"Tsyd 49. Yıl Sporun Zirvesi Semineri"
Ali Korkmaz - Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim, "Bugün aldığımız sonuçlar, Galatasaray'ın geleceği açısından ümit verici ama amacımız Galatasaray'ın geleceğini dizayn etmektir" dedi.
Ali Korkmaz - Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim, "Bugün aldığımız sonuçlar, Galatasaray'ın geleceği açısından ümit verici ama amacımız Galatasaray'ın geleceğini dizayn etmektir" dedi.
Terim, Antalya'da düzenlenen "Türkiye Spor Yazarları Dermeği (TSYD) 49. Yıl Sporun Zirvesi Semineri"nin ilk gün son oturumunda spor yazarı Ahmet Çakır'ın yönettiği "Dün nasıl başardık, bugün ne yapmalıyız-" başlıklı oturuma katıldı.
Teori ile pratiğin her zaman tutmayabileceğini, her teknik adamın sezon başında belli hedeflerle başlamasına rağmen istediklerini başaramayabildiğini belirten Fatih Terim, 1996'daki Avrupa Futbol Şampiyonası'na gidilmesiyle birlikte bir çok ilkin yaşandığını savundu.
Terim, Türkiye'de başarıya zaten olması gereken bir şey olarak bakıldığını dile getirerek, yakalanılan başarılara nasıl gelindiği ve nasıl o noktada kalınması konusunda düşünülmediğini söyledi.
1996 Avrupa Futbol Şampiyonası elemeleri kura çekiminden sonra halkı ve basını ikna edememeleri halinde şampiyonaya gidemeyeceklerini söylediğini hatırlatan Terim, O şampiyonanın herkesin hep beraber olduğu ve birbirine yardım ettiği ender şampiyonalardan biri olduğunu, o şampiyonanın ardından bugüne kadar çeşitli başarıların elde edildiğini kaydetti.
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Fatih Terim, 2008 Avrupa Şampiyonası'ndaki kondisyon ekibine karşı bir tavrının olmadığını, o ekibin tercih edenin kendisinin olduğunu açıkladı.
2006 Dünya Kupası'nda Alman Milli Takımı'nın 5-6 kişilik ekibin ABD'li olduğunu gördüğünü kaydeden Terim, "O işi biraz irdeledim. O günkü şampiyonayı biraz hatırlayacak olursak, fiziği en güçlü Almanya geliyordu. Ama bu orantı çok enteresan düşüncelere sebep oldu. Bu konuda iki arkadaşla ABD'de toplantı yaptık ve bir ekibi kendi bünyemize kattık ve bu riskti, sorumluluktu, ben de bu sorumluluğa adım attım. Milli takımın istatistiklerde daha fazla koştuğunu, daha mücadele ettiğini gördük. Galatasaray'a geldikten sonra da o arkadaşlarımdan bir tanesi bizimle çalışıyor."
Terim, o günkü seçiminden çok memnun olduğunu bildirerek, "Futbolda tekniğiniz iyi, sisteminiz doğru işliyorsa, onu fiziğinizle tamamlarsanız. Fiziğiniz ne kadar iyi olursa olsun, futbol adına yaptığınız doğru işler yoksa bir şey yapamazsınız. Scott'ın yanındaki bir kaç arkadaşımızın gelişimine katkı vermesini istiyorum. Ben ABD'lilerin fizik açısından daha iyi olduğunu düşünüyorum" dedi.
Galatasaray'da bir başarı öyküsü yazmaktan öte Galatasaray'ın geleceğini inşa etme çabası içinde olduklarını aktaran Terim, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bugün aldığımız sonuçlar Galatasaray'ın geleceği açısından ümit verici ama amacımız Galatasaray'ın geleceğini dizayn etmektir. Büyük kulüplerde çalışmak kolay değil, çünkü tek hedefiniz var. Diğer düşünceler o hedefiniz yanınızda itibar görmüyor. Önceliği herkes şampiyonluğa vermiş durumda. Galatasaray'a sayın başkanımızın, yönetici arkadaşlarımızın ve camiamızın teveccühü ile geldik. Durmaksızın çalışıyoruz, çok yoğun bir şekilde 24 saat, 365 gün hedefiyle devam ediyoruz. Şu anda iyiyiz ama yolun başındayız, yapacak çok işimiz var, çok konuşmak yerine çok iş yapmayı hedefliyoruz. Tüm önerileri, eleştirileri dikkatle inceliyoruz ve takip ediyoruz, alternatif görüşlere saygı duyuyoruz. Bir başarı öyküsü herkesin katkısıyla oluyor."
-"Doğru teşhis"-
Fatih Terim, göreve geldiklerinde teşhisi doğru koyduklarını belirterek, şöyle devam etti:
"Göreve geldiğimizde ilk yapmamız gereken teşhisti. Kulübümüz ve futbol takımının işleyişini, dinamikleri inceledik, doğru bir teşhis koyduk. Uygulamalara kısa ve orta vadede bakış açımız böyleydi ve yakın zamanda da uygulamış durumdayız. Yakın zamanda da daha önemli planlarımızı ve yeniliklerimizi paylaşacağız. Geldiğimizde skor tabelasında ne yazarsa yazsın, Galatasaraylıların övünüleceği bir takım yaratma düşüncesindeyiz demiştim."
Oyuncularına da gösterdikleri mücadeleden dolayı teşekkür eden Terim,
"Futbolcularım müthiş iyi niyetli ve özverili yaklaşımlarla Galatasaraylıların gurur duyacağı bir takım oldu ama daha yolun başındayız" ifadelerini kullandı.
-(A) Milli Takım'a veda etmesi-
Fatih Terim, 2010'da Milli Takım'a veda ettiğini ve veda ederken Türk futbolu için 10 tane öneri sunduğunu belirterek, şunları kaydetti:
"Ancak, gelen arkadaşlarımızın doğal olarak yönetime farklı şeyleri söylememi beklediği için benim konuşmalarım ilgi görmedi. Bırakırken, dostane bir şekilde bırakmayı yeğleyen benden sövmemi beklendiği bir durum olduğu için çok önemli şeyler söylememe rağmen, o günkü bir çok arkadaşımızın beklentisinin dışına düştüğümden Türk futbolu ile söylediğim altın değerinde 10 tane şey -ki zaman beni haklı çıkarmasaydı keşke, ama biraz güme gitti. Doğal olarak o zamanki federasyon başkanına, yanındakilere gerekenini söylenmesiydi herhalde herkes için ama ben tam tersi başka şeyler işaret etmiştim ama olmadı. 2010'dan itibaren kendilerine göre en iyisini yapmaya çalıştılar. Hiddink geldi, o da dünya çapında bir antrenördü. Bayağı da uğraştılar, bir çok insan gelmesinde rol oynamıştır. İsimlerini zikretmeye gerek yok. Sizin bilmediğiniz isimleri biz biliriz. Olmayınca olmuyor, bunun yerlisi, yabancısı yok. Şimdi tekrardan bir düzen var. Ümit ediyorum iyi olur inşallah. Herkes samimi şekilde yardım etmelidir. Ben kendi adıma o süreyi açıkçası bir televizyon kanalında veya bir gazetede geçirmek istemedim. Bir kişi de antrenörlük yapmadığı zaman bu işi yapmasın dedim, ben kalayım dedim. Antrenörlüğü bırakırsam, bu işi en iyi şekilde yapayım diye düşündüm. Ümit ediyorum sayın Aydınlar ve yönetimi ve seçtiği arkadaşlar başaracaklarıdır. Bize düşen bir görev varsa her zaman yapacağımızdan ve yaptığımızdan emin olsun. Federasyon bizim federasyonumuz, milli takım bizim milli takımımız, üzerimize düşen neyse yaparız."
-Türk futbolunun geçirdiği dönem-
Fatih Terim, Türk futbolunun tarihinde olmadığı kadar çok zor bir dönemden geçtiğini söyleyerek, şunları kaydetti:
"Türk futbolunun bu duruma gelmesine yine futbol içindeki bazı unsurların uygulamalarının sebep olduğu da düşünülmektedir. Türkiye'de futbolu yönetmek, Türkiye Futbol Federasyonu'nda yöneticilik yapmak her zaman zor olmuştur. Allah hem başkana, hem yönetim kuruluna, karar vericilerine yardımcı olsun. Saha yaparsınız, altyapıda eğitim verirsiniz, statları düzene sokarsınız, bir çok panel, oturum başarırsınız ama iki şey vardır. Hakemlerin başarısı, milli takımın başarısı. Bu olmadı mı hepimiz Ankara'ya genel kurula gideriz. Maalesef ama böyle. Kamuoyundaki algısı bu. Bu bir şanssızlıktır. Bu sefer bu zorluğun üzerine bu zorluk da binmiştir. Başarının bunlarla sınırlandırıldığı bir ortamda, geniş taraftar grubuna yatırım yapan kulüplerimizin de düştüğü sıkıntıyı düşünürsek, Futbol Federasyonumuzun durumunun ne kadar zor olduğunu açık ve net şekilde görürüz. Çünkü, o kulüplerimizin de durumu bir hayli zordur. Futbol Federasyonun zorluluğunun esas altında yatan kulüplerimizin sadece şampiyonluğa, futbol federasyonumuzun iki unsura dayalı olması, maalesef bugünkü gibi üretemeyen bir sıkıntılı duruma gelmiştir. Şampiyon oldun oldun, olamadın kötüsün. Olmadı devirelim gitsin, başka bir yönetim gelsin. Dolayısıyla istikrarsızlık ve üretemeyen bir durum olmuştur. Sonuçta futbolu yönetenler bugün daha zor bir dönem yönetmek durumda kalmıştır. Ancak, iyi kaptanlar da dalgalı denizlerde belli olur. Biz de Futbol Federasyonu başkanımız ve yönetim kurulunun iyi kaptan olduğunu ve bizi bu durumdan kurtaracağını düşünüyorum. Şimdi harekete geçme zamanıdır. Marifet iltifata tabidir. Marifetli insanları öne çıkarmamız lazım. Savaşarak, dövüşerek zamanımızı harcayacağımıza, birbirimize destek olarak yeni bir şeyler yapmamız lazım. İyi örnekleri çoğaltarak, özendirerek, onları iyi seviyeye getirmek de önemli bir hizmettir."
- ANTALYA














