Tepav'dan Krize Karşı Kredi Garanti Fonu Önerisi
TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Bünyesinde Çalışan Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (Tepav), Krizin Kredilerde Yarattığı Sorunu Çözmek İçin Kredi Garanti Fonu'nun Etkin Kullanımını Önerdi.
TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi bünyesinde çalışan Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV), krizin kredilerde yarattığı sorunu çözmek için Kredi Garanti Fonu'nun etkin kullanımını önerdi.
TEPAV, milli gelirden yüzde 1 pay ile kredilere milli gelirin yüzde 6'sına varan oranda kefalet sağlanabileceğini belirtirken, bütçe üzerinde olacak yüke karşı da 2009'da belediyelere aktarılacak tutarın gözden geçirilebileceğini bildirdi.
TEPAV, "Krizle Mücadele Tedbirlerine Bir Örnek: Kredi Garanti Sistemi" konulu bir politika notu açıkladı. Küresel Kriz Çalışma Grubu tarafından hazırlanan çalışmaya yer verilen açıklamada, krizin başta bankaların kredileri geri çağırması sorunu başta olmak üzere etkileri ile mücadele için Kredi Garanti Fonuna başvurulması önerildi.
AB ülkelerinde yaygın biçimde kullanılan fonun Türkiye'de Temmuz 1991'de kurulduğu, ilk kredi kefaletini Temmuz 1994'te sağladığı ifade edilen açıklamada, sermayesinin artırılmasına karşın hala yeteri kadar büyük bir fon haline gelmediği belirtildi. Bu fonların, bir yerde mali sistemin kritik bir parçasını oluşturduğu vurgulanan açıklamada, kredi garanti kuruluşlarının kar amacı taşımadığı ifade edildi.
-HAZİNE GARANTİSİ VERİLEBİLİYOR-
Bazı uygulamalarda ülkelerin hazinelerinin kontra-garantör işlevi gördüğü belirtilen açıklamada, "Başka bir ifadeyle, şirketlerin bankalara borçlarını geri ödememeleri durumunda verdikleri teminat nedeniyle kredi garanti fonlarının uğrayacağı zararın bir kısmı böylelikle tazmin edilmektedir. Bu tür bir uygulamanın avantajı, garanti fonlarının aldıkları komisyonların düşük tutulması şeklinde ortaya çıkmakla birlikte, karşılığında kamu kesimi bütçeleri üzerinde ek bir yük hasıl olmaktadır" denildi.
Türkiye için, bankaların artan risk algılamalarını azaltacak ve onları daha az tereddütle kredi açar hale getirecek böyle bir fonun oluşturulması önerisinde bulunulan açıklamada, "Bu fonun kaynağının bütçeden karşılanması öngörülmektedir. Örnek olarak, 2009 yılı milli gelirinin yüzde 1'ine karşılık miktardaki kaynağın bu fona aktarıldığı düşünülebilir. Fon, doğrudan kredi açmayıp, sadece açılacak kredilere kefil olacağı için bu kaynağın çok üzerinde bir tutarda krediye kefil olabilecektir" denildi.
-MİLLİ GELİRİN YÜZDE 6'SINA KADAR KEFALET SAĞLANABİLİR-
Fonun altı katlık bir kaldıraç oranı ile çalışması durumunda milli gelirin yüzde 6'sı tutarında yeni krediye kefil olmasının mümkün olacağı anlatılan açıklamada, "Bu rakamın ne ölçüde yeterli olduğunu anlamak için şu anda bankacılık sektörümüzün toplam kredi hacminin milli gelirimize oranının yaklaşık yüzde 41 olduğunu dikkate almak gerekir" denildi.
-BELEDİYELERE AYRILAN KAYNAK GÖZDEN GEÇİRİLSİN-
Mali disiplini bozmadan böyle bir fonun oluşturulabilmesi için 2009 bütçesi harcama önceliklerinin gözden geçirilmesinin gerektiği kaydedilen açıklamada, belediyelere 2009 bütçesinden ayrılan ek kaynakların, bu çerçevede, yeniden değerlendirmeye tabi tutulabileceği belirtildi.
Kredilerin bir kısmının geri ödenmemesi ve dolayısıyla bankalara kefil olunan tutar kadar ödeme yapılması durumunda ortaya çıkacak zararların bir kısmının, kefalet açarken alınan komisyonlar ve gerektiğinde teminatların nakde dönüştürülmesiyle sağlanacak gelirler ile karşılanabileceği anlatılan açıklamada şöyle denildi:
"Karşılanamayan kısmın zarar teşkil edeceği ve bütçeye açık olarak yansıyacağı tabiidir. Anılan açık, fon büyük riskler almadığı sürece dikkate değer bir büyüklüğe ulaşmayacağı için, uygulama sonucunda ortaya çıkacak açık ileriki yılların bütçe harcamalarının kısılması yoluyla karşılanabilecektir. Fonun idaresinin profesyonellere bırakılması fonun etkinlik-hakkaniyet dengesini tesis edecek ve siyasi manipülasyon tehlikesini en aza indirmek için gerekli ortamı sağlayacaktır. Bu bağlamda, fona ilişkin yönetişim ilkelerinin doğru tespit edilmesinin hayati önemde olduğu ayrıca vurgulanmalıdır." (ANKA)
(YLD/BÜN)









