Haber Tarihi: 05 Aralık 2011 Pazartesi Saat 18:00
Anadolu Ajansı  [3170955]

"Türk Kültüründe Kadın Hakları" Paneli


(KSÜ) İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr.Hamza Karaoğlan, Türkiye'de ensest ilişkilerin aklanarak sunulduğu televizyon dizilerinin, aile kavramını yıktığını söyledi.

Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi

(KSÜ) İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hamza Karaoğlan, Türkiye'de ensest ilişkilerin aklanarak sunulduğu televizyon dizilerinin, aile kavramını yıktığını söyledi.

Karaoğlan, KSÜ Kadın Sorunlarını Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından düzenlenen "Türk kültüründe kadın hakları" konulu panelde yaptığı konuşmada, Türkiye'de aile sisteminde sıkıntıların olduğuna dikkati çekti.

Televizyonlarda içerik yönünden aile kavramını bitirmeye çalışan yayınların yapıldığını savunan Karaoğlan, şöyle konuştu:

"Türkiye'deki aile konusunda sıkıntılı bir sistem var. Örneğin Kahramanmaraş'ta geçen yıl anlaşmalı boşanmaların haricinde bin 600 çift boşanmış, bu çok üzücü. Bizi ve milletimizi bir arada tutan aile kavramı aslında devletin de bekasıdır. Aileyle ilgili bir sıkıntı var. Bu sıkıntının oluşmasında Türkiye'deki ensest ilişkilerin aklanıldığı diziler etkili oluyor. Kadın programları etkili oluyor. Sabahtan akşama kadar, aile içinde en ufak sıkıntı bile olsa insanımız kadın programına bağlanıyor. "Bugün kocam bana sabahleyin ters baktı" gibi ifadeler kullanılıyor. Ben bu söylemlerin doğru olduğu kanaatinde değilim. Eskiden bizde büyük vardı, küçük vardı. Ailelerin olumsuzluklarına müdahale ederlerdi. Barıştırırlardı şimdi oda kalmadı. Dağılmış aile çocukları herhalde aile kavramının bitmeye başladığının Türkiye'deki en iyi örneklerinden biridir."

Türklerin kadın ve erkek arasında cinsiyet ayrımı yapmadığını kaydeden Karaoğlan, Türklerde kadının gerektiğinde devlet başkanı, gerektiğinde hakim, savcı va ev kadını olduğunu ifade etti.

Hristiyan dünyasındaki kadın algısıyla İslam dünyası ve doğu toplumlarındaki kadın algısının farklı olduğunu dile getiren Karaoğlan, Avrupa'da ve batı dünyasında kadınlara değişik bir obje gibi gözükse de, din ve evlilik konusunda bağlayıcı hükümlerin olduğunu söyledi.

Hristiyanların kadına bakışının çok olumlu olmadığını savunan Karaoğlan,

"Günümüzde feminist hareketlerden dolayı kadınlara haklar verilmiş gibi gözüküyor ama Hristiyanlığın kadınlar konusunda geçmişi çok karanlıktır. Çünkü kadınlar "cadı" oldukları gerekçesiyle yakılıyorlardı. Kazıklara oturtuluyorlardı. Batının cadılar bayramı kutladıklarına bakmayın, bunlar geçmişleriyle barışmak için cadılar bayramını kutluyorlar ama gerçekte kadınları cadı olarak görüyorlar" diye konuştu.

Medeni Kanunu İsviçre'den alan Türkiye'nin kadına Avrupa'dan daha önce çeşitli haklar verdiğini hatırlatan Karaoğlan, şöyle devam etti:

"Avrupa Türkiye'den farklı olarak flört denilen bir sistem geliştirdi. Kadınlar erkeklerle birlikte yaşıyorlar. Arkadaş oluyorlar. Bu yaşama şeklinde dini nikah yok, resmi nikah da yok. Bu arada çocukları oluyor sonra 3-5 yıl beraber yaşıyorlar ayrılıyorlar. Sonra başka bir kadın ve erkeğe gidiyorlar. İşte Avrupa'da böyle bir durum var."

Doç. Dr. Nuri Kahveci ise kadın İslam'ın yarattığı keremli ve en değerli varlık olduğunu söyledi.

En değerli varlığın en değerli şekilde muhafaza edilmesi gerektiğini vurgulayan Kahveci, "Ama günümüzde bunu göremiyoruz. Müslüman ve dindar olduğunu iddia eden insanların Allah'ın yarattığı bu değerli varlığa bakış açısı o dindarlıkları kadar olmamaktadır. Bu İslam dininin eksikliği değil, Müslümanım diyen insanların eksikliğinden kaynaklanmaktır. Bir kişi örnek olarak Hazreti Peygamberin hayatını örnek almalıdır. Hazreti Muhammed'in hayatına bakıldığında kız çocuğu yani kadın bir ciğerparedir. Peygamberimiz kız çocuklarına ayrı önem ve ehemmiyet vermiştir" dedi.

KSÜ Kadın Sorunlarını Araştırma ve Uygulama Merkezi Başkanı Prof. Dr. Şengül Karaman da, 5 Aralık tarihinin Türk kadının için ayrı bir öneminin olduğunu söyledi.

"5 Aralık 'kadına seçme ve seçilme hakkının verilişinin yıl dönümü ve Kadın Hakları Günü'dür" diyen Karaman, 1930 yılında belediye kanunu ile ilk kez belediyelerde seçme ve seçilme hakkı kazanan Türk kadınının 5 Aralık 1934 yılında milletvekili seçme ve seçilme hakkını kazandığını kaydetti.

Mustafa Kemal Atatürk, milli mücadelede erkeklerle omuz omuza savaşan Türk kadınına seçme ve seçilme hakkını bir görev ve sorumluluk olarak bildiğini hatırlatan Karaman, "Bu sayede Türk kadını özlediği haklarına bir çok çağdaş ülke toplumundaki kadınlardan daha erken elde etmiştir. İtalya'da kadınlara seçme ve seçilme hakkı 1938 yılında, Japonya'da 1951 yılında, medeni kanunlarını aldığımız İsviçre'de ise 1971 yılında hak verilmiştir" ifadelerini kullandı.

Başkanlığını Prof. Dr. Ali Kirman'ın yaptığı panelde ayrıca Kibar Özdemir de

"Kadın ve siyaset" konulu bir konuşma yaptı.

Panele, KSÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Uğur Yıldırım, AK Parti Kadın Kolları Başkanı Nursel Reyhanlıoğlu, Kent Konseyi Başkanı Zeynep Arıkan, öğretim görevlileri ve öğrenciler katıldı.

- Kahramanmaraş

5/10 (1 kişi)
  • Reklam
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12