Haber Tarihi: 10 Eylül 2011 Cumartesi Saat 15:59
 [2982906]

Savaş Değil Barış; Artık Kimse Ölmesin


1 Eylül dünya barış gününü geride bıraktık ve 12 eylül cunta darbesinin 31.yıldönümüne giriyoruz.

Biz barış savunucular bu iki tarih arasındaki günleri barışa çağrı günleri olarak kabul ediyoruz.

Son günlerde yoğunlaşan çatışmalı ortamın sonucunda artan ölümler bu ülkenin barış ve kardeşliği savunan biz emekçileri, insan hakları savunucularını, siyasetçilerini derin bir üzüntüye boğmakta ve geleceğe ilişkin kaygılarımızın artmasına sebep olmaktadır. Yaşanan çatışmalarda yaşamlarının baharında hayatlarını kaybeden bu ülkenin gençleri bu çatışmaları bitirmek istemeyenleri tarihe bırakacaktır.

Yaklaşık 30 yıldır Kürt sorununun gerçek sebeplerini açığa çıkarıp toplumun beklentilerine uygun bir çözüm üretmek yerine milliyetçi, şoven anlayışı besleyerek sorunun çözülmediği görülmüştür.bugünlerde de savaşı yoğunlaştırarak sınır içi sınır ütesi hava ve kara harekat hazırlığı yaparak daha önce denemiş bu yolları denemek daha fazla gencimizin hayatına malolmaktan öteye gitmeyecektir çünkü dünyanın hiçbir yerinde bu benzeri sorunlarda savaşla, silahla çözüm oluşmamıştır. Bu süreçte akan sadece kan ve gözyaşı olmuş, toplumun bir arada yaşama özlemi tahrip edilmiştir. ABD'nin Ortadoğu'daki taşeronu olduğunu artık gizleme ihtiyacı bile duymaksızın ülke içinde savaş politikalarını artırma yönünde adımlar atan AKP, Suriye'ye yönelik saldırgan politikanın yürütücülüğüne soyunarak Ortadoğu'yu kan gölüne çevirecek tehlikeli bir yönelime girmiştir.
Yıllardır süren çatışmalar sonucunda her gün gençlerimiz hayatlarını kaybederken ve yaşanan acılar ortadayken, çeşitli çevrelerce daha fazla kan ve gözyaşından başka bir anlamı olmayan açıklamalar yapılması, Türkiye'nin dört bir yanında ateş düşen ocakların sayısının artmasından başka bir anlam taşımamaktadır. Başbakan başta olmak üzere, böylesi dönemlerde daha sorumlu davranması gereken siyasilerin ve medyanın attıkları savaş çığlıklarının, tüm ülke için daha fazla ölüm, daha fazla acı ve gözyaşından başka bir anlam taşımadığını tarih bize defalarca göstermiştir

Yıllardır toplumun vicdanında ve hafızasında silinmesi zor, derin izler bırakan bu acılar artık son bulmalıdır. Türkiye bugüne kadar savaşın bedelini en ağır şekilde ödemiştir. Savaşın değil, demokratik, barışçıl çözüm yollarının gündem olması için herkesi sağduyulu davranmaya davet ediyor, siyasilerin ve medyanın toplumda düşmanlık duygularını pekiştirecek açıklama ve yayınlar yapmak yerine, barış ve bir arada yaşam zeminini güçlendirecek somut adımlar atmalarını istiyoruz.

30 yılı aşkındır devam eden bu çatışmaların en önemli tetikleyicilerinden biri olan inkarcı asimilasyoncu 12 eylül darbesidir. Bu ülkenin geleceğini karartanlar;
Yıllarca Türkiye'yi en kanlı, en karanlık yöntemlerle yönetenler;
Bir milyon insanımızı gözaltına alıp, yüz binlercesini işkence tezgahlarından geçirenler;

Diyarbakır 5 nolu cezaevinde vahşet politikasını yaşatanlardır. Yüzlerce insanımızı yargısız infazlarla, gözaltında kayıplarla, işkencede yok edenler; Erdal Eren'i yaşını büyüterek, elli genci asanlardır. On binlerce işçi, memur, öğretim görevlisini işinden, öğrencileri okullarından atanlar;
Emek örgütlerini kapatarak milyonlarca çalışanı "köle ücreti"ne mahkum edenler:
Milyonlarca kitap, dergi, gazete, filmi yakanlar ve yasaklayanlar, imha edenler;
Anayasasıyla, Milli Güvenlik Siyaset Belgesiyle, kontrgerillasıyla, paralel devletiyle darbeciliği süreklileştirenler;
Toplumsal özgürlük ve adalet ruhunu yok ederek, ülkeyi karanlığa ve uçuruma sürükleyenledir

Kürt halkına karşı "kirli savaş" yürütenler;dağlarımızı, arazilerimizi bombalayanlar, ormanlarımızı yakanlar; dört bin köy ve mezramızı boşaltanlar;
milyonlarca insanımızı evinden ve toprağından koparıp sersefil sokaklara atanlar, 17 bin insanımızı kör kuyularda, kalorifer kazanlarında, ıssız arazilerin karanlıklarında kaybedenler;
Bölge'de 40 bin insanımızı öldürenler, "kirli savaş" döneminde 450 bin kişiyi fişleyenler;
Güçlü Konak, Gazi mahallesi, madımak, "Hayata dönüş"(!) katliamlarını yapanlar;

Hrant Dink'i katledenler; Susurlukçular, Şemdinliciler, Ergenekoncular;
Otuz yıldır hayatın her alanında halk güçlerine örgütsüzlüğü dayatanlardır.
Bütün bu karanlık tabloyu hepbirlikte ortadan kaldırabiliriz.yeterki barışın ve insanlığın dilini kuralım.bunun için:
- TBMM'nde 12 Eylül Gerçeklerini Araştırma ve Adalet Komisyonu kuralım

-12 Eylül darbecileri ve yandaşları yargılayalım
-1982 darbe anayasası kökten kaldırılıp eşitlikçi, özgürlükçü demokratik, temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan bir anayasa yapalım
- Geçmişle yüzleşlim,hesaplaşalım
-12 Eylül darbe anayasası, Siyasal Partiler ve Terörle Mücadele Kanunu kaldıralım.
-barış için rolünü üstlenmesi için imralıdaki süren tecriti kaldırın,
-milyonlarca insanın irademdir dediği bir gerçekliğe tecriti uygulamak savası istemekten başka birsey değildir.

Kürtlere "Sri Lanka tipi katliamı" dayatan; güdümlü yargı ve polis iş birliğiyle yürüttükleri KCK, Devrimci Karargah, Hopa gibi operasyonlarla bütün siyasi muhalefet dinamiklerini sindirmeyi amaçlayan; zorunlu din eğitimini sürdürererek, Cem evlerini yasallaştırmayarak, diyaneti lağvetmeyerek Alevi asimilasyonunu sürdüren; militarist ve erkek egemen yasalarla kadınların üzerinde türlü şiddetin önünü açarak; ülke ekonomisini küresel krize sonuna kadar açan, zamları katlayan, yoksulluğu ve işsizliği arttıran, kamu kuruluşlarını talan edercesine özelleştiren; doğal sularımızı yabancı şirketlerin kullanımına bırakan, sadece Dersim'i değil, tüm coğrafyamızı barajlarla boğan; sınırsız suistimallerle, hukuksuzluklarla, baskı ve terör yöntemleriyle işçi emekçi halk güçlerini örgütsüzleştiren neoliberal ekonomi politikaları uygulayanları insanlık affetmeyecektir…

Senelerdir yaşanan savaşın bedelini ekonomik ve demokratik hakları kısıtlanarak en ağır biçimde ödeyen bu toplumun vicdanı olan biz emekçiler, insanhakları savunucuları,siyasetçiler,gençler,kadınlar… "yeter artık barış hemen şimdi" diyoruz. Barış ve bir arada yaşama taleplerini dile getiren demokratik güçlere yönelik baskı, gözaltı ve tutuklamalara son verilmelidir. Çatışmalı ortam sona erdirilmeli, silahlar susmalı, yıllardır akan durdurulmalıdır..

6/10 (11 kişi)
  • Reklam
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12