'Tanrı Okulları' Kuralım Kellere Jöle Bile Satalım

Tanrılar Okulu Kitabının Yazarı ve European School Of Economics'in Kurucu Rektörü Stefano D'anna Avrupa Ekonomi Okulu'nun Milano ve New York Kampüslerindeki Türk Öğrenci Sayısının Diğer Milletlerin Çok Daha Üzerinde Olduğunu Söyledi.
Tanrılar Okulu kitabının yazarı ve European School of Economics’in kurucu rektörü Stefano D’Anna Avrupa Ekonomi Okulu’nun Milano ve New York kampüslerindeki Türk öğrenci sayısının diğer milletlerin çok daha üzerinde olduğunu söyledi.
D’Anna, "Normal okullar insan yetiştiriyorsa bizim Tanrı okullarına ihtiyacımız var. Kellere jöle sattırırız" dedi.
TANRILAR Okulu kitabının yazarı ve European School of Economics’in kurucu rektörü Stefano D’Anna, Avrupa Ekonomi Okulu’nun Milano ve New York kampüslerindeki Türk öğrenci sayısının diğer milletlerin çok daha üzerinde olduğunu söyledi. Bu ilgi nedeniyle Türkiye’de veya yakın br coğrafyada bir kampüs açmanın kaçınılmaz gibi göründüğünü belirten D’Anna, "İnanıyorum ki Türkiye’de iş dünyasındaki insanlara büyük fırsatlar sunabiliriz. Bunu da aynı diğer milletlerde olduğu gibi Türklüğün getirdiği olumlu kültürel özelikleri tutup, insanı sınırlayan özelliklerinden arındırarak başarırız" dedi.
TÜRKLÜĞÜN ÖTESİNE GEÇİN: Atatürk’ün başarısında da aynı yöntemin etkili olduğunu söyleyen D’Anna, "Atatürk, o zamanki tanımlara çok sadık kalsaydı, bu kadar başarılı olamazdı. Türkiye’nin şimdi de Arap alfabesinin sınırlarını anlayıp onu değiştirebilecek Türkler’e ihtiyacı var. Türkiye ancak Türklüğün ötesine geçen Türkler sayesinde büyür" diye konuştu.
BİZİ KUCAKLASINLAR: Türkiye’ye duyduğu özel sevgi yüzünden burada da bir kampüs açabileceklerine değinen D’anna, Türkiye’ye Garanti Bankası’nın 6 bin müşterisinin birikimlerini yatırıma yönlendiren Garanti Masters Özel Bankacılık’ın davetlisi olarak geldi. D’Anna, "Biz buraya ne pahasına olursa olsun gelelim diye bir düşünceye sahip değiliz. Önce bazı koşullar oluşmalı. Bu noktada bir davet bir kabul bir kucak açma olsun istediklerini söyleyen D’Anna "Yeni alanlara girince yerli rehberler gerekir. O yüzden Türkiye’den insanların bizimle birlikte çalışmasına ve güçlü bir ilişki kurmamıza zaman var" dedi.
KELLERE JÖLE SATTIRIRIZ: Dünya genelinde 5 kampüsü bulunan okulun çok kültürlü olduğunu da savunan D’Anna, şunları söyledi: "Üniversiteler genelde kampüslerinin aynı saat diliminde olmasını istiyorlar. Böyle bir tutum sergilemeye başladıklarında bile büyük kısıtlamayla karşı karşıyalar. Geleceğin üniversitesinde böyle sınırlandırmalar olamaz. Kültürlerin inançların önyargı ve sınırların ötesinde bir üniversite anlayışı taşıyoruz. Biz sadece uluslararası kuruluşuz demiyoruz. Bu bizim DNA’mızda var. Biz zaten öyleyiz. Kellere bile jöle sattıracağımıza inanıyoruz."
TANRI OKULUNA İHTİYAÇ VAR: D’Anna, Türkiye’de daha önce kampüs açma girişiminde bulunan European School of Economics’in bu girşiminin sonuca ulaşmamasıyla ilgili olarak da, şöyle konuştu: "Güzel bir düşünüz olduğunda belirli birşey gerçekleşmemizse hayırlısı öyledir demek lazım. Türkiye’de European School of Economics gibi bir okul olmasını isterim. Türkiye’nin gücü liderlerin gücüyle ölçülür. Türkiye’nin lider yetiştiren bir okula ihtiyacı var. Normal okullar insan yetiştiriyorsa bizim Tanrı okularına ihtiyacımız var."
Kral olunmaz kral doğulur
BİR şirketin ölümsüz olamayacağını ancak ölümsüz doğabileceğini belirten Stefano D’Anna, "Ölümsüzlüğün karakterist özellikleri kurucudan gelir. Eğer onun rüyası ölümsüzlük değilse, şirket de ölümsüz olmayacaktır. Kral olunmaz, kral doğulur" dedi.
İstiklal Marşı’nıza bakın çocuklara korkusuzluğu öğretin
SORUMLULUK duygusu ile korku arasında ters bir orantı olduğunu vurgulayan Stefano D’anna, şöyle konuştu: "Korku adeta düş kurma yetimizi yok eden bir kanser gibidir. Günümüzde şirket yöneticileri olarak an çok zorlu rekabet ve piyasa koşullarına ayak uyduramamaktan korkuyoruz. Şirket yöneticileri olarak her gün bir mucize gerçekleştiriyorsunuz. Ancak çocuklarınıza bunu aktarmanız kolay değil. Bu nedenle çocuklarımıza korkusuzluğu öğretmeliyiz. İstiklal Marşı’nız ’Korkma’ diye başlıyor. İşte İstiklal Marşı’nın başlangıcındaki bu mesaja bakın ve ’Düşlüyorum öyleyse varım’ diyenlerin arasına katılın."
Şirketlerin yüzde 70’i bir jenerasyon yaşıyor
FORTUNE 500’ün araştırmasına göre dünyada global şiretlerin ortalama 5 yıl, Avrupa’daki küçük ve orta büyüklükteki şirketlerin de 12 yıl ömrünün olduğunu söyleyen Stefano D’Anna, şöyle konuştu:"Dünyada şirketlerin yüzde 70’i sadece bir jenerasyon yaşıyor. Yüzde 20’si üçüncü jenerasyonu görebiliyor. Şirket ömrü konusunda farklı yorumlar var. Bazıları kárlılığa, bazıları şirket varlıklarına bağlıyor bunu. Ancak, durumu bir hayal mekanizmasına bağlayan bir tek biz olduk. İyi bir lideri insan vücudundaki güçlü bir bağışıklık sistemine benzer. İnsanı öldüren AIDS olmuyor. AIDS sadece bağışıklık sistmini çökertiyor. Bağışıklık sistemi gücünü yitirince en ufak bir saldırıda ölüm geliyor. Liderdeki bütünlük şirketin bağışıklık sistemini güçlendiriyor."
Aile ne kadar güçlüyse aile şirketi o kadar yaşar
AİLE şirketlerinin sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada yoğun olduğuna değinen Stefano D’Anna , aile şirketlerinin doğal kompkiasyonların yansıra başka komplikasyonlar da içerdiğini söyledi. Aile içinde yaşanan bazı durumların şirketi doğudan etkilediğine dikkat çeken D’Anna "Aile şirketlerinde yukarı tükürsen bıyık aşağı tükürsen sakal durumu yaşanıyor. Bir tarafta tüm şirketlerin yaşadığı sıkıntılar bir taraftan da iç dinamikler var. Bu büyük bir avantaj da olabilir" dedi. Ailenin önemli bir bileşen olduğunu ve aile kavramının nem taşıdığı ülkelerde şirket başarısının artma olasılığının yüksediğine de dikkat çeken D’Anna, "Türkiye’deki şirketlerin kaderini de aile müessesinin güçlülüğüyle ilişkili" diye konuştu.















