Haber Tarihi: 16 Kasım 2011 Çarşamba Saat 14:21
Anadolu Ajansı  [3127715]

"Türk Yerel Medyası AB Yolunda Projesi 7. Bölgesel Bilgilendirme" Toplantısı


Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, adında "barış ve demokrasi" kelimeleri olan bir siyasi partinin maalesef terör örgütünün boyunduruğundan çıkamadığına şahit olunduğunu belirterek, "Ben buradan, Urfa'dan, bu medeniyet bu hoşgörü kentinden o partinin mensuplarına bir çağrıda bulunmak istiyorum.ya adınızdan o kelimeleri çıkarın ya da o kelimelerin gereğini yapın" dedi.

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, adında "barış ve demokrasi" kelimeleri olan bir siyasi partinin maalesef terör örgütünün boyunduruğundan çıkamadığına şahit olunduğunu belirterek, "Ben buradan, Urfa'dan, bu medeniyet bu hoşgörü kentinden o partinin mensuplarına bir çağrıda bulunmak istiyorum. ya adınızdan o kelimeleri çıkarın ya da o kelimelerin gereğini yapın" dedi.

Bağış, Avrupa Birliği Bakanlığı tarafından yürütülen ve İngiltere Büyükelçiliği tarafından desteklenen "Türk Yerel Medyası AB Yolunda" projesinin Dedeman Otel'de düzenlenen "7. Bölgesel Bilgilendirme Toplantısı"nın açılışına katılarak, bir konuşma yaptı.

Konuşmasının büyük bir bölümünü Türkiye'nin AB ile ilişkilerine ayıran Bağış, AB'nin artık siyasi veya ekonomik bir birlik olarak değerlendirilemeyeceğini, "AB'nin insanlık tarihinin belkide en önemli, en kapsamlı barış projesi" olduğunu söyledi.

Asırlardır birbirleriyle savaşmış olan bazı milletlerin bugün AB şemsiyesi altında barış içerisinde, birlikte yaşamalarının aslında birliğin ne kadar önemli bir proje olduğunu ortaya koyduğuna işaret eden Bağış, Türkiye'nin de "bu barış projesi"nin parçası olup, kıtasal bir barış projesini, küresel bir barış projesine çevirme çabasını AB standartlarını ve AB'nin yaklaşım tarzını benimseyerek, kendi içinde yaşadığını dile getirdi.

Bugün Türkiye'de tartışılan konuların yarısından fazlasını insanların 10 yıl evvel tartışmaktan korktuğunu belirten Egemen Bağış, şöyle konuştu:

"Bugün geçmişin tabuları olarak görülen her konuyu rahatlıkla tartışabiliyoruz, konuşabiliyoruz, yazıp çizebiliyoruz ve düşünebiliyoruz. Çok değil 10-15 yıl evvel bu ülkede insanlar 'Kürtüm' demeye korkarlardı. 'Aleviyim' demeye korkardı. Bugün devletin televizyonu 24 saat Kürtçe yayın yapıyor. Devletin Bakanı Sayın Faruk Çelik, 8 çalıştay ile Alevi kardeşlerimizi bir araya getiriyor. Onların sorunların ortaya koyan raporlar hazırlıyor. Bunun neticesinde devletin bir takım açılımlar yapmasını gerçekleştiriyor. Avrupa'da bazı ülkeler, Roman vatandaşlarını vagonlara yükleyip sınır dışı yaparken bu ülkenin Başbakan'ı, kendi Roman vatandaşlarıyla kucaklaşıyor, onlara TOKİ'nin yapacağı yeni konut projelerini müjdeleyebiliyor."

-AB İlerleme Raporu

Türkiye'nin farklı bir noktada olduğunu, AB İlerleme Raporunda da buna değinildiğini anlatan Bakan Bağış, söz konusu raporda Türkiye'de son yıllarda sivil asker ilişkilerinde ne kadar büyük bir gelişmenin yaşandığının vurgulandığını anımsattı.

Raporun içindeki her şeye katılmamasına karşı doğru olan bölümlerin ve eleştirilerin olduğunu ifade eden Egemen Bağış, eleştirilerin bir kısmından alınması gerekenler olduğunu kaydetti.

Türkiye ile AB arasındaki ilişkinin aslında "kazan kazan ilişkisi" olduğuna değinen Bağış, tarafların bu ilişkiden çok şey kazanabileceğini belirtti.

Türkiye'nin AB sürecinin yeni bir süreç olmadığını, ilk başvurunun 1959 yılında merhum Başbakan Adnan Menderes tarafından yapıldığını hatırlatan Egemen Bağış, ancak o zamanın Türkiyesi ile şimdiki Türkiye'nin çok farklı yerlerde olduğunu, gelişim ve dönüşüm sürecinin devam ettiğini söyledi.

Türkiye'nin ekonomisinin 2010 yılında yüzde 8,9 oranında büyüdüğünü, aynı dönemde AB'nin ortalama büyümesinin yüzde 1,5 civarında olduğunu vurgulayan Bağış, şöyle devam etti:

"Avrupa'nın en başarılı ekonomisi Almanya'da ekonomi yüzde 3-3,5 civarında büyüdü. Yani en başarılı ülkeyi üçe, Avrupa ortalamasını 6'ya katladık. Ama bu büyümenin arkasında küresel sermayenin gelip ülkemizde yatırım yapmasının büyük payı vardır. Peki bu küresel sermaye nereden geliyor diye baktığımız zaman, Türkiye'deki yabancı yatırımın yüzde 85'i AB ülkelerinden gelmiştir. Bu yılın ilk 6 ayında Türkiye, yüzde 10,2 ekonomik büyüme sağladı. Aynı dönem içerisinde Türkiye'nin cezbettiği küresel sermayenin yüzde 92'si AB üyesi ülkelerden geldi. Yani Avrupa'nın iş dünyasının, ekonomik çevrelerinin karar mercileri aslında siyaset mercilerinin çok ötesinde, farklı bir vizyon ortaya koyuyor. Avrupa'nın iş dünyası fırsatların bu coğrafyada olduğunu görüyor. Zaman içerisinde önümüzdeki siyasi engellerin hepsi kalkacak. Türkiye'nin Avrupa Birliği müzakere sürecinin başarıyla tamamlanacağına yürekten inanıyorum. Bizim o günlere hazırlıklı olmamız lazım."

-Arap Baharı

AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, konuşmasının bir bölümünde "Arap Baharı"na da değindi.

"Bu coğrafyada insanlar bir demokrasi talebiyle ortaya çıktılar, farklı ülkelerde farklı heyecanlar yaşanıyor" diyen Bağış, Mısır, Tunus, Libya ve Suriye'de sokağa çıkıp hayatlarını riske atan insanların asıl taleplerinin demokrasi, insan hakları, ifade özgürlüğü, daha güzel okullar ve hastaneler ile insanca yaşama onuru olduğunu ifade etti.

Aslında bu ülkelerin Türkiye gibi olmak istediğini anlatan Bağış, benzer kültür, benzer değerler ve benzer coğrafyada yer almalarına karşın söz konusu ülkelerin Türkiye'yi çok farklı bir ülke olarak gördüğünü ve önemsediğini söyledi.

-AB'deki ekonomik buhran

Egemen Bağış, AB içerisindeki ekonomik buhranla Avrupa'nın bittiği anlamına gelinmeyeceğini de söyledi.

Böyle bir yanlış intibayı özellikle düzeltmek istediğini ve AB üyesi bazı ülkelerde de ekonomik sıkıntılar yaşanabildiğini anlatan Bağış, ancak bugün Avrupa'nın hala kişi başına düşen gelir, refah seviyesi ve insan hakları standartlarında dünya coğrafyalarıyla kıyaslandığında en iyi konumdaki coğrafya olduğunu dile getirdi.

Almanya'nın bugünkü ihracatının Türkiye'nin 2023 yılı ihracat hedefinin 3 katı olduğunu hatırlatan Bağış, şunları kaydetti:

"Bizim dış ticaretimizin yüzde 50'den fazlası AB üyesi ülkelerdir. Ülkemizdeki yatırımların yüzde 85'i Avrupa'dan gelmektedir. Onun için bu ekonomik süreçte bazı sıkıntılar olabilir, biz de yaşadık. 1999-2000'li yıllarda bir anayasa kitapçığı fırlatıldığı zaman bu ülkede faizlerin yüzde 8 binlere çıktığını hatırlayın. Bakın o ülke, mali disiplinle, doğru kararlarla iyi bir iktidarla, istikrar ve güvenle bugün dünyanın en hızlı büyüyen ikinci ekonomisi olabildi. Şu anda Avrupa'nın en başarılı ekonomisiyiz. AB üyesi ülkelerin ekonomik buhran yaşamasının sebebi AB değildir, asıl sebep AB'nin kurallarına uymamalarıdır. Biz onların reçetesini onlardan daha iyi uyguluyoruz. Onun için de ekonomimiz hamdolsun bu bölgenin, coğrafyanın parlayan yıldızı. Bu kararlılıkla biz kendi reformlarımızı uygulamaya devam edeceğiz. Biz Türkiye'nin önüne açmaya kararlıyız. Allah mahcup etmesin, inşallah çok daha güzel yarınları hep birlikte gerçekleştireceğiz."

-Terör olayları

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Bağış, konuşmasının son bölümünü terör olayları ve uzun tutukluluk sürelerine ayırdı.

Türkiye için şu andaki en kritik ve en hassas meselenin terör konusu olduğunu ifade eden Bağış, "Adında barış ve demokrasi kelimeleri olan bir siyasi partinin maalesef terör örgütünün boyunduruğundan çıkamadığına hep birlike şahitlik yapıyoruz. Ben buradan, Urfa'dan, bu medeniyet, bu hoşgörü kentinden o partinin mensuplarına da bir çağrıda bulunmak istiyorum. ya adınızdan o kelimeleri çıkarın ya da o kelimelerin gereğini yapın" dedi.

Bu ülkede artık kardeşçe yaşamanın vaktinin geldiğini vurgulayan Bağış, bu ülkede fitneyle kardeşi kardeşe düşürmekle, istismarla hiç bir yere varılamayacağını, sorun özgürlüklerse AB Reformları çerçevesinde nereden nereye gelindiğinin ortada olduğunu, terör, şiddet ve kanla hiç bir yere varılamayacağını herkesin bilmesi gerektiğini söyledi.

Bunu hep beraber haykırmak gerektiğini, bu konuda yerel medyaya da büyük iş düştüğünü ifade eden Egemen Bağış, bu ülkede kardeşlik, birlik ve beraberlik için hep birlikte çaba harcanması gerektiğini kaydetti.

Kendisinin de aslen Siirtli bir aileden olduğunu hatırlatan Bağış, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu bölgenin insanın da artık terörden bıktığını, artık kardeşçe yaşamak istediğini, şu coğrafyada yaşanan fırsatları, aydınlık yarınlara çevirebilmenin heyecanı içinde olduğunu görüyorum. Ama maalesef biz bu sorunla uğraşırken büyük fırsatları kaybedebilme riskini de taşıyoruz. Bunun için bir an evvel bu konuda hep birlikte ter dökmemiz lazım. AK Parti olarak varlık sebebimiz birlik beraberlik ve kardeşliktir. Biz Türkiye'de inşallah bu terör belasıyla ilgili mücadelede de başarılı olacağız. Sayın Başbakanımızın vizyonuyla, önderliğiyle bu ülkede Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi her zamankinden daha güçlü bir şekilde ilerlemektedir. Projenin başarılı olabilmesi için bu ülkenin o dokusundaki hoşgörüyü, Hz. İbrahim'in ve Urfa'dan geçmiş bütün peygamberlerin bize aşıladığı o değerleri yeniden canlandırmak için desteğinize ihtiyacımız var."

Türkiye'de basın özgürlüğüyle ilgili aslında en kritik kanunların AK Parti iktidarı zamanında çıkarıldığını anlatan Egemen Bağış, Türkiye'de tutukluluk süreleri dahil her şeyin artık tartışabildiğini söyledi

Türkiye'nin asıl sorununun uzun tutukluluk süreleri olmadığını vurgulayan Bağış, her ülkede hatta birçok AB üyesi ülkede uzun tutukluluk süreleri bulunduğunu bildirdi.

Türkiye'nin asıl sorununun yargının yavaş işlemesi olduğuna değinen Bakan Bağış, şunları anlattı:

"Toplam nüfusumuz 74 milyon, 12 bin hakim ve savcımız var, bu oran çok az. Yaklaşık 10 yıldır iktidardayız. Bunun 8,5 yılında biz tek bir hakim veya savcıyı istihdam edemedik. Bir yandan hakim ve savcılarımız yaşlandı, emekli oldu. Bir kısmı aramızdan ayrıldı, bir kısmı görevinden istifa etti. Yerlerine birilerini yerleştiremedik. Her açtığımız imtihanı yargı, bir kararla iptal etti. Ta ki 12 Eylül 2010 referandumundan sonra Anayasa Mahkemesinin yapısı, Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu'nun yapısı biraz daha temsilci hale geldikten sonra biz ilk defa eleman alabildik. Elemanları da gidip parti kadrolarından almadık. İmtihan açtık, hukuk fakültesi mezunu gençlerimiz arasından bütün o süreçleri tamamlayanlar bu ülkede yargı mensubu olarak göreve başladı. Şimdi onlar eğitimlerini alıyorlar, işte stajlarını yapıyorlar ve belli bir noktaya geliyorlar. Ama Türkiye'de yargı sürecinin hızlanması için Cumhuriyet tarihinde yapılmadığı kadar adalet saraylarına, bilgisayar teknolojisine yatırım yapıldı."

- ŞANLIURFA

6/10 (5 kişi)
En Uygun Konut Kredisine Başvurmak Artık Çok Kolay. 15 Bankanın En İyi Şartları için Tıklayın!
  • Reklam
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12