TMMOB "Kriz ve Sanayi Sektörü"nü Tartışıyor

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı krizden çıkış için "Planlama, sanayileşme ve kalkınmada halkçı, toplumcu bir model ve bağımsız bir siyasi irade ile bunu gerçekleştirmek olanaklıdır" dedi.
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) adına Makina Mühendisleri Odası (MMO) tarafından düzenlenen "TMMOB Sanayi Kongresi 2009'a Doğru, Kriz ve Sanayi Sektörlerinin Durumu Sempozyumu" Ankara'da Milli...

TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı krizden çıkış için "Planlama, sanayileşme ve kalkınmada halkçı, toplumcu bir model ve bağımsız bir siyasi irade ile bunu gerçekleştirmek olanaklıdır" dedi.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) adına Makina Mühendisleri Odası (MMO) tarafından düzenlenen "TMMOB Sanayi Kongresi 2009'a Doğru, Kriz ve Sanayi Sektörlerinin Durumu Sempozyumu" Ankara'da Milli Kütüphane Konferans Salonunda yapılıyor.

Sempozyumun açılışında konuşan MMO Başkanı Emin Koramaz ve TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı Neo liberal serbest pazar ekonomisi iflas ettiğini belirterek, alınacak önlemlerin radikal olması gerektiğini söylediler.

-FASON SANAYİ ÜRETİMİ-

MMO Başkanı Emin Koramaz Kriz koşulları ile birlikte ele alındığında ülkemiz sanayiinin, tarihsel bir yapılanma ve dönüm noktasının eşiğinde olduğunu ifade ederek özetle şunları söyledi:

"Özellikle 24 Ocak 1980 kararları ile başlayan süreçte sübvansiyonlar büyük ölçüde kaldırılmış, KİT yatırımları durdurulmuş, büyük ölçekli sanayi kuruluşları özelleştirilmiş, sabit sermaye yatırımlarında gerileme yaşanmış, Gümrük Birliği hedefleri doğrultusunda tüm sektörlerde korumacılık asgariye indirilmiş, Türkiye sanayii eşitsiz koşullarda küresel rekabete açılmıştır. Öz kaynaklardan çok ithal kaynaklar girdi olarak kullanılmış, küresel güçlerin dayattığı iş bölümü ile fason üretim ve taşeronlaşma egemen kılınmış, kaynak tahsisinin iç ve dış piyasalar yoluyla sağlandığı bir sanayi modeline geçilmiştir."

-KRİZ VERİLERİ YAKICI-

Koramaz sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye'de ekonominin ölçeğinin küçüldüğü, üretim, istihdam, ihracat ve ithalatının gerilediği bir döneme girilmiştir. Türkiye bu krizi bizzat üretici sektörlerde, hizmet sektörlerinde ve tüm toplumda yaşamaktadır. Makro ekonomik dengeler tamamen bozulmuş; kriz son altı ayda belirgin bir biçimde üretim, talep, yatırım alanlarındaki daralma ile büyümeyi aşağıya çeken bir nitelik kazanmıştır. Gelişmiş ve gelişmekte olan 42 ülkeye ait büyüme verilerine göre Türkiye 2008'in son aylarında % 0,5 büyüme oranı ile büyüme hızı en düşük 7 ülke arasında; gelişmekte olan ülkeler kategorisinde ele alındığında ise Türkiye 22 ülke arasında sondan 3. sıradadır.

"Son 3 ayda sanayi işyerlerinin % 68'inde üretim, % 72'sinde sipariş miktarı azalmış ve % 52'sinde ortalama birim maliyeti artmış bulunmaktadır. İmalat sanayi toplam üretiminde 2008 ve 2009 Ocak ayları kıyaslandığında % 27'lere varan bir düşüş söz konusudur. Toplam sanayi üretiminde ise bu rakam % 33'lere çıkmaktadır. Aynı dönemde kapasite kullanım oranındaki düşüş % 23'ler civarındadır. İmalat sanayi alt sektörlerinde 2008 ve 2009 Ocak ayları kıyaslandığında otomotivde % 36, tekstilde % 33 metalde % 40, giyimde % 29, makine imalatında % 19, gıdada % 10 civarında üretim düşüşleri yaşanmıştır.

"Ocak 2009'da sanayide işsizlik oranı % 19,3'e ulaşmıştır. Eksik istihdam, iş aramaktan vazgeçenler ve mevsimlik işsizlik kategorileri de katıldığında toplam işsizlik % 25 oranındaki 6,5 milyona ulaşmaktadır. Yani her dört çalışabilecek insandan biri işsizdir, Türkiye işsizlikte dünya birinciliğine oynamaktadır.

-"SİYASİ İKTİDARIN AYMAZLIĞI"-

"Krizin bu derece yakıcı yaşanmasının bir nedeni de siyasi iktidarın aymazlığı ve "hamdolsun iyiyiz bu kriz bizi teğet geçer' yaklaşımıdır. Kriz yalnızca bankalar ve finansman kurumları düzeyine indirgenerek ele alınmış; ekonomik dengelerin değişimi, döviz-faiz ikilemi, enflasyon, istihdam düzeyi, yatırımlar, dış ticaret açığı, dış borçların durumu gündeme getirilerek önlemler tartışılmamış; sanayi sektörünün üretim, yatırım, ihracat ve ithalatı ile istihdamı kapsam dışı bırakılmıştır. Geçen hafta Mecliste yasalaşan ve kamuoyunda "ekonomik önlemler paketi" olarak adlandırılan "İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun" işsizlik, yatırım teşviki, banka işlemleri, vergi avantajları, tekstil ve otomotiv için önlemleri uygulamaya koymaktadır. Ancak bunlar tek tek ele alındığında ekonomi ve sanayinin içinde bulunduğu koşullarda çok yetersiz oldukları görülmektedir. Düzenlemeler sektörlerin özgün yapısını gözetmekten ve bütünsel bir yaklaşımdan yoksundur.

"İmalat sanayinin krizden en fazla etkilenen kesimini oluşturan KOBİ'ler istihdamın % 63,30'unu katma değerin ise % 29'unu gerçekleştirmektedir. Bu işletmeler kısa ve orta vadeli finansman çıkmazı içerisinde olup birçok KOBİ niteliğinde firma ya kapanmakta ya da üretimlerine ara vermektedir. Söz konusu pakette bu alana ilişkin kalıcı önlemler yer almamaktadır.

"Bu yasa ülkemizin alt üst olan ekonomik yapısına ve çökmekte olan sanayisine merhem olacak bir güç ve nitelik taşımamaktadır. Kısa bir süre tekstil, otomotiv v.s. gibi alt sektörlerin talebini artıracak, yatırım yapmakta olan şirketlerin vergilendirme durumuna anlık çözümler getirecek bu düzenlemeler, orta ve uzun vadeli bir program olarak krize çözüm getirmeyecektir. Ayrıca unutulmamalı ki, on yıllara dayanan dışardan yönetimli sanayi politikaları sonucu sanayimiz çözülmeye yüz tutmuştur."

-"NEO LİBERAL PAZAR EKONOMİSİ İFLAS ETMİŞTİR"-

Koramaz Türkiyenin krize karşı radikal önlemler alması gerektiğini kaydederek sözlerini şöyle sürdürdü:

"Neo liberal serbest pazar ekonomisi iflas etmiştir. Küresel krize kendi birikmiş ekonomik sosyal bunalım öğeleriyle katılan Türkiye'nin kaynaklarının yeni borç, faiz ödemeleri ile heba edilmesine artık daha güçlü bir şekilde dur demek gerekmektedir. Üretim, istihdam, ihracat, ithalat, gelir ve servet vergisi, finansal gelirler, işsizlik sigortası fonunun kullanımı, döviz kuru ve sermaye hareketleri alanlarında Türkiye'nin çok radikal adımlar atması gerekmektedir. Başka türlü ekonomik ve sosyal bunalımdan çıkış olanaklı değildir.

"Öncelikle ve ivedilikle uluslararası finans kuruluşlarının güdümünde uygulanan üretim yatırım sanayi bilim teknoloji mühendis ve toplumu dışlayan ekonomik sosyal politikalar terk edilmelidir.

Türkiye'de sanayinin yeniden istihdam yaratabilir duruma getirilmesi, ara mallar üretimine ivedilikle geçilmesi, KOBİ'lerin Ar-Ge ve inovasyonla özgün ürüne yönelebilmesi, ithal girdilerin minimalize edilerek daha yüksek katma değerli bir sektörel yapı değişimine gidilmesi ancak ve ancak ülke çıkarları ve halktan yana bir planlama ile olanaklıdır. Eğer bir planımız yoksa başkalarının planlarının bir parçası olacağımız açıktır."

-"GÜMRÜK BİRLİĞİ ANLAŞMASI ASKIYA ALINMALI"-

TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı ise krizden çıkış için "Planlama, sanayileşme ve kalkınmada halkçı, toplumcu bir model ve bağımsız bir siyasi irade ile bunu gerçekleştirmek olanaklıdır" dedi. Mehmet Soğancı, "Ülkenin ekonomisini dışa bağımlı ve kırılgan hale getiren, tam üyelik müzakere süreçleri tamamlanıncaya kadar, Gümrük Birliği anlaşması mutlaka askıya alınmalıdır" dedi ve şöyle devam etti:

"Küresel mali kriz tüm müdahalelere rağmen önü alınamaz bir şekilde derinleşiyor. Kapitalist küreselleşme sürecinin sonunu işaret eden bu krizle birlikte, kapitalizmin geleceği de tartışmalı hale geliyor. Neo-liberalizmi tartışılmaz ve geri döndürülemez kaçınılmaz bir süreç olarak gösterenler dahi, neo-liberalizme karşı alternatif arayışlarına giriyorlar.

"Kriz sonrasında yoksulluğun ve işsizliğin artacağını tahmin etmek bir kehanet değil. Önümüzdeki dönem tüm dünyada krizin derinleşerek devam edeceği, bunun sonucu olarak da yoksulluğun, işsizliğin büyüyeceği bir dönem olacak. Böylesi bir dönem kapitalizmin iç çelişkilerini arttıracağı gibi aynı zamanda sınıf mücadelesine de ivme kazandıracaktır. Dünyada da ülkemizde de umut ancak başka bir yaşam arayışının güçlenmesinden geçmektedir. Bugün başka bir ülke ve başka bir dünyaya her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır. Kapitalizmin geleceği yoktur, bizler insanlığın yok oluşa sürüklenmesine karşı özgürlüğün, barışın, kardeşliğin hakim olduğu yepyeni bir dünyayı bugünden yaratmanın mücadelesini şimdi daha güçlü ve kararlı yürütmeliyiz." (ANKA)

(HF/BÜN)

Kaynak: ANKA