Sadettin Tantan: Referandumun Ortaya Çıkardığı Gerçek

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Yurt Partisi Genel Başkanı Sadettin Tantan referandum ile ilgili açıklamalarda bulundu.

Yurt Partisi Genel Başkanı Sadettin Tantan referandum ile ilgili açıklamalarda bulundu.Tantan yaptığı açıklamada ;

'Bu referandum çok büyük güvenlik zafiyetini ortaya çıkarmıştır!' dedi.

“Bir siyasi parti halkı tehdit etmiş ve o parti suç işlemiştir. ve bu durum ortadayken, güvenlik zafiyeti apaçık yaşanırken, İmralı’yla ateşkesin konuşulması da daha vahim bir durumu ortaya çıkarmıştır. Hiç kimse, organize suç örgütü ve terör örgütüyle pazarlık yapamaz.”

'Referandumun ardından bir haftadır televizyon ve gazetelerde, referandumu kimin kazandığı ya da kimin kazanmadığı tartışılıyor. Özellikle “besleme aktörler” tarafından iktidarın muazzam bir zafer kazandığı Türk halkının beynine yerleştirilmeye çalışılıyor. Ama herkesin atladığı bir gerçek var! O da, referandumda güvenlik sağlanamadığı için halkın seçim sandığına tehditle gitmediği, gidemediğidir. Bu referandumla birlikte Türkiye’de çok büyük güvenlik zaafiyeti olduğu ortaya çıkmıştır. Zafiyeti, Güneydoğu’da sandığa gidemeyen halkımız apaçık ortaya koymuştur. Bir siyasi parti halkı tehdit etmiş ve o parti suç işlemiştir. ve bu durum ortadayken, güvenlik zafiyeti apaçık yaşanırken, İmralı’yla ateşkesin konuşulması da daha vahim bir durumu ortaya çıkarmıştır. Hiç kimse, organize suç örgütü ve terör örgütüyle pazarlık yapamaz.

Uzun zamandır haykırıyorum:

- 2002 yılından bu yana iktidar partisi, “hak ve özgürlükleri sağlıyorum” derken, Türkiye’yi bölmek ve parçalamak isteyen silahlı ve silahsız terör örgütlerine psikolojik özgürlük havası veriyormuş gibi bir durum ortaya çıktı. Güvenlik ayağının içi boş bırakıldığı ortaya çıktı.

- Artık her şey aleni. Saklı iştirakçilerden, “PKK’yla masaya oturun. Anlaşın” cümlelerini televizyonlarda duyuyoruz. Dünyanın hiçbir ülkesinde organize suç ve terör örgütüyle masaya oturulmaz. Bu konuşulamaz. Ama bunu işadamı, gazeteci, akademisyen televizyonlara çıkıp konuşuyor.

- Terör örgütünün başı İmralı’nın da aktör olduğu yaşanılan süreçte tam anlamıyla ortaya çıktı. Onu konuşturanlara bakın. Söylediklerini tek tek yazabilecek kapasitesi yok. Gerçekçi olmak lazım. Devletin arşivlerinde kim kimdir, biliniyor. ABD’li yetkililerin Kandil’de kimlerle görüştüğü, ne gibi faaliyetler içinde oldukları yazıldı çizildi. Murat Karayılan’ın ABD’deki parasına, Amerikan mali sistemini rahatsız ettiği için el konacağı gündeme geldi. Peki, Türkiye o paraya el koymak için faaliyet içinde mi? Her şey meydanda.

- Önemli olan siyasi iradenin ortaya konulmasıdır. Ama siyasi irade hiç yok. İktidar sorunu bürokrasiye havale ederek, sorumluluğu üzerinden atıyor. Yasal altyapı ve irade olsa PKK’lılar gezemez. Ama AKP iktidara geldiğinden beri PKK ile mücadele etmekten kaçına gelmiştir. Hem ekonomik, hem siyasi hem de psikolojik anlamda PKK egemen olmuştur. AKP, PKK ile mücadele ederse iktidarda kalamayacağını biliyor. Çünkü PKK’yı kullananlar bunu böyle istiyor. PKK’yı kurdurtan, ona katkı sağlayan ülkelerin desteği çok açık.

- Terör örgütü 25- 30 milyar dolarlık bir marka değerine ulaştı. Bu marka değerine ulaşırken, ekonomik- mali- siyasi anlamda hakimiyet alanını Türkiye ve dünyada değişik zeminlerde geliştirdi. Kara para, terörün finansmanına el koyma, uyuşturucu- fuhuş ekonomisine karşı, yolsuzluk ekonomisiyle mücadele konusunda Türkiye’de ne bir entegre ne de kurumsal düzenleme var. İktidar ve muhalefetin de bunlar üzerinde durmaması dikkat çekicidir esas düşündürücü olan da budur. Terörün finansmanına yurt içi ve dışında el konulmalıdır. Bugüne kadar PKK’yı marka gibi kullanarak içte ve dışta, gayrı yasal zeminde zenginleşenlerin, zenginleşerek teröre finansör olanların da mal varlıklarına el konulmalıdır.

- Dayatılmış ve yaratılmış olan bir sorun karşısında PKK’yla masaya oturma çağrıları yapılıyor. PKK eşittir dayatılmış olan aslında olmayan sorunun politik malzemesi olarak karşımıza çıkartılıyor. Bu durum, planlı ve projeli bir şekilde gerek siyasetçiler gerekse enformasyon ağı içerisindeki saklı iştirakçiler tarafından dile getiriliyor. Bu dayatılmış ve yaratılmış olan “KÜRT” sorunu konusunda “PKK’yla masaya oturalım” diyecek kadar ileri gidilirken, bunu söyleyenlerin, ne kadar cahil ve bağımlı oldukları da ortaya çıkmış oluyor. Bu isimler, bu açıklamalarıyla kendilerini bir kez daha Türk kamuoyuna tanıtıyorlar. PKK bir organize suç ve aynı zamanda terör örgütüdür. Hiçbir şekilde af gündeme gelemez hükümet yetkilileri de affı konuşamazlar ve masaya oturup, muhatap alamazlar. Onların görevleri terör ve organize suç örgütünü ortadan kaldırmaktadır, gerekli tedbirleri almaktır. '

Kaynak: Demirören Haber Ajansı