Sarmaşık Derneği'ne Baskı İddiası

Diyarbakır'da "Sarmaşık Yoksullukla Mücadele ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği"nin yöneticileri baskıdan yakındı.
Diyarbakır'da yoksul ve muhtaç durumdaki vatandaşlara yardım amacıyla 2006 yılında, CHP, AK Parti ve BDP'li vekillerin kurucuları arasında bulunduğu Sarmaşık Yoksullukla Mücadele ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği'nin eski ve yeni yöneticileri, derneğe idari ve yargı baskısı olduğu gerekçesiyle ortak basın açıklaması yaptı.
Derneğin Kurucu Başkanı Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, derneğin KCK/TM ile ilişkilendirilmeye çalışıldığını belirterek, "Deniz Feneri ile ilgimiz ne kadar varsa, Sarmaşık Derneğinin de o kadar KCK'yla ilişkisi vardır" dedi.
Diyarbakır'da Sarmaşık Yoksullukla Mücadele ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği'nin kurucu, eski ve yeni yöneticileri bir araya geldi. Dernek başkanı Dr. Selçuk Mızraklı başkanlığındaki toplantıya İçişleri Bakanlığı'na bağlı müfettişlerin 14 gün süren bir denetleme yaptığını söyleyen Mızraklı, "Müfettişlerin denetleme sonucu yazılı olarak, 'Fakir ailelere yapılan yardımlar örnekleme usulü yerinde incelenmiş, yardımların amacı doğrultusunda yapıldığı ve muhtaç kişilere ulaştırıldığı görülmüştür' şeklinde görüş belirtmiştir. Lakin zaman zaman bu sempati ve güvenden hoşnut olmayan başta Diyarbakır İl Valiliği ve kimi bağlı resmi kurumların olduğunu gördük. Kuruluşumuzdan bu yana pek çok engelleme ve idari baskıya muhatap kalmamıza rağmen yararlanıcımız durumundaki 20 bin açlık sınırındaki insanımızın bu durumdan etkilenmemesi için azami özeni gösterdik ve hiçbir zaman da bunun şikayetini bile kamuoyunu meşgul etmeme adına yapmadık"
Diyarbakır 6'ncı Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen KCK/TM ana davası kapsamında Diyarbakır Özel yetkili Savcı tarafından derneğe yönelik açılan davanın sürdüğünü belirten Mızraklı soruşturma kapsamında şu ana kadar aralarında yönetim kurul üyeleri, kurucu üyeleri başta olmak üzere 31 kişinin ifadesine başvurulduğunu söyledi. Mızraklı, "Özel Yetkili Savcı, ifadelerine başvurduğu yönetici ve üyelerimize yönelttiği temel iki soru ile soruşturmayı yürütüyor. Sorular, 'Sarmaşık Derneği'ni KCK'nın talimatı ile mi kurdunuz? Yardım ettiğiniz ailelerin yüzde 54'ü PKK örgütüne yakın ailelerden oluşuyor. Neden bu ailelere yardım ediyorsunuz?' şeklindeydi. Biz, yardım ettiğimiz ailelerin yoksulluk kriterinin dışında hiçbir durumunu araştırmıyoruz. Yoksulluk, ötesinde açlık kriterlerini taşıyan tüm başvurucuları, olanaklarımız ölçüsünde Sarmaşık Gıda Bankası sistemine dahil ediyoruz. Bir diğer muhatap olduğumuz baskı unsuru ise Diyarbakır Valiliğinin tüm yönetim kurulu üyelerimiz hakkında vermiş olduğu her yönetici için 862 TL. idari para cezası uygulamasıdır. Sebep, Van depremi nedeniyle yürüttüğümüz çalışmalar esnasında yardım toplama kanununa sözde aykırı hareket etmiş olmamız"
VALİLİK 23 BANKA HESABIMIZA BLOKE KOYDURDU
Van Depreminde Sarmaşık Derneği'nin banka hesaplarına bloke konulduğunu belirten Mızraklı, "Valilik bununla da yetinmeyip yetkisini de aşarak bankalara gönderdiği iki cümlelik bir yazı ile bankalardaki 23 hesabımıza bloke koydu. Bu bloke talimatı nedeniyle derneğimiz çalışmaları 34 gün boyunca aksadı. Yaptığımız itirazın ardından bloke kaldırılırken, mahkeme Van depremi için usulsüzce toplandığına hükmettiği hesaplarımızdaki 76 bin liranın müsaderesine karar vererek bu kaynağı yoksul aileler için kullanmamıza engel oldu. 7 bin 400 düzenli destek sunan duyarlı yurttaşı ve 20 bin yararlanıcısı olan böylesi bir kurumun haklarını sonuna kadar savunacağımızı, baskı, yıldırma girişimlerine karşı tüm yasal, demokratik yolları kullanacağımızın bilinmesini istiyoruz" dedi.
ENSARİOĞLU: ÇOK DEĞERLİ ÇALIŞMALARI VAR
"Buraya davet edilişimizin amacı siyasi bir polemik, siyasi bir açıklama için değil. Burada Sarmaşık Derneği'ne destek için buradayız. Diyarbakır'ın içinden geçtiği süreç hepimizin malumu, yaşanan göç, sıkıntılar ve yoksul yığınlar. Burada sorumluluk sahibi, herkesin yapması gereken bir takım şeyler var. Bu anlamda, bu çerçevede kurulmuş bir derneğin, bugüne kadar yaptığı çok değerli çalışmalar var. Türkiye'nin içinden geçtiği süreci çok iyi algılamayan, çok iyi okumayan, Türkiye'nin normalleşme sürecine uygun davranmayan kim olursa olsun, gerek siyasetçi, gerekse kamu kurumundan yetki sahibi insanlar, herkes bu süreci çok iyi okumak, algılama ve sürece uygun davranmak durumundadır. Burada böylesi değerli bir çalışma yapan Sarmaşık derneğinin çalışmaları oradaki insanların siyasi aidiyetlerine bakılarak değerlendiremez. Burada gerek Sarmaşık Derneği, gerekse Diyarbakır'da bu anlamda çalışan farklı dernekler de var. Farklı-farklı siyasi aidiyetleri olan bu derneğin mensupları var. ve bizi ilgilendiren bu derneğin çalışmalarıdır, yaptığı değerli kıymetli işleridir. Biz bu değerli işlere sahip çıkma adına buradayız"
BAYDEMİR: DENİZ FENERİYLE Mİ KARIŞTIRILIYOR
Derneğin kurucu başkanı Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Başkanı Osman Baydemir, konuşmasına başladığı sırada mikrofonundan gürültülü ses çıkması üzerine, "Benim bu şiddetle bir ilgim yok. Umarım bu seste iddianameye girmez" şeklinde espri yapması gülüşmelere yolaçtı. Sarmaşık derneğinin aslında tek başına yoksullukla değil, açlıkla da mücadele ettiğini belirten Baydemir şöyle konuştu:
"Allah aşkına, Muhammed aşkına, İsa aşkına. Her neye inanıyorsanız onun aşkına. Bu kadar da olmaz ki. Bu kadar da fütursuzlaşılmazki. Bu kadar da gayri ahlakileşmez ki. Yoksullukla, açlıkla mücadele ediyor bu dernek. Ama siyasi bekraundsa vallahi, billahi, tillahi Sarmaşık Derneği, hiçbir siyasetin arka bahçesi değildir, olmamıştır bundan sonra da olmamalıdır. İçinde CHP'lisi, var, AKP'lisi var, BDP'lisi var, içinde hiçbir siyasi partiye inanmayan var. İçinde inanlar, inanmayanlar var. Zenginler var, memurlar var, işçiler var. Bir karışıklık mı var acaba? Sarmaşık Derneği acaba Deniz Feneri ile karıştırılıyor mu? diye merak ettim. Yav vallahi Sarmaşık Derneğinin Deniz Feneri ile de hiçbir ilgisi ve alakası yok. Bizim Sarmaşık Derneği'nin örneğin Deniz Feneri ile ilgimiz ne kadar varsa, ne kadar ilişkisi varsa o kadar da KCK'yla ilişkisi vardır. Araştırsınlar bizim Deniz Feneri ile ne kadar ilişkimiz, hukukumuz neyse diğeri ile de olan ilişkimiz, hukukumuz odur. Elbetteki sayın vali bu kentin idarecisidir. Savcılar da yargı yetkisi içerisinde bulunuyor. Ama bu Diyarbakırla sınırlı bir politika değildir. Bunu görmemiz lazım. Bu Ankara'da planlanan sürecin yada politikanın Diyarbakır ve kentlere yansımasıdır. Ama galiba bu son dönem akıl tutulması olarak nitelendirebileceğimiz tırnak içerisinde terörün finansının kurutulması konulu bir politikanın bana göre dışa vurmasıdır. ve giderek toplumda hemen hemen hiç bir ses kendisini ifade edemeyeceği bir atmosfere, bir zemine doğru hızla götürülüyoruz. Akıl sahibi, vicdan sahibi herkesin bu sürecin karşısına dur demesi ve tekrar akıl ve vicdana, tekrar muhabbete davet etmesi gerektiğine inanıyorum."
















