DSP Genel Başkanı
Zeki Sezer, Kıbrıs konusunda çözümün sadece Türk tarafından beklenmemesi gerektiğini kaydederek, "AB eğer oradaki Türk tarafının varlığını,
KKTC'nin varlığını yok saymadan tek taraflı bir üyelik belirlemesi yapmamış olsaydı, sanırım çözüm çok daha kolay olurdu" dedi.
Avrupa Birliği'nin de kendisini zora soktuğunu iddia eden Sezer, "1999'da Helsinki'de Kıbrıs önkoşul olarak Türkiye'nin önüne konmamıştı. Şimdi bu noktaya gelinmiş olması biraz üzerinde düşünülmesi gereken konu. Kıbrıs sorununun çözümünü de sadece Türk tarafından beklememek lazım. Çözümü biz isteriz. Ama hakça bir çözüm" diye konuştu.
Sezer, DSP Genel Başkan Yardımcısı Tayyibe Gülek, DSP Balıkesir Milletvekili Hüseyin Pazarcı ve DSP İzmir Milletvekili Harun Öztürk'le birlikte, Avrupa Parlamentosu (AP) Liberaller Grubu Üyesi Andrew Duff başkanlığındaki heyetle Meclis'te görüştü.
Duff'un ve heyettekilerin sorularını yanıtlayan Sezer, özellikle Kıbrıs konusunda açıklamalarda bulundu. Duff'un Kıbrıs konusunda ne düşündüğünü sorusuna Sezer, "Talat-Hristofyas görüşmelerinden, iki devletin varlığının, iki tarafın güvenceye alındığı bir yapının ortaya çıkmasını dileriz. Çünkü Doğu Akdeniz'in güvenliği önemli. Kıbrıs son derece de önemli. Ama oradaki iki ayrı devletin, milletin varlığını yok saymamak ve garantörlük haklarını görmezden gelmemek gerekiyor" sözleri ile yanıtladı.
-"SOL OLMAK ULUSAL DURUŞLARI YOK SAYMAK ANLAMI TAŞIMAZ"
Kıbrıs Rum tarafından olduğunu bildiren ve Türkiye'nin AB üyeliğini desteklediğini açıklayan Marios Matsakis'in "Siz sol bir partinin liderisiniz. Kıbrıs'taki her iki lider de sol parti. Bu nedenle sizin BM'nin görüşünü desteklemenizi umuyordum, bu konuda liderlere yardımcı olmanızı umuyordum" sözleri üzerine de Sezer, şunları söyledi:
"Gönül isterdi ki 1974'te Ada'nın güvenliğini tehdit eden o girişim olmasaydı. Diğer taraftan Kıbrıs'ta uzlaşmayı, çözümü bozan tarafın Türk tarafı olmadığı çok açık. AB eğer oradaki Türk tarafının varlığını, KKTC'nin varlığını yok saymadan tek taraflı bir üyelik belirlemesi yapmamış olsaydı, sanırım çözüm çok daha kolay olurdu. AB de kendisini kusura bakmasın, biraz zora soktu diye düşünüyorum. Sol olmak tabi ki önemli ama sol olmak aynı zamanda ulusal duruşları yok saymak anlamını katiyen taşımaz."
Andrew Duff'un, "Kıbrıs sorunu çözülemezse, Türkiye'nin AB'ye hiçbir zaman üye olmama gibi bir riski var" sözleri üzerine de Sezer şu yanıtı verdi:
"1999'da Helsinki'de Kıbrıs önkoşul olarak Türkiye'nin önüne konmamıştı. Şimdi bu noktaya gelinmiş olması biraz üzerinde düşünülmesi gereken konu. Kıbrıs sorununun çözümünü de sadece Türk tarafından beklememek lazım. Çözümü biz isteriz. Ama hakça bir çözüm."
Türkiye'nin AB üyesi olmasının, DSP'nin hedeflerinden biri olduğunu ancak AB hedefinin, diğer üye ülkelerle eşit koşullarda tam üyeliği içerdiğini söyleyen Sezer, Türkiye'nin dünyada çok önemli bir stratejik konuma sahip, çoğunluğu Müslüman olmasına karşın, hem Müslüman hem de laik tek ülke olduğunu belirtti. Sezer, "Demokrasi, laiklik olmaksızın yürüyecek bir sistem değil" dedi.
Sezer, Türkiye'de yüzyıllardır farklı kültürel dokuya ve kökene sahip milletlerin yüzyıllardır barış içerisinde yaşadığını söyleyerek, "Biz yüzyıllardır barış içinde yaşıyoruz. Bu özelliğimizle, dünya barışına da katkıda bulunabiliriz. Türkiye'nin bölgede içine sindiremediği ya da içinde olmadığı bir formülün başarılı olma şansı çok az" diye konuştu. AB'nin geleceği açısından Türkiye'nin önemli olduğuna işaret eden Sezer, Türkiye'nin 40 yılı aşan AB macerası bulunduğunu, Bülent Ecevit'in Başbakanlığı döneminde Helsinki Zirvesi ile bu yolda yeni bir süreç başladığını anımsattı.
AKP'nin hazırladığı Ulusal Program'ın üzerinde DSP'den bir grup uzmanın çalıştığını söyleyen Sezer bu programın birçok eksiği bulunduğunu ve hazırlanacak programın Anayasal engelleri olduğunu kaydetti. (ANKA)
(TT/ZG)