Tunceli Üniversitesi 4. Yaşına Girdi

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Tunceli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Durmuş Boztuğ, Tunceli Üniversitesi'nin terörle mücadeleye katkısını anlattı.

Tunceli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Durmuş Boztuğ, "Edebiyat Fakültesine kurduğumuz Zaza Dili ve Edebiyatı, Kurmanci Dili ve Edebiyatı, Arap Dili ve Edebiyatı bölümleri, bir noktada terörle mücadelenin kültürel, insani ve sosyal boyutunu oluşturan entegre bir parçası olarak değerlendiriyorum" dedi.

Prof. Dr. Durmuş Boztuğ, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Tunceli Üniversitesinin şu anda 4. yaşına girdiğini söyledi.

-"200 öğrenciden 4 bin öğrenciye çıktık"-

2008 yılının eylül ayında rektör olarak atandığı andan itibaren, yaklaşık 200 öğrenci varken, bugün öğrenci sayısının 4 bine çıktığını bildiren Prof. Dr. Boztuğ, şunları söyledi:

"Yaklaşık 30 personelimiz varken bugün 600 küsur personele çıkmış bulunuyoruz. Üniversitemizin hizmet verdiği birimler, Fırat Üniversitesi Tunceli Meslek Yüksek Okulundan bize devredilen milli emlaka ait binalar ile süreç içerisinde Tunceli'deki çeşitli kamu binalarının bakım onarımını yaptırarak kullandığımız binalar ve kendi yaptırdığımız prefabrike derslikler, laboratuvarlar ve atölyelerden oluşmaktadır. Asıl kampüsümüz TOKİ tarafından yaptırılmaktadır. Kampüsümüz toplam 600 dönüm arazi üzerine planlanan 145 bin metrekare kapalı alanı olan ve 5 etap halinde planlanan bir kampüstür. Akademik olarak 3 fakülte ile kurulmuştu üniversitemiz. Bunlar mühendislik, iktisadi idari bilimler ve su ürünleri fakültesi. Bugün itibariyle edebiyat fakültemizi kurmuş bulunuyoruz. Sağlık Yüksek Okulunu kurmuş bulunuyoruz. Bu akademik ünitelerimizin yanında ayrıca, Munzur Su Ürünleri Uygulama ve Araştırma Merkezi, Küçük Baş Hayvancılık Uygulama ve Araştırma Merkezi, Sürekli Eğitim Merkezi, Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü gibi uygulama ve araştırma merkezlerimizi de kurmuş bulunuyoruz."

-"Üniversite bünyesinde ilk kez adında Alevilik olan bir merkez kuruldu"-

Araştırma merkezleri içerisinde yöredeki önemli bir eksiklik olarak gördükleri Alevilik konusunda bir uygulama ve araştırma merkezi kurduklarını hatırlatan Prof. Dr. Boztuğ, "Ülkemizde ilk defa adında Alevilik olan bir merkez kuruldu. Alevilik Uygulama ve Araştırma Merkezi" dedi. Prof. Dr. Boztuğ, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Tunceli Üniversitesinin geliştirilmesini, vizyonumuzu, misyonumuzu hazırlarken, gördük ki yöremizde 70-80 yıldır biriken insani ve sosyal sorunlar var. Bu insani ve sosyal sorunların bitmeden veya bunlar hal olmadan üniversitemizin gelişmesinin, istediğimiz düzeyde, uluslararası bilimsel camiada sözü geçen bir üniversite olmasının mümkün olmadığını görmüş bulunuyoruz. Çünkü, gerek kaliteli eğitim öğretim üyesi bulmada, gerek öğrenci profilimizde gerek diğer eleman profilimizde, yöremizdeki bu insani ve sosyal sorunlar engel olmakta. Bu sorunlara baktığımızda başlıca iki tane önemli sorun göze çarpıyordu. Bunlardan biri yöre halkımızın inanç motifi, diğeri de anadil motifleriydi.

Yöre halkının büyük bir bölümü Alevilik inancına sahip. Bu yurttaşlarımızın inanç motiflerindeki edebi eserler, daha çok sözlü edebiyat, dededen toruna, babadan oğula günümüze kadar geçen bir süreçte gelmiştir. Biz istedik ki Alevilik konusundaki yöre halkının dinsel motiflerindeki bu sözlü eserler yazılı haline dönüştürülsün. Kitaplar, CD'ler halinde gelecek kuşaklara aktarılsın.

Yine Alevilik konusunda, panel, kongre, konferans, bilimsel toplantı, seminer, çalıştay benzeri etkinlikler yapılarak ortaya çıkarılsın. ve bu konuda 3 yıl içerisinde iyi bir mesafe aldığımıza inanıyorum. Önümüzdeki yıl yapacağımız sempozyumun adı 'Cem İbadetinde Semah Uluslar Arası Sempozyumu'. Bu sempozyumu biz Tunceli Üniversitesi Alevilik Uygulama ve Araştırma Merkezi şemsiyesi altında düzenleyeceğiz. Bunun kararını da Elazığ, Malatya, Sivas, Erzincan ve Tunceli'deki toplam 16 dedemizin katılımıyla aldık. Bu merkezimiz sayesinde Alevi kardeşlerimizin, Cemevlerinde yürüttükleri cemin bir ibadet olduğu, semahın da bu ibadetin parçası olduğunu en azından tespit ve tescil etmiş durumdayız."

-Milyonlarca vatandaşımızın konuştuğu dil

Yörede gördükleri diğer önemli bir problemin ise anadil problemi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Boztuğu, şunları söyledi:

"Yöre halkımızın büyük çoğunluğu Zazaca konuşmakta. Bir kısmı Kurmanci konuşmakta. Az bir kısmı da ana dilleri bazında Türkçe konuşuyor. Geldiğim günden beri bu vatandaşlarımızda gördüğüm özellikle Zazaca konuşan yurttaşlarımızda, bir kuşku, bir endişe vardı. Hepsi de dillerinin yok olmak üzere olan bir dil olduğunu, UNESCO tarafından ölmek üzere olan diller ailesine alındığından şikayetçi ve endişelilerdi. Ülkemizde Dil Tarih ve Coğrafya Fakültemizde eskiden insanoğlu tarafından kullanılan bazı dillere ait 4 yıllık bölümler var. Mesela Sümer Dili ve Edebiyatı, Hitit Dili ve Edebiyatı ve benzeri bölümler var. Burada 4 yıllık eğitim veriliyor. Çocuklarımız gidiyor o dönemde kullanılan bu dil ile yazılmış tarihi eserleri, yazıtları, taşlar üzerine işlenmiş bazı motifleri inceleyerek kültür hayatımıza katkıda bulunuyorlar. Bu çok güzel bir şey ama bizdeki eksiklik şuydu; bizim bugün milyonlarca yurttaşımız, özbeöz Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin yurttaşının konuştuğu bu dillerin ise ülkemizde herhangi bir üniversitede eğitimi verilemiyordu. Biz seçmeli Zazaca, Kürtçe dersleri koyduk. Bu amaçla Üniversitemizin Edebiyat Fakültesi'nde Doğu Dilleri ve Edebiyatı Bölümü kurmak ve bu bölüm altında da ülkemizde konuşulan bu dillerden Zaza Dili ve Edebiyatı, Kurmanci Dili ve Edebiyatı, Arap Dili ve Edebiyatı bölümlerini kurduk."

-"Büyük devlet, etnik, dini ve kültürel farklılığı zenginlik olarak gören devlettir"

Ülkenin yaklaşık 30 yıldan beri Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da malum nedenlerle ortaya çıkan terörle mücadele ettiğini anlatan Prof. Dr. Boztuğ, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu mücadele süreci içerisinde devlet büyüklerimiz, hükümet büyüklerimiz görüşleri, partileri, düşünceleri ne olursa olsun mütemadiyen şunu dile getiriyorlar: 'Efendim terörle mücadele sadece askeri, polisiye önlemlerle değil aynı zamanda iktisadi, ekonomik, bilimsel, sosyal, kültürel tedbirlerde alınmalı.' İşte bizim üniversitemiz Edebiyat Fakültesi bünyesinde kurduğumuz Zaza Dili ve Edebiyatı, Kurmanci Dili ve Edebiyatı, Arap Dili ve Edebiyatı bölümleri bir noktada terörle mücadelenin kültürel, insani ve sosyal boyutunu oluşturan entegre bir parçası olarak değerlendiriyorum."

Bazı kesimlerin 'Benim kimliğim inkar ediliyor, benim inancım inkar ediliyor, benim anadilim inkar ediliyor' dediklerini hatırlatan Prof.Dr. Boztuğ,

"Bazı alanlarda, bazı konularda haksız da değiller. Biz bu haksızlıkları ortadan kaldırmak için, bu istismar konularını ortadan kaldırmak için bu adımları atıyoruz. Öyle inanıyorumki, ülkemizde her alanda hukukun, demokrasinin, insan haklarının evrensel normlara yerleşmesine çalışmamız lazım. Örneğin bizim Alevilik Araştırma ve Uygulama Merkezini açıp Alevi kardeşlerimizin Cemevilerinde yaptıkları cemin bir ibadet olduğunu tespit ve tescil edilmesi. Yine anadilleri Zazaca ve Kurmanci olan yurttaşlarımızın anadillerini öğrenebilmeleri için 4 yıllık bölümler açma faaliyetlerimiz, ülkemizde demokrasinin, hukukun, insan haklarının evrenselleşmesinin bir yansıması olarak değerlendiriyorum. Bu büyük devletlerin, büyük milletlerin yapabileceği bir iş olarak değerlendiriyorum. Çünkü büyük devletler, vatandaşların etnik köken farklılığını, anadil farklılığını, inanç farklılığını bir kavga, dövüş, ayrılma sebebi değil bir zenginlik olarak görürler. Buna göre tedbirlerini alırlar. Şu anda benim yapmaya çalıştığım işte bu."

-"Her türlü tehdit ve hakarete rağmen doğruları yapmaya devam edeceğiz"-

Ülkedeki insanların bir kısmının ise kendileri gibi düşünmediğini de söyleyen Prof. Dr. Boztuğ, şu ifadeleri kullandı:

"Onlar da bu yaptığımız işlerin ülkemizi böleceği, parçalayacağı, ülkemizi ayıracağı şeklinde düşünüyorlar. Ben onların bu düşüncelerine saygı duyuyorum ama katılmıyorum. Bu düşüncelerini ifade edebilme özgürlüğüne sahip olmalılar. Ancak bu düşüncelerini ifade sırasında da beni ölümle tehdit etme, çok ağza alınmayacak hakaretlerle de anmamaları gerekir. Onlar da benim bu düşünceme katılmıyorlarsa düşünceme saygı duymak durumundalar ve bu düşüncelerimi ifade etmeme rıza göstermek durumundalar. Ben o yurttaşlarımızın aksine bu yaptığımız faaliyetlerin şöyle olacağını düşünüyorum. Bizim yaptığımız faaliyetler yani Alevilik Uygulama ve Araştırma Merkezinin kurulması, Zazaca ve Kurmanci Dili Edebiyatının kurulması aksine bizim bölünmemizi, parçalanmamızı değil, devlet, millet, vatandaş, ülke olarak daha çok kaynaşmamızı, birbirimize saygı sevgi duymamızı, biri birimizin hakkını hukukunu tanımamızı, ortak yaşama kültürümüzü geliştireceğine inanıyorum."

Türkiye'nin geleceğinin iyi olacağına olan inancını vurgulayan Boztuğ, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Her türlü tehdit ve hakarete rağmen biz Allah'ın doğrularını yapmaya devam edeceğiz. Doğru bildiklerimizi yapmaya devam edeceğiz. Kadere inanan bir insanız. Cenab-ı Allah alnımıza ne yazmışsa başımıza o gelir. Hiçbir şekilde biz milletimize, devletimize, hükümetimize, ülkemize hizmetten geri kalmayacağız. Bizim bugün yaptığımız bu uygulamalar, Alevilik Uygulama ve Araştırma Merkezini kurmamız, başına bir Alevi dedemizin getirilmesi, Zaza Dili ve Edebiyatı, Kurmanci Dili ve Edebiyatı bölümlerinin açılması belki bugün bazı yurttaşlarımızı rahatsız edebilir. Belki bugün bunun değeri anlaşılmayabilir. Ama ben inanıyorum ki çok yakın bir gelecekte, 3-5 yıl gibi, 8-10 yıl gibi yakın bir gelecekte bizim yaptığımız bu işlerin ne kadar doğru olduğu, ne kadar iyi olduğu, birliğimizi, beraberliğimizi, dirliğimizi, düzenimizi pekiştirme yolunda ortak yaşama kültürümüzü geliştirme yolunda birbirimize etnik kökenimiz, anadilimiz, inancımız ne olursa olsun saygı duymamızı, sevgi duymamızı gerektirecek bir ortam hazırlamamıza ne kadar faydalı olduğunu çok yakın bir zaman içerisinde gelişeceğine inanıyorum. O nedenle Tunceli Üniversitesi rektörü olarak biz yaptığımız bu uygulamayla ülkemize, milletimize, ülkemizin ve milletimizin geleceğine büyük hizmet ettiğimize inanıyorum."

-"Öğrenci karar makamı YÖK ve ona göre gereğini yapacağız"-

Zaza Dili ve Edebiyatı, Kurmanci Dili ve Edebiyatı, Arap Dili ve Edebiyatı bölümlerine öğrenci alma prosedürünün YÖK'ün çerçeve yönetmeliğinde belirtildiği gibi olacağını da anlatan Prof. Dr. Boztuğ, "Her bölüme doktoralı en az 3 öğretim görevlisi bulup ondan sonra YÖK'e arz edeceğiz. Öğrenci karar makamı YÖK ve ona göre gereğini yapacağız. Şu anda Zaza Dili ve Edebiyatı bölümüne öğretim görevlisi bulmada sıkıntımız olmayacak. Çünkü Tuncelili bazı kardeşlerimiz Almanya'da Berlin Teknik Üniversitesinde Zazaca doktoralarını tamamlamışlar o kardeşlerimizden yararlanacağız. İnşallah kısa zamanda Kurmanci dilinde de doktora yapan öğretim görevlilerimizi bularak üniversitemize kazandıracağız" diye konuştu.

- TUNCELİ

Kaynak: AA