RTÜK, Özürlülerin Televizyon İzleme Eğilimlerini Açıkladı
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Zahid Akman, Yaptıkları Araştırmaya Göre, Özürlülerin Dizilerdeki Özürlü Rollerinden de Rahatsızlık Duyduklarını Belirterek, Özürlülere Göre, Dizi Filmlerde ve Özellikle de Son Yıllarda Kanallarda Moda Olan Programlarda İşlenen Özürlülük Temasının Rencide Edici Nitelikte Olduğunu Kaydetti.
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Zahid Akman, yaptıkları araştırmaya göre, özürlülerin dizilerdeki özürlü rollerinden de rahatsızlık duyduklarını belirterek, özürlülere göre, dizi filmlerde ve özellikle de son yıllarda kanallarda moda olan programlarda işlenen özürlülük temasının rencide edici nitelikte olduğunu kaydetti.
RTÜK Başkanı Zahid Akman ve Üst Kurul üyeleri, RTÜK'ün 'Özürlülerin Televizyon İzleme/Dinleme Eğilimleri' hakkında yaptığı araştırma sonuçlarını, Bilkent Otel'de düzenlenen basın toplantısıyla açıkladı. Akman, araştırmanın 20 ilde toplam 2 bin 448 özürlü kişiyle yüz yüze veya yakınlarıyla görüşülerek yapıldığını bildirdi. Özürlü vatandaşların, hafta içi ortalama 4,3 saat ve daha çok prime time saatlerinde ekran karşında olduğunu belirten Akman, özürlü vatandaşların yüzde 50-55'inin 18.00-24.00 saatleri
arasında televizyon karşısında olmalarının yayın kuruluşları tarafından dikkate alınması gerektiğini söyledi. Özürlülerin yüzde 54 ile en çok Kanal D'yi izlediğini belirten Akman, özürlü vatandaşlar tarafından en beğenilmeyen kanalın ise yüzde 17,8 ile Show TV olduğunu bildirdi. Araştırmaya göre, özürlüler, televizyonlarda yüzde 34,8 oranla en fazla magazin programlarından rahatsız oluyor. İkinci sırayı yaklaşık yüzde 15 oranla şiddet ve korku içeren yayınlar, üçüncü sırayı da yüzde 14 oranı ile kadın
programları izliyor. Özürlüler, televizyonda daha çok haber programları ile dizileri izlemek istiyor. Katılımcıların yüzde 35'i de kendilerine yönelik programların yayınlanmasını bekliyor. Özürlülerin yüzde 74'ü kendileriyle ilgili yapılan haber ve programları da takip ettiğini ortaya koyan araştırmaya göre, özürlülerin yüzde 29'u bu programların yayın saatlerini uygun bulmuyor ve yüzde 44'lük gibi bir kesim ise bu programların 18.00-21.00 saatleri arasında yayınlanmasını talep ediyor. Özürlülere yönelik
programların beğeni oranı da yüzde 23,6.
Akman, araştırma sonuçlarında, özürlülerin, özürlü olmayanlara göre daha fazla reklam izlediğinin ortaya çıktığını belirterek, bu sonucun dikkat çekici olduğunu söyledi. Akman, ayrıca, araştırma kapsamında, 100'e yakın denekle derinlemesine mülakat yapıldığı, mülakatlarda, özürlülerin, kanalların sorunlarına çözüm üretici ve yol gösterici yayınlar yapmadığından şikayetçi olduğunu kaydedti. Akman, engellilerin daha eğitici, bilgilendirici, sahip oldukları hak ve imkanlar ile sağlık sorunlarıyla ilgili
yayınlar yapılmasını istediklerini söyledi. Akman, kanallarda engelli sorunlarının duygu sömürüsü ve acıma hissiyle ele alınıp alınmadığı yönündeki soruya özürlü vatandaşların veridği yanıtla ilgili olarak da şunları kaydetti: "'TV kanallarda özürlü sorunlarını duygu sömürüsü ve acıma hissiyle ele almaktadır. Reel, somut konular yerine, ajite etmeye dönük programlar yapılmaktadır. Özürlülerin gerçek sorunlarına eğilinmemektedir. Özürlülerle ilgili bu tarz ajitasyona dayalı programlar aracılığıyla,
özürlüler üzerinden prim yapılmaya çalışılmaktadır. Sonuçta, televizyon kanalları özürlüleri düşünmekten çok, reyting kaygılarına özürlüleri alet etmek suretiyle kendi çıkarlarını düşünmektedir.' Sonuçlar son derece çarpıcı. Yayın kuruluşları açısından ifadeler biraz ağır olabilir. Ancak özürlü vatandaşlarımızın kendileriyle ilgili dışlanmışlık duygusu veren bugüne kadar ki yayın politikalarımız sonucunda çıkan bu ifadeleri anlayabilmek çok mümkün.'' Akman, özürlülerin dizilerdeki özürlü
rollerinden de rahatsızlık duyduklarını belirterek, özürlülere göre, dizi filmlerde ve özellikle de son yıllarda kanallarda moda olan programlarda işlenen özürlülük temasının rencide edici nitelikte olduğunu kaydetti. Akman, araştırmadan çıkan, 'Özürlü olmak, ilahi bir ceza ve dünyada işlenen günahların kefareti olarak lanse edilmektedir. İnsanların dini ve manevi duygularını istismar etmeye yönelik olarak özürlülük teması bir araç olarak kullanılmaktadır' sonucunun da dikkat çekici olduğunu söyledi. Akman,
"Biz de İzleme ve Değerlendirme Dairesi olarak özürlü vatandaşlarımızın dikkatimize sunduğu bu özelliği göz önüne alarak bir takım değerlendirmeler ve programlarla ilgili farklı izlemeler gerçekleştireceğiz" dedi. Araştırmanın sonuçlarının çok tartışılacağını, da belirten Akman, kurum olarak önerilerini de şöyle sıraladı: "Reytingi çok yüksek dizilerin işitme engelli vatandaşlar için alt yazılı olarak yayınlanmasının sağlanması, televizyon kanallarının haftada bir gün, işitme engelliler için haftanın
haberlerinden oluşan haber bülteni yayınlamaları, özellikle görme özürlü ebeveynler için çocuklar için geliştirdiğimiz Akıllı İşaretler Uyarı Sistemi'nin sesli hale getirilmesi ve özürlü vatandaşlarımızın sorunlarına akılcı yaklaşımlarda bulunacak programların yayınlanması için gerekli çalışmalara başlanılması bizim önerimizdir."
(MÜG-ÖK-Y)










