Haber Tarihi: 25 Ocak 2012 Çarşamba Saat 13:25
Ankara Haber Ajansı  [3300468]

Tbb Başkanı Coşar'dan 3. Yargı Paketi "Sistematik Bozacak" Uyarısı


Türkiye Barolar Birliği Başkanı Vedat Ahsen Coşar, Adalet Bakanlığı tarafından yargı hizmetlerinin hızlandırılması için hazırlanan taslağın yargı sistematiğini bozacağı uyarısı yaptı Türkiye Barolar Birliği Başkanı Vedat Ahsen Coşar, Adalet...

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Vedat Ahsen Coşar, Adalet Bakanlığı tarafından yargı hizmetlerinin hızlandırılması için hazırlanan taslağın yargı sistematiğini bozacağı uyarısı yaptı Türkiye Barolar Birliği Başkanı Vedat Ahsen Coşar, Adalet Bakanlığı tarafından yargı hizmetlerinin hızlandırılması için hazırlanan taslağın yargı sistematiğini bozacağı uyarısı yaptı.

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Vedat Ahsen Coşar, "Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı" hakkındaki görüşlerini açıkladı. Coşar, yaptığı yazılı açıklamada, yargının etkinleştirilmesini sağlamak, iş yükünü azaltmak amacıyla hazırlanan tasarının doğrudan Adalet Bakanlığı'nın inisiyatifinde hazırlanmasının yanlış olduğuna dikkat çekerek, düzenlemeler konusunda Barolar Birliği'nin veya baroların görüşlerinin alınmadığına işaret etti. Yargının iş yükünü azaltmak adına tasarıda yer verilen kimi düzenlemelerle, İcra İflas Kanunu'nun, Türk Ceza Kanunu'nun, Basın Kanunu'nun ve idari yargının sistematiğinin bozulduğunu belirten Coşar, Anayasa ile güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün kısıtlandığını, hukuk devleti ilkesinin çiğnendiğini kaydetti.

-ALACAKLI BORÇLU ARASINDAKİ DENGE BOZULUR-

İcra İflas Kanununda yapılan değişiklikle ev eşyalarının haczinin neredeyse tamamen olanaksız hale getirilmesinin, alacaklı/borçlu ilişkisindeki menfaat dengesinin borçlu lehine bozularak, alacaklıların hak kaybına uğramaları sonucunu doğuracağına işaret eden Coşar, şu değerlendirmede bulundu:

"İdari yargı alanında, bu bağlamda Danıştay Kanunu'nda, Bölge İdare Mahkemelerinin, İdare Mahkemelerinin ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'da, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda yapılan değişikliklerle, bakanlıkların tüm düzenleyici işlemleri ile denetleyici ve düzenleyici kurulların işlemlerine karşı Danıştay'da dava açılması yolunun kapatılması, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yapısı ve çalışma usulünün değiştirilerek 3 yıl süre ile İdari Dava Daireleri Kurulunun sürekli çalışır bir kurul haline getirilmesi ve burada görev alacak üyelerin dairelerindeki heyete katılmayıp tüm mesailerini bu kurula vermelerinin öngörülmesi, İdari yargıda duruşma yapılmasının orantısız ölçüde sınırlandırılması, yürütmenin durdurulması kararı verilmesinin neredeyse imkansız hale getirilmesi, idari yargıda tek hakimle görülecek davaların sayıca arttırılması, karar düzeltme istemleri hakkında yapılan inceleme sonucunda isteğin yerinde olmadığının tespiti halinde kesinlik taşıyan "kabul edilmezlik kararı" verilebilmesi ve bu suretle karar düzeltme yoluna başvuru yolunun sınırlandırılması çok açık biçimde hukuk devleti ilkesine aykırı nitelikte olan düzenlemelerdir."

-HUKUK FAKÜLTESİNDEN MEZUN OLANLAR İÇİN AĞIR BİR HAKSIZLIK-

Coşar, Hakimler Savcılar Kanunu'nda değişiklik yapılarak idari yargı adaylığına, hukuk fakültesinden mezun olanlar dışından alınacak adaylar için var olan yüzde 20'lik kotanın kaldırıldığını ve daha fazla sayıda hukuk fakültesi mezunu olmayanlardan idari yargı hakimi yapılmasının, hukuk güvenliğine, hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu kadar halen hukuk fakültelerinde okumakta olan öğrencilere yönelik çok ağır bir haksızlık olduğunu belirtti.

Söz konusu düzenlemenin yargının hızlandırılmasına değil, idari yargıda daha fazla hukuksuzluğa hizmet edeceğini savunan Coşar, "Hukuk fakültesi mezunu olmayanlara idari yargıda hakimlik yapma yolunun kapatılması gerekir" dedi. Tasarıda 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Duruşmada Hazır Bulunacaklar" başlıklı 118. maddesinde zorunlu müdafiin yokluğunda da karar verilebileceğini öngören değişikliğin adil yargılanma ilkesine ve savunma hakkına açıkça aykırı olduğunu belirten Coşar, düzenlemeyle ilgili şu tespitte bulundu:

"Tasarı ile özel yetkili savcılarca yürütülen soruşturmalarda şüpheli ve müdafiinin dosyaya erişimini engelleyen gizlilik kararlarının en fazla 3 ayla sınırlandırılmış olması adil yargılanma ve savunma hakkını zedeleyici niteliktedir. O nedenle söz konusu düzenlemenin tamamen ortadan kaldırılması, şüpheli ve müdafiin dosyaya erişimi hiçbir kısıtlamaya tabi olmadan sağlanması gerekir. Tasarıda, CMK'nın 308. maddesine eklenen fıkralar ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın re'sen veya istem üzerine Yargıtay Ceza Dairelerinden birisinin kararına karşı başvurduğu itiraz yolunda dosyanın Ceza Genel Kuruluna geldiği aşamada Ceza Genel Kurulunun hukuka kesin aykırılık halleri saklı kalmak üzere incelemesini itiraz nedenleri ile sınırlı bir şekilde yaparak karar vermesi öngörülmektedir. Bu düzenleme adil yargılanma ilkesine olduğu kadar ceza hukukunun ve ceza yargılamasının temel ilkelerinden olan re'sen araştırma ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ilkelerine aykırıdır."

-TMK YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMALI-

Tasarıda, TCK, CMK ve TMK'da yer alan özel soruşturma ve kovuşturma usullerinde şüpheli ve sanık lehine iyileştirmeler yapıldığı bilgisinin gerçeği yansıtmadığının altını çizen Coşar, söz konusu düzenlemeler ile özel yetkili ağır ceza mahkemelerinde savcıların yetkileri arttırılarak sanıkların haklarının tehlikeye atıldığını, savunma ve adil yargılanma ilkelerinin ihlal edildiğini savundu.

Coşar, "Yargı hizmetlerinin etkinleştirilmesi amacıyla yapılması gerekenlerin en başında, yargı organını yargılama yapmaktan çıkaran, devlet lehine pozitif ayrımcılık yaparak eşitsizlik ve dengesizlik yaratan özel yetkili mahkemelerin, gizli tanıklığın, muhalif kişi ve kesimleri susturmayı ve sindirmeyi hedef alan kimi düzenlemeleri içeren Terörle Mücadele Kanunu yürürlükten kaldırmak gelmektedir" değerlendirmesinde bulundu. - Ankara

8/10 (12 kişi)
  • Reklam
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12