TÜDEF Genel Başkanı: Bağımsız Çevre Ve Gıda Otoritesi Oluşturulmalı

Yılmaz, Türkiye'de üretim, dağıtım, depolama ve satış noktaları dikkate alındığında 500 bine yakın gıda noktası bulunduğunu ve mevcut personellerle bu noktaların 3 yılda bir denetlenebildiğini söyledi
Bursa'da konuşan Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) Genel Başkanı Sıtkı Yılmaz, Türkiye'de üretim, dağıtım, depolama ve satış noktaları dikkate alındığında 500 bine yakın gıda noktası bulunduğunu ve mevcut personellerle bu noktaların 3 yılda bir denetlenebildiğini söyledi.
Yılmaz, "Tüketicinin, kendi sağlığı ve güvenliği adına karar veren kurum ve kurullarda 'Temsil hakkı'nın sağlanması ya da siyasi ve idari kaygılardan uzak bağımsız çevre ve gıda otoritesine ihtiyaç duyulmaktadır" dedi. TÜDEF Genel Başkanı Sıtkı Yılmaz, son günlerde gıdada yaşanan olumsuzluklarla ile ilgili Bursa'daki hizmet binasında basın toplantısı düzenledi.
Ortaya çıkan risklere dikkat çekmek istediklerini söyleyen Yılmaz, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'ndan 2010 yılına ait gıda denetim sonuçlarının kamuoyu ile paylaşılmasını istediklerini, taleplerine olumlu yanıt verilmediği için bakanlığı protesto etmek üzere kapısına siyah çelenk bıraktıklarını kaydetti.
Bakanlığın, artık gıda denetim sonuçlarını kamuoyu ile paylaşmak konusunda gönülsüz davrandıklarından kuşkularının bulunmadığını anlatan Yılmaz, şunları söyledi:
"Başlangıçta 'Ticari sır' gerekçesini ileri süren bakanlığa, bu yıl Nisan ayı başında 2010 yılı denetim sonuçlarının açıklanmasını istemiştik. Bakanlığın TÜDEF'e gönderdiği cevabi yazısında '... açıklamasını istediğiniz gıda denetim raporlarının henüz tamamlanmadığını, 13 Aralık 2010 tarihinde yürürlüğe giren 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu kapsamında yönetmelik çalışmaları halen devam etmekte olup, kamuoyuna açıklanacak bilgilerin çerçevesi bu yönetmelikle belirlenecektir' denilmiştir. Yargı, gıda denetim sonuçlarının tüketiciye verilmesi önünde bir engel görmezken, bakanlığın yönetmeliği öne sürmesi tüketici ve kamu sağlığına verdiği önemi göstermektedir. Ne acıdır ki, yasanın yürürlüğe girdiği tarihten bu güne 7 ay geçmesine rağmen ilgili yönetmelik hazırlanamamıştır. "
Gıdada ortaya çıkan ilaç kalıntısı, kimyasallar, yapay tatlandırıcılar ve gıda zehirlenmeleri yanında son günlerde çaya domuz kanının da karıştırıldığına dair haberler yayınlandığını hatırlatan Yılmaz, Türkiye'de üretim, dağıtım, depolama ve satış noktaları dikkate alındığında 500 bine yakın gıda noktası bulunduğunu belirterek, şöyle devam etti:
"Bu gıda noktaları mevcut personelle ancak 3 yılda bir, sıklıkla denetim görebilmektedir. Yapılan denetim sonuçları da kamuoyu ile paylaşılmamaktadır. Ayrıca kaçak ve kontrolsüz gıda ayrı risk oluşturmaktadır. Bu durum tüketicinin, dolayısıyla kamunun ciddi bir risk altında olduğunu göstermektedir. Tüketici riskli gıda hakkında ancak ölüm ve yaralanma ve zehirlenmeler nedeniyle bilgi sahibi olabilmektedir. Gerek son günlerde kaçak içkide yaşanan ölümler, gerekse kaçak içki imalatına yönelik operasyonlar ve Mersin'de İl Tarım Müdürlüğü'nün de içinde bulunduğu kaçak gıda operasyonları ve Kütahya'da siyanür tehlikesi yaratanlara karşı devletin aczi, ülkemizde birşeylerin yolunda gitmediği ve tüketicinin sağlığının yeterince korunmadığı, kar hırsına ve siyasi kaygılara kurban edildiği görülmektedir. Tüm bu olup bitenler göz önüne alındığında, tüketicinin en temel haklarından 'Temsil Hakkı'nın kamu tarafından engellendiği için tüm bu risklerle karşı karşıya kalmaktadır. Bu nedenle tüketicinin, kendi sağlığı ve güvenliği adına karar veren kurum ve kurullarda 'Temsil hakkı'nın sağlanması ya da siyasi ve idari kaygılardan uzak bağımsız çevre ve gıda otoritesine ihtiyaç duyulmaktadır. " - Bursa












