'Tarımsal Biyoçeşitlilik ve Gen Kaynaklarının Korunması' Paneli
Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürü (tagem) Doç
Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürü (TAGEM) Doç. Dr. Masum Burak, Türkiye'nin gen kaynaklarını korumak için gerekli önlemleri aldığını belirterek, bugün ülkede üretilen ekmeklik ve makarnalık buğdayda yüzde 95-98, mercimekte ve çeltikte yüzde 100 yerli tohum kullanıldığını bildirdi.
Uluslararası Sera Tarım Ekipmanları Çiçekçilik ve Teknolojileri Fuarı'nda Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Antalya Şubesi tarafından düzenlenen 'Tarımsal Biyoçeşitlilik ve Gen Kaynaklarının Korunması' konulu panel düzenlendi. TAGEM Genel Müdürü Doç. Dr. Masum Burak panelde 'Doğadan Üretim, Genetik Kaynaklar ve Tohum' konulu bir sunum gerçekleştirdi. Biyoçeşitlilik ve genetik kaynaklar, genetik kaynakların önemi ve dünyada genetik kaynaklarla ilgili bilgi veren Burak, 'Genetik tarım yoksa sürdürülebilir tarım da yoktur. Yeni çeşit olmaz ise tarım olmaz. Yeni çeşit olmaz ise üretim de olmaz' dedi.
Dünyada 8 önemli gen merkezi bulunduğunu, bunlardan üçünün ise Türkiye'de olduğunu anlatan Burak, Türkiye'nin gen kaynakları açısından çok zengin olduğunu vurguladı. Gen kaynaklarının korunmasında Çin ve ABD ile bir kaç ülkenin ardından Türkiye'nin de önemli yer edindiğini anlatan Burak, Türkiye'de 15 bin bitki türü bulunduğunu, bunlardan 3 bininin endemik olduğunu kaydetti. Endemik türlerin tehdit altında olduğunu ifade eden Burak, aşırı sökümlerin ve plansız yapılaşmanın, orman yangınlarının bitki türlerinin yok olmasına yol açtığını dile getirdi.
Dünyanın en büyük üçüncü gen bankasını kurduklarını belirten Burak, şöyle devam etti:
'Gen bankasında toplam 2 bin 500 türde 62 bin 210 adet tohum örneği muhafaza ediliyor. Bitki genetiği, hayvan genetiği ve diğer bitki genetikleri olmak üzere 6 türde genetik araştırmalar yapılıyor. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'na bağlı 16 araştırma enstitüsünde 51 türde 6 bin 210 meyve çeşidi korunuyor. Üzümde 2 bin 132 çeşit korunuyor. 964 adet turunçgil ve akraba türleri muhafaza ediliyor. Geçmişte uluslararası arenada genetik kaynaklarımızı koruyamıyorduk. Ama artık bunları muhafaza edebiliyor ve koruyabiliyoruz. Aynı zamanda doğadan sökülebilir soğanlı süs bitkileri de muhafaza altında bulunuyor.'
- 'ÇEKİRDEKSİZ LİMON GELİŞTİRDİK'
Tarla bitkilerinde çeşit geliştirme çalışmalarının devam ettiğini anlatan TAGEM Genel Müdürü Burak, tarla bitkilerinde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'na bağlı Araştırma Enstitülerinde 852, özel sektörde 762, üniversitelerde de 96 adet çeşit geliştirildiğini söyledi.
Burak, şu bilgileri verdi:
'Ekmeklik, makarnalık buğday tohumunda yüzde 95-98, mercimek ve çeltikte yüzde 100 yerli tohum kullanıyoruz. Bir çok tarla bitkisinde yüzde 100 kendi kaynaklarımızdan, yerli tohum kullanıyoruz. Hibrit sebze tohumunda da yerli üretimi 2013 yılına kadar da yüzde 55-60'a çıkarmayı istiyoruz. Üç çeşit çekirdeksiz limon geliştirdik. Yeni nar çeşitleri geliştirildi. Üzümde erkenci ve geçici olmak üzere çeşitlerimiz bulunuyor.'
- PROF. DR. RUHSAR YANMAZ-
Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ruhsar Yanmaz ise, Türkiye'nin gen kaynaklarını yeteri ölçüde koruyamadığını bildirdi. Türkiye'nin gen kaynakları açısından çok zengin olmasına karşılık bunların korunamadığını vurgulayan Prof. Dr. Yanmaz, şöyle konuştu:
'Gen kaynaklarımızın farkında değiliz ve bu kaynaklarımızı koruyamıyoruz. Türkiye'de bugün 3 bin endemik bitki olduğu söyleniyor. Ama bence bu sayı oldukça düştü. Son dönemlerde HES'lerle ilgili tartışmalar var. Yöneticilerimiz genetik bitki türlerini önemsemiyor. Gen kaynaklarımızı koruyabilmek için önce keşfetmeliyiz. Gen kaynakları ıslahçıların kullanımına açılmalı, Gen bankaları genişletilmeli. Gen kaynaklarımız hakkında fazla bilgimiz yok. Ancak yurt dışından yabancı uzmanlar Türkiye'ye gelip araştırıyor ve inceliyor. M.Ö 2500'de Sümerler Anadolu'da incir ve üzüm çeşitlerini araştırmış. Gen kaynaklarımız zaman içinde kayba uğramış. Şehirleşme ve endüstrileşme bitki gen kaynaklarının kaybolmasına yol açıyor, ekolojik denge bozuluyor. Biyoçeşitliliğimiz azalıyor.'
Aksaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Alptekin Karagöz de, 'Biyoçeşitlilik ve Yeni Yasal Düzenleme' konularında görüşlerini açıkladı. Karagöz, Türkiye'nin uluslararası alanda biyoçeşitliliğin korunması amacıyla bir çok sözleşme ve anlaşmaya imza attığını belirterek, bu imzaların gereğinin yerine getirilmesi gerektiğini vurguladı. Batı Akdeniz Araştırma Enstitüsü'nden Dr. Semiha Çeçen ve Seyla Tepe ile özel sektör temsilcisi Nazmi Ilıcalı da biyoçeşitliliğin korunması ve meyve sebze türlerindeki çeşitlilik konularında görüşlerini açıkladı.
(FC-BNY-KUM) - ANTALYA










