TOBB 63. Genel Kurulu... (3)
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Yargının Hem Bağımsız, Hem de Tarafsız Olmasını Beklemek ve İstemek Durumunda Olduklarını Belirterek, "Hiçbir Kişi ya da Kurum Eleştiriden Muaf Tutulamaz.
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, yargının hem bağımsız, hem de tarafsız olmasını beklemek ve istemek durumunda olduklarını belirterek, "Hiçbir kişi ya da kurum eleştiriden muaf tutulamaz. Zira eleştiri olmayan yerde kimse kendini yenileyemez, kendini geliştiremez. Yeter ki, eleştiri hakarete dönüşmesin. Çağdaş bir demokraside hiçbir kurum, kendine anayasa ve yasalarla verilmiş görevler dışında bir misyon üstlenemez. Hukukun ve adaletin dışına çıkmakla korunabilecek bir sistem, esasen korunmaya değer değildir" dedi.
TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi'nde düzenlenen TOBB 63. Genel Kurulu'nda bir konuşma yapan TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, 2001 krizinden bu yana çok çalıştıklarını ve Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik başarılarından birine imza attıklarını söyledi. Son 6 yılda, ortalama yüzde 6.8 gibi muazzam bir büyüme oranına ulaştıklarını ifade eden Hisarcıklıoğlu, bu sayede uzun zaman sonra ilk defa, Türkiye'yi yeniden lider ülke yapma ve dünya ekonomilerinin birinci ligine yükseltme fırsatını yakaladıklarını belirtti. Hisarcıklıoğlu, geçmişteki başarının hep devam edecekmiş sanıldığını ifade ederek, 2006'dan sonra ekonominin geri planda kaldığını ve reform sürecinin aksadığını söyledi. Yapılması gerekenler göz ardı edilirken, problemlerin artmaya devam ettiğini dile getiren Hisarcıklıoğlu şunları kaydetti:
"İhracatçımız, ithalatçı oldu. Sanayicimiz komisyoncu oldu. Esnaf, işportacı oldu. Çiftçi, çift bozan oldu. Sonuçta, 2002 ile 2006 arasında büyüme ortalaması yüzde 7'nin üzerindeyken, 2007'de ne yazık ki yüzde 4.5'e kadar geriledi. Şimdi 2008'de, yüzde 4'ün bile altında kalmaktan endişe ediyoruz. Üstelik bizim büyüme hızımız düşerken, rekabet ettiğimiz ülkelerde benzer bir yavaşlama da görülmedi. Yani küresel yarışta geri kalmaya başladık. Peki, ne oldu? Hemen ifade edeyim ki, zamanında tedbir almayışımızın bedelini ödüyoruz. Önce ekonomiyi ve reformları ihmal ettik. Sonra da önceliği olmayan gündemlere saplandık. Dışarıda büyüyen iktisadi kriz yetmedi, içeride de siyasi çalkantılar başlattık. Nasreddin Hoca'nın hikayesindeki gibi, şimdi bize bir fil yetmiyor, ikincisini de arıyoruz. Kısaca Türkiye, bir dünya devi olmaya koşacakken, yanlış gündemlerle zaman kaybetti. Kısır çekişmelerle ülkemizin mücadele gücünü kırdık, enerjisini boşa harcattık, nefesini tükettik. Biz artık huzur istiyoruz. Çünkü ancak huzur ortamında ticaretin gelişeceğini, yatırım yapılacağını, istihdam sağlanacağını biliyoruz. Huzur olmazsa, 90'ların karanlık günlerine dönmekten korkuyoruz. Huzur olmazsa, yüzde 4'lerdeki vasat büyüme hızına takılıp kalmaktan korkuyoruz. Huzur olmazsa, kapımıza gelen büyük fırsatları kaçırmaktan korkuyoruz." Yüzde 4'lerde seyreden vasat bir büyüme hızıyla, ne işsizlik sorununun çözülebileceğini, ne de Avrupa ülkelerinin seviyesine ulaşılabileceğini ifade eden Hisarcıklıoğlu, yüksek büyümeyi sürdürmenin temel koşulunun siyasi ve ekonomik istikrar olduğunu vurguladı. İç piyasada işlerin durma noktasına geldiğine, çeklerin, senetlerin ödenmediğine işaret eden Hisarcıklıoğlu, bunun altında yatan nedenin, harcama ve tüketim eğilimindeki yavaşlama, tüketicideki ve reel sektördeki güven erozyonu olduğunu söyledi.
İstikrar hissinin zayıfladığı bir ortamda, güven duygusunun da azalacağını vurgulayan Hisarcıklıoğlu, "Güvenin olmadığı yerde de, ne yatırım olur, ne üretim olur, ne de tüketim olur" dedi.
Adaletin mülkün temeli olduğunu, o yüzden de adalet terazisinin dengesini korumaya mecbur olduklarını ifade eden Hisarcıklıoğlu, "Yargının hem bağımsız, hem de tarafsız olmasını beklemek ve istemek durumundayız. Hiçbir kişi ya da kurum eleştiriden muaf tutulamaz. Zira eleştiri olmayan yerde kimse kendini yenileyemez, kendini geliştiremez. Yeter ki, eleştiri hakarete dönüşmesin. Çağdaş bir demokraside hiçbir kurum, kendine anayasa ve yasalarla verilmiş görevler dışında bir misyon üstlenemez. Özellikle vurgulamak isterim ki, hukukun ve adaletin dışına çıkmakla korunabilecek bir sistem, esasen korunmaya değer değildir. Büyük yazar Emile Zola ne demişti? 'Cumhuriyetin şerefi, adaletidir' " şeklinde konuştu.
Anayasa'nın, toplumun çimentosu olan demokratik, laik, sosyal, hukuk devleti yapısını koruması gerektiğini belirten Hisarcıklıoğlu, Anayasa'nın çağdaş devletin üç temel niteliği olan ifade hürriyetini, din ve vicdan hürriyetini ve teşebbüs hürriyetini garanti altına almasının önemine işaret etti. Anayasa'nın yenilenmesi sürecinin de, en az içeriği kadar önemli olduğunu vurgulayan Hisarcıklıoğlu, "Amaç hepimizin anayasasını hep beraber yazmak olmalıdır. İşte bu nedenle, Türkiye'deki tüm kesimlerin temsilcilerini bir araya getirerek kurduğumuz Anayasa platformu ile yeni bir anayasa için katılımcı bir süreç başlattık" dedi.
Son bir yıl zarfında terör sorununun yeniden alevlendiğini kaydeden Hisarcıklıoğlu, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin en güç mevsim şartlarında Kuzey Irak'ta gerçekleştirdiği başarılı operasyonlarla terör örgütüne hak ettiği cevabı yine verdiğini vurguladı. GAP'taki yatırımların tamamlanmasına yönelik olarak hükümetin başlattığı girişimin, yerinde bir adım olduğunu söyleyen Hisarcıklıoğlu, bu çerçevede kendilerine düşen görevin de, bölgenin ekonomik potansiyelini ortaya çıkaracak somut projeleri hayata geçirmek olduğunu bildirdi. Hisarcıklıoğlu, "Doğu ve Güneydoğu Anadolu, keşfedilmemiş fırsatlarla doludur. Biz de bu fırsatların Türkiye'ye kazandırılması için elimizi taşın altına koymaya hazırız" diye konuştu. Küresel güç dengesi yeniden şekillenirken Türkiye'nin yıldızının yeniden parladığı tarihi bir fırsatı elinde tuttuğunu belirten Hisarcıklıoğlu şu ifadeleri kullandı:
"Unutmayalım ki, ftdnı, istihdam sağlanacağırsatların kazası olmaz. Şimdi kısır siyasi çekişmeleri bırakıp, iş üzerine aş üzerine konuşma zamanıdır. Şimdi sorunlar üzerine değil, çözümler üzerine odaklanma zamanıdır. Şimdi milletimizin gündemiyle buluşma zamanıdır. Tüm kurumlar demokrasiyi içtenlikle benimsemeli, birbirleriyle üstünlük mücadelesine girmemeli, herkesin hayat tarzına saygı gösterilmeli, ortak yaşam bilincine erebilmek için kendimizi tanımlarken başkalarını ötekileştirmekten vazgeçmeliyiz.
Türkiye, işin, liyakatin, sorumluluğun, birlikteliğin vatanı haline gelmelidir. Türkiye, çalışma ahlakının ön plana çıktığı, çalışmanın ve üretmenin en geçerli değer haline geldiği bir ülke olmalıdır. Tüm bunları mümkün kılmanın, sadece tek bir yol vardır. Bütün sorunlarımıza çözüm getirecek yapısal reformları yapabileceğimiz, siyasal ve toplumsal huzur ortamını oluşturmak. Unutmamalıyız ki, büyümeyi ve kalkınmayı, ancak bu huzur ortamında gerçekleştirebiliriz." Hisarcıklıoğlu, konuşmasının sonunda TOBB Genel Kurulu delegelerine 'değişimden korkmadan, yarıştan kopmadan, hedeften sapmadan, yorulmadan yılmadan hayallerimize ulaşmak için, Türkiye için hep birlikte çalışmaya var mısınız' diyerek çağrıda bulundu. Solonu dolduran delegeler, Hisarcıklıoğlu'nun çağrısına hep bir ağızdan 'varız' karşılığı verdi.
(ZÇ-NÇ-Y)













