TSK Dergisinde, "Küreselleşme ve Türkiye" Makalesi

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Türk Silahlı Kuvvetler Dergisinin Son Sayısında da Dünyayı Küçük Bir Köye Çeviren Küreselleşme Konusu Ele Alındı.

Türk Silahlı Kuvvetler dergisinin son sayısında da dünyayı küçük bir köye çeviren küreselleşme konusu ele alındı.

Dergide yayınlanan makalede, küreselleşmeyle birlikte Türkiye'nin en büyük sorununun, "Türkiye'yi parçalama çabaları" olduğu kaydedildi. Makalede, yakın gelecekte dünyadaki gelir adaletsizliği sebebiyle din adamlarına fikir adamları ve politikacılardan daha fazla rağbet edileceği de iddia edildi. Türk Silahlı Kuvvetler Dergisi'nin ekim ayı sayısında Ordonat Binbaşı Soner Dedeoğlu kaleme aldığı 'Küreselleşmenin Sosyo-Ekonomik Yansımaları, Gelişme yolundaki Ülkeler ve Türkiye' başlıklı makalesinde

küreselleşmenin çarpıcı boyutlarını ortaya kondu. Doğu bloğunun dağılmasıyla birlikte Avrasya bölgesinde önemli bir otorite boşluğu oluştuğu belirtilen makalede, Balkanlar, Kafkasya, Ortadoğu ve Orta Asya'da sıcak savaşların yaşandığı bu olumsuz sürecin Türkiye'nin güvenliğini ciddi boyutlarda tehdit ettiği kaydedildi. Makalede, küreselleşme sebebiyle milli yapıların parçalanması için etnik kimlikçilik, cemaatçilik, kültürel farklılık gibi alt kimlikleri taşıyan politikaların kasıtlı olarak

geliştirildiğine dikkat çekilerek, Türkiye gibi milli toplum ve devlet yapılanmalarının dağıtılmaya çalışıldığı ve günümüz şartlarında Türkiye'nin en büyük sorununun parçalama çabaları olduğu iddia edildi. Türkiye'nin önüne Avrupa Birliği'ne giriş şartları ya da küreselleşme sürecine uyum sağlama şartları adı altında Türkiye'nin devlet ve toplum yapısını tümden bozabilecek öneriler sunulduğu kaydedilen makalede, Türkiye'nin bu önerileri dikkate almaması durumunda çağ dışı kalacakmış gibi zorlayıcı bir

atmosfer oluşturulmaya ve kamuoyunun hiç durmadan yabancı kaynaklı çözümler aramaya itildiği belirtildi. Makalede, Türkiye'nin dış etkenler sonucu içine sürüklendiği çıkmazdan kurtulmak için milli çıkarlarına öncelik verecek politikalara ve programlara ihtiyaç duyduğu belirtilerek, Türkiye'nin ulus devlet yapısını ne pasına olursa olsun koruması gerektiği ve tam bağımsızlın her alanda bağımsızlık olduğunun anlaşılması gerektiği vurgulanıyor.

Makalede, Türkiye'nin küreselleşmenin ve yeni dünya düzeninin kaybedenleri değil kazanları tarafında olması için milli bir strateji izlemesi gerektiği de belirtilerek, Türkiye'nin AB'ye üyeliğinin öncelikli hedef olması, ama AB dışında, Kafkasya ve Orta Asya'daki Türk Cumhuriyetleri ile Latin Amerika ülkeleri ve Afrika ülkeleri ile ilişkilerin geliştirilerek, AB'ye alternatif ittifak çalışmalarının ivedilikle sonuçlandırılması gerektiği savunuldu. Makalede ayrıca, 1990 yılından 2006 yılına kadar geçen 16

yıllık sürede, gelişmekte olan ülkelerin dünya nüfusundaki oranlarında düşüş yaşanırken dünya gelirlerindeki payında ciddi artışların olduğuna dikkat çekildi. Dünyada giderek zengin ülkelerin daha zengin fakir ülkelerin ise daha fakir bir hal aldığı ve önümüzdeki yıllarda dinsel akımların dünyanın her tarafında ortaya çıkan sefalete sığınak oluşturacağı savunularak, din adamlarına fikir adamlarından ve politikacılardan daha fazla rağbet gösterileceği iddia edildi. Bu arada, ırkçılık ve kültürel

milliyetçilik akımlarının hızla çoğalmasının dünyada çeşitli parçalanmalara yol açacağına değinilen makalede, küreselleşme sonucu gelişen para hırsı, kin ve vahşet gibi duyguların toplum hayatında önemli yaralar açacağı belirtildi.

(TAN-MAY-ÖK-Y)

Kaynak: İhlas Haber Ajansı