TBMM Başkanı Arınç'ın Basın Toplantısı
TBMM Başkanı Bülent Arınç, 14 Nisan'da Ankara'da Gerçekleştirilecek Olan 'Cumhuriyet Mitingi'nin Jandarma Genel Komutanı Olduğu Dönemde Darbe Yapacağı İddia Edilen Bir Kişi Tarafından Organize Edildiğine İşaret Ederek, "Yargı Bir İnceleme Yaparken, Üzerinde Odaklandığı Bir Kişi de 14 Nisan'da Bir Toplantı Organize Ediyor. Buna Kanuni Bir Engel Yok. Ama Toplantıya Katılacaklar Açısından İyi Düşü...
TBMM Başkanı Bülent Arınç, 14 Nisan'da Ankara'da gerçekleştirilecek olan 'Cumhuriyet Mitingi'nin Jandarma Genel Komutanı olduğu dönemde darbe yapacağı iddia edilen bir kişi tarafından organize edildiğine işaret ederek, "Yargı bir inceleme yaparken, üzerinde odaklandığı bir kişi de 14 Nisan'da bir toplantı organize ediyor. Buna kanuni bir engel yok. Ama toplantıya katılacaklar açısından iyi düşünmelerini ve böyle bir şahısla ilintili olarak toplantıya katılma konusunda daha iyi bir karar vermelerini kendilerine tavsiye ediyorum" dedi.
Arınç, daha önce muhalefetle görüşmesi gerektiğini söylediği Başbakan Erdoğan'a da hak vererek, "Sıkılı yumrukla el sıkışılmaz. Yumruğunuzu açacaksınız ki el sıkışasınız. Şimdi ben sayın Erdoğan dışındaki siyasetçilerin bir kısmına şunu söyleyebilirim. Niçin yumruğunuzu başta sıktınız? Niçin uzlaşma olmasın tavrı içinde, bir daha yüz yüze gelmeyecek bir şekilde birbirinizi itham ettiniz. Sayın Genel Başkan Tayyip Erdoğan, uzlaşma ve görüşlerini almak için gitmiyorsa, karşı taraf da gelme demişse, burada kabahat kimin olabilir?" diye konuştu. Cumhurbaşkanlığı'na aday olup olmayacağı konusunda ise net bir açıklama yapmayan Arınç, "Adaylığımla ilgili konu ikinci planda kalmıştır ama aday olmam halinde Meclis Başkanı olarak oturumu yönetmem mümkün değil" dedi.
Cumhurbaşkanlığı seçim sürecine ilişkin TBMM'de bir basın toplantısı düzenleyen Arınç, açıklamalarının sonunda gazetecilerin sorularını cevapladı. Arınç, 14 Nisan'da Ankara'da gerçekleştirilecek olan 'Cumhuriyet Mitingi'ne ilişkin görüşlerinin sorulması üzerine, kimin yapacağı, kimlerin katılacağı ve hangi mesajların verileceğinin bir süredir tartışıldığını hatırlattı. Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin her zaman en rahat ve en geniş biçimde yapılmasından, izin verilmesinden ve bunun için her türlü kolaylığın sağlanmasından yana olduğunu kaydeden Arınç, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin demokratik bir hak olduğunu ve bunun için kanuni düzenleme yapıldığını söyledi. Bu nedenle yasal sınırlar içerisinde kalmak şartıyla her gösterinin hoşa gitse de gitmese de demokrasi ve ifade özgürlüğü gereği yapılabileceğine işaret eden Arınç, toplumu şok edecek, rahatsız edecek şeylerin konuşulması, yazılması ve çizilmesinin de ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu vurguladı. Geçtiğimiz hafta DSP'nin Ankara'da büyük bir miting yaptığını, bu mitingin yasal sınırlar içerisinde ve büyük olgunlukla yapıldığını anlatan Arınç, bir siyasi partinin böyle bir gösteri yapmasını kutladığını bildirdi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) ve ona destek vereceğini açıklayan bazı kuruluşların da yasal haklarını kullanmaları gerektiğini düşündüğünü belirten Arınç, "Bu yasal haklar nedir, kanunda belirtilmiştir. Suç işlenmesini alenen tahrik etmek gibi kanunun yasakladığı eylemlerin yapılmaması şartıyla 14 Nisan gösterisinin de yapılmasından yanayım" diye konuştu. Arınç, tartışmaların iki odak üzerinde yoğunlaştığını, toplantının organizatörü konumundaki kişinin Atatürk Düşünce Derneği'nin başında olan emekli orgeneral Şener Eruygur olduğunu hatırlattı. Şener Eruygur ile ilgili geçtiğimiz günlerde bir derginin ciddi bir iddiada bulunduğuna işaret eden Arınç, şunları söyledi: "Derginin iddiasına göre kendisinin Jandarma Genel Komutanlığı yaptığı sırada bir darbe hazırlığı içerisinde olduğu, bunu yapmak üzere bazı generallerle konuştuğu, fakat uygun zemin bulamadığı için bunu gerçekleştirilemediğidir. Bu ciddi bir iddiadır. En azından ben Meclis Başkanı olarak bu iddianın çok ciddi olduğunu düşünüyorum. Artık darbeleri düşünmesek de, milyonda bir ihtimal vermesek de, darbe sözcüğü eşittir Meclis'in kapatılmasıdır. Halk iradesinin önüne engeller çıkarılması, halk iradesinin hiçe sayılması, siyasi faaliyetlere izin verilmemesi ve devamı. Böyle bir iddiayı kim yaparsa yapsın, nerede yapılırsa yapılsın, bir siyasetçi, bir Meclis Başkanı olarak ben bu iddianın araştırılmasını ve bununla ilgili bir yargı kararının ortaya çıkmasını arzu ederim. Kaldı ki, iki açıdan farklı illerin başsavcıları bir inceleme başlatmışlardır. Dolayısıyla yargı sürecinde olan bir konuyu, yargıya bırakmak suretiyle, bu konunun açıklığa kavuşmasından, eminim ki ve arzu ediyorum ki böyle birşeyin olmadığı, bir orgeneralin böyle bir şeyi düşünmediği, düşünmeyeceği konusunda takipsizlikle sonuçlanacak bir yargı kararı bizleri mutlu eder. Ama aksi de olabilir diye düşünülürse o yüzden yargı kararını iyi bir süreç olarak takip etmek ve sonucunu hep birlikte görmek arzusundayız. Ancak şu anda yargı safhasında olan bir konu var".
Yargı bir inceleme yaparken, üzerinde odaklandığı bir kişinin 14 Nisan'da bir toplantı organize ettiğine dikkati çeken Arınç, buna kanuni bir engel olmadığını söyledi. Arınç, toplantıya katılacaklara 'iyi düşünün' çağrısında bulunarak, şöyle konuştu:
"Ama toplantıya katılacaklar açısından iyi düşünmelerini ve böyle bir şahısla ilintili olarak toplantıya katılma konusunda daha iyi bir karar vermelerini kendilerine tavsiye ediyorum. Kesinlikle bir yargı süreci içerisindeki bir konu henüz sonuca bağlanmamışken, ben yapılacak toplantıya ADD'nin ve onun genel başkanının evsahipliği yapmasında kanunen hiçbir engel görmüyorum ama bu kişi hakkında çok ciddi iddialar varken onun adına, onun çağrısıyla, onunla birlikte toplantıya katılmanın kamuoyunda nasıl karşılanacağının da iyi düşünülmesini tavsiye ediyorum. Böyle bir konu 14 Nisan'da TBMM'nin iradesine müdahale anlamı taşımamaktadır. Cumhurbaşkanı adaylarının, ismi geçenlerin kişilikleri ile ilgili yasal çerçevede eleştiriler yapılabilir. Cumhurbaşkanı seçiminin ne kadar önemli olduğu söylenebilir. Cumhuriyet adına, demokrasi adına herşey söylenebilir ama yasal çerçeve içinde kalmak şartıyla. Ben 14 Nisan mitinginin en güzel şekilde yapılacağını ve vatandaşlarımızın bu süreçle ilgili düşüncelerini toplu olarak yasal sınırlar içerisinde ifade edeceklerini düşünüyorum. Bir endişe içinde değilim".
BAŞBAKAN ERDOĞAN'A HAK VERDİ
Arınç, bir gazetecinin, 'Başbakan'ın uzlaşma için muhalefetle görüşmesi gerektiğini söylediniz ama Başbakan görüşmeyeceğini açıkladı. Bu iş mahkemede bitecek gibi görünüyor? Ne diyorsunuz?' sorusu üzerine, "Söylediklerim yüzde yüz geçerli, sizin sorduklarınız yüzde yüz geçersiz" dedi. Gazetecinin 'Sizin sözlerinizi de hatırlattım' sözlerine karşılık Arınç, "Sizi eleştirmek adına birşey söylemiyorum. Söylediklerimin ne kadar doğru olduğunu kanıtlamak için size cümleye böyle başlıyorum. Hemen kızmayın" diye konuştu. Kendisinin de Cumhurbaşkanı Sezer gibi Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdiğini, Yargıtay eski Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu gibi 25 yıldır avukatlık yaptığını anlatan Arınç, Meclis Başkanı olarak geçmişteki tüm uygulamalara baktığını, zabıtları karıştırdığını söyledi. "Başkaları buna zahnet etmeyebilir ama benim için ayrıca bir görevdir" diyen Arınç, 61 Anayasası'ndan sonra ne kadar Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı seçimi yapılmışsa, tümünün tutanaklarını incelediğini kaydetti. Anayasa'nın 101., 102., 103., 104. maddelerinin hiçbirisinde uzlaşma diye bir kelime bulunmadığını vurgulayan Arınç, "Bırakın uzlaşmayı, u diye bir kelime gösterebilir misiniz? Hayır. Uzlaşmayı siz söylüyorsunuz, ben söylüyorum. Bu olmazsa olmaz bir koşul değildir. Ama siyaseten şık olan birşeydir. Madem ki devletin başını seçiyoruz, halkın birliğini temsil edecek bir Cumhurbaşkanı seçiyoruz. Bu konuda söz sahibi olan ey genel başkan, milletvekili sayısına bakarak, nasıl olsa cumhurbaşkanı bunun için çıkacaktır, diye düşünülürken, sana düşen bir görev olarak siyasi parti genel başkanlarıyla görüşme yapsan iyi olmaz mı, diye sorulduğunda ben 'iyi olur' derim" şeklinde konuştu. Başbakan'a 'Muhalefetle görüş' tavsiyesinin bir lazime, gereklilik ve olmazsa olmaz koşul olarak algılanmaması gerektiğinin altını çizen Arınç, isim vermeden Baykal ve Mumcu'yu eleştirdi. Arınç, "Siyasette şunu öğrendim. Sıkılı yumrukla el sıkışılmaz. Yumruğunuzu açacaksınız ki el sıkışasınız. Şimdi ben sayın Erdoğan dışındaki siyasetçilerin bir kısmına şunu söyleyebilirim. Niçin yumruğunuzu başta sıktınız? Niçin uzlaşma olmasın tavrı içinde, bir daha yüz yüze gelmeyecek bir şekilde birbirinizi itham ettiniz. Sayın Genel Başkan Tayyip Erdoğan, uzlaşma ve görüşlerini almak için gitmiyorsa, karşı taraf da gelme demişse, burada kabahat kimin olabilir. Ey uzlaşmanın tarafı olanlar, bu konuda biraraya gelip, bu konudaki düşüncelerinizi açıkça ifade edebilirsiniz. Bu çok doğru birşey olur ama bunu yapmazsanız bir Cumhurbaşkanı seçmeyeceğiz, demek değildir. Günü geldiğinde turu başlatacağız, birleşimi açmadan önce siz uzlaştınız mı, yazılı sözülü anlaşma yaptınız mı diye sormayacağım. Konu mahkemede biter, diyorsunuz. O sizin düşünceniz. Mahkemede bitecekse o da bir yargı yoludur. Ona da saygı duymamız lazım. Bir kavga yapmıyoruz ki, mahkemede bu iş sonuçlansın. Siz turlar yapıldığı zaman içeride kaç kişi olacağını nerden biliyorsunuz. Bir partinin tavrına bakarak bu konuda nasıl kesin karar verebiliyorsunuz. Başka partiler, başka milletvekilleri yok. Onların nasıl bir tavır takınacağını siz şimdiden nasıl ipotek altına alabilirsiniz" diye konuştu.
'ADAY OLURSAM OTURUMU YÖNETMEM'
Arınç, 'Niteliği tutan herkes Cumhurbaşkanı olabilir, dediniz. Siz de Cumhurbaşkanı adayı olmayı düşünüyor musunuz?' yönündeki bir soruya da, "Bu konuda geçmişte söylediklerimin arkasındayım. Daha günü gelmedi, zamanı da gelmedi. Şu anda birinci öncelikli iş bu Meclis'te huzur ve güven içinde başarıyla bir Cumhurbaşkanı seçimini tamamlamaktır. Adaylığımla ilgili konu belki biraz ikinci planda kalmıştır. 25 Nisan saat 24.00'e kadar bu süreç açıktır" karşılığını verdi. Gazetecilerin 'Cumhurbaşkanlığı seçiminde oturumunu sizin açacağınızı söylediniz. Cumhurbaşkanı adayı olmanız halinde toplantıyı açamayacaksınız. Sürece ilişkin bilgi verir misiniz?' yönündeki sorularına karşılık da Arınç, bunun hukukta çapraz sorgu anlamına geldiğini ancak kendisinin bu tür sorulara karşı deneyimli hale geldiğini söyledi. Arınç, "Aday olmam halinde Meclis Başkanı olarak oturumu yönetmem, birleşimi yönetmem mümkün değildir" diye konuştu.
'TSK'NIN KOMUTA KADEMESİ TBMM'YE ÇOK YÜKSEK SAYGI GÖSTERİYOR'
Arınç, 'Cumhurbaşkanlığı sürecinde hiçbir telkin kabul edilemez, dediniz. Bu süreçte Genelkurmay Başkanı ve komutanlar size geldi, siz de MİT'te brifing aldınız. Bu görüşmelerde Cumhurbaşkanlığı ile ilgili herhangi bir telkin aldınız mı? Bundan sonra gelirse tavrınız ne olur' sorusu üzerine de, şöyle konuştu: "Benim yaptığımız ziyaretler önceden planlanmış ziyaretlerdi. Gerek gerek benim Genelkurmay'ı ziyaretimde gerekse Genelkurmay Başkanı ve komutanların beni ziyaretinde Cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda hiçbir şey konuşulmamıştır. MİT'i ziyaretimde de yaklaşık 2 saat sürdü. MİT Müsteşarı beni iki defa ziyaret etti. İç ve dış güvenlik konularında kendilerinden etraflı brifing aldım ve sonunda memnun olarak ayrıldım. Özel olarak gündeme gelmemiştir. Gerek Silahlı Kuvvetlerimiz gerekse MİT Anayasal kurumlardır. Ben TSK'nın, TBMM'ye en yüksek saygıyı gösterdiğine inanıyorum. Geçmişteki darbeler ve muhtıraları bir kenara koyarak ama son yıllarda TSK'nın komuta kademesinin TBMM'ye ve milletimizin iradesine çok yüksek saygı gösterdiğini müşahade ediyorum. Onlar cumhuriyete, demokrasiye, Atatürk ilkelerine ve Meclis'in saygınlığına her zaman en üst noktada bir karşılık vermişlerdir. Bundan dolayı hia çbir endişem ve beklentim yoktur".
(DA-ÖK-ÖK-Y)



















