
-Erken tanımlanabilen kalın bağırsak ve rektum kanserlerinin tam kür olacak şekilde tedavi edilebilir hale getirilmesi
-Çocukluk çağı kanserlerinde kür oranının en az yüzde 70'e çıkarılması ve
-Ülkenin her yerinde kanser nedeni ile ağrı ve diğer sebeplerle yaşam kaliteleri bozulan hastaların hemen tamamının 5 yıl içinde gerekli palyatif tedavi hizmetlerinden yararlanmalarının sağlanması."(ANKA/SON)
(DNZ/ZG)










