Shell Hollanda Genel Müdürü Dick Benschop'un Konuşma Metni
Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül, Türkiye ve Hollanda arasındaki diplomatik ilişkilerin 400.yılı etkinlikleri kapsamında 16-19 Nisan 2012 tarihlerinde Hollanda'ya resmi ziyarette bulunmaktadır.
Kısa dönemdeki zorluklara bakacak olursak: Avrupa Birliği, Euro krizinden çıkmayı başarmalı ve Euro bölgesinde ve üye devletlerindeki piyasalarda kaybettiği güvenini yeniden kazanmalıdır.
Bu ancak, rekabetçi maliyet yöntemini (Lizbon stratejisi) yeniden uygulayarak ve dış borçlanma ihtiyacını azaltarak ekonomik büyümeyi canlandırmaya odaklanmak sayesinde gerçekleştirilebilir.
İşte burada da orta vadeli bir zorluk söz konusudur. Devlet bütçeleri ve ev bütçelerine yönelik adaptasyon süreci, büyümenin muhtemelen ticari yatırımlar ve ihracatlar sayesinde gerçekleşmesi anlamına gelir. Çin ve Hindistan'ın gösterdiği yükselişe rağmen Avrupa, son yıllarda yüksek kaliteli ürünleri yüksek fiyata satarak dünya ihracat payını korumayı başarmıştır.
Rekabet gücüne daha yoğun bir şekilde odaklanmadan bu durumu sürdürmek büyük olasılıkla mümkün olmayacaktır. Uzun vadeli zorluk ise demografidir. Avrupa nüfusu artış göstermeyecek, hatta yaşlanacaktır ki bu durum mevcut istihdam, maaş ve sosyal korunma seviyelerinin devam ettirilmesini daha da zorlaştıracaktır. Bu durum üretkenliğe odaklanmadan üstesinden gelinebilecek bir zorluk değildir.
Ekonomik entegrasyon, yeni üye devletler ve mevcut üye devletler de olmak üzere Avrupa'daki ekonomik büyüme için önemli bir faktördür. Güney Avrupa ekonomilerinin entegrasyonu kadar Orta ve Doğu Avrupa ekonomilerinin entegrasyonu da yatırım ve ekonomik büyüme seviyelerinin arttığını göstermiştir. Avrupa'nın, Avrupa Birliği'ni daha da genişletmeyi düşünürken bu başarı öyküsünü de göz önünde bulundurması gerektiğine inanıyorum.
Net avantajlar sağlayan daha fazla ekonomik entegrasyon, pekala Avrupa Birliği'nde beklenen ekonomik büyümenin kaldıraçlarından biri olabilir. Bu açıdan Avrupa Birliği, Türkiye'yi Avrupa iç pazarına sokmakla yakından ilgilenmelidir.
Peki Türkiye bu konuyla ilgi midir veya daha iyi bir ifadeyle; Türkiye bu konuyla hala ilgileniyor mu? Bunu göreceğiz.
Türkiye'nin Avrupa iç pazarına katılmasına ilişkin ekonomik gerekçelerin üzerinde çok durmayacağım; ancak katılması gelişmekte olan birçok ekonominin yüzleştiği "orta gelir tuzağı" denilen durumu atlatmak için mükemmel bir yol sağlayacaktır. Düşük işçi maliyetleri gibi rekabete ilişkin mevcut faktörlerin eskide kaldığı bu durumundan daha yüksek değer katan yeni başarı faktörlerini içeren başka bir ekonomik modele geçilmesi gerekiyor.
Demografik ve ekonomik özellikleri ile Türkiye ve büyük Avrupa iç pazarı arasındaki ekonomik entegrasyon, klasik bir çift taraflı kazanca dönüşecekmiş gibi görünüyor. Ne yazık ki, günümüz dünyasında çift taraflı kazanç elde etmeye inancımızı kaybetmiş durumdayız ve kayıpları ya da kaybedenleri belirtmede daha rahatız.
Artık yalnızca politika ve psikolojinin temel çıkarlar ile uyumlu hale gelmesini umut edebiliyorum. Temel ve ortak çıkarımız, Türkiye ve Avrupa Birliği arasında daha yakın bir entegrasyon sağlamaktır.
Biri çıkıp Avrupa ve Türkiye arasında kurulan daha yakın birliğin jeopolitik boyutları hakkında benzer bir hikâye anlatabilir. Ancak, bunu bugün yapmayacağım.
Bugün bir kutlamadır. Baştan sona ekonomik faaliyetlerle dolu 400 yılı geride bırakmış olmayı kutluyoruz. Shell olarak, Türkiye'de de yüzüncü yılımızı kutlamayı dört gözle bekliyoruz. Avrupa ve Türkiye'nin birbirlerine sunacağı şeyleri göz önünde bulundurursak iyimser olmamız kaçınılmaz - yakalanması gereken çok fırsat var.
Shell Türkiye Ülke Başkanı Ahmet Erdem'in değerlendirmesi:
Türkiye – Hollanda ilişkileri artarak sürecektir
Türkiye ve Hollanda arasındaki ilişkilerin 400. yılına ilişkin etkinlikleri değerlendiren Shell Türkiye Ülke Başkanı Ahmet Erdem ise gelinen noktanın iki ülkenin ortak başarısı olduğunu belirterek şunları söyledi:
"Türkiye, bugün Hollanda'nın Avrupa Birliği dışındaki en önemli ticari ortaklarından biri konumuna geldi.
Hollanda, Türkiye'de doğrudan yatırımı bulunan ülkeler arasında ilk üçte yer alıyor. 1500'ü aşkın Hollandalı şirketin Türkiye'de yatırımı bulunuyor. Hollanda'daki Türk şirketi sayısı ise 3 binli sayılarla ifade ediliyor. Türkiye'de Cumhuriyet'in kuruluşundan bu yana yatırımlarıyla değer yaratan bir şirket olarak, bu ilişkinin artarak süreceğine inanıyorum.
Türkiye ve Hollanda arasındaki ilişkilerin 400. yılı etkinlikleri kapsamında destek verdiğimiz ve Sakıp Sabancı Müzesi'nde ziyaretçilerle buluşan "Karanlıkla Işığın Buluştuğu Yerde… Rembrandt ve Çağdaşları - Hollanda Sanatının Altın Çağı" sergisi, bu inancımızın ve hassasiyetimizin anlamlı bir yansımasıdır. Türkiye-Hollanda ilişkilerinin daha da gelişeceğine ve mevcut 400 yıllık dostluğun pekişerek uzun yıllar süreceğine inanıyorum."










