Resort Turizm Kongresi
Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, "Bizim demokrasi anlayışımız da aynı siz turizmciler gibi 'her şey dahil' üzerine kurulu.
Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, "Bizim demokrasi anlayışımız da aynı siz turizmciler gibi 'her şey dahil' üzerine kurulu. Turizmde olduğu gibi demokraside de milletimize bütün fırsatları aynı paket içerisinde sunmaya çalışıyoruz" dedi.
Antalya'da Resort Turizm ve Seyahat Dergisi tarafından düzenlenen Resort Turizm Kongresi'nin açılış törenine katılan Bağış, 9-10 yıl öncesine kadar içerisine kapanmış bir fotoğraf sunan Türkiye'nin kısa süre içerisinde gerçekleştirilen demokratikleşme hamleleriyle ilgi odağı haline geldiğini söyledi.
Egemen Bağış, kongrenin Türkiye'nin turizmde nereye geldiğinin önemli bir göstergesi olduğunu söyledi. Kongrede misafir olarak görünmesine rağmen kendisini misafir gibi hissetmediğini anlatan Bağış, AKPM Başkanı Mevlüt Çavuşoğlu ile dostluğunun üniversite öğrencilik yıllarına dayandığını, kendisinin Amerika'da Türk Gençlik Derneği Başkanlığı yaptığı dönemde Çavuşoğlu'nun da futbol takımlarının kaptanı olduğunu söyledi. Çavuşoğlu'nun o yıllarda iyi bir santrafor olduğunu dile getiren Bağış, şu anda da Türkiye'nin Avrupa'daki en iyi oyuncularından birisi olduğunu ve 850 milyon Avrupalı'ya liderlik ettiğini kaydetti.
Antalyalıların kongreye katılan Milletvekili Menderes Türel'in de kıymetini şu an daha iyi anladığını belirten Bakan Bağış, "Bazen 'Bir musibet bin nasihattan iyidir" derler ya. Antalya içine düştüğü hatayı en kısa zamanda telafi edecektir. Buna yürekten inanıyorum. Bu nedenle kendimi iki kardeşim arasında misafir olarak görmüyorum" dedi.
Dünya'da turizm sektöründe söz sahibi olan ve dünya pazarının çok büyük bir bölümünü temsil eden firmalar ve yöneticilerinin kongreye katıldığını ve bu durumunda Türkiye ve Antalya'nın turizmde geldiği noktayı gösterdiğini söyleyen Bağış, Türkiye'nin siyasi ve demokratik istikrarın en önemli semerelerini, meyvelerini turizm sektöründe yediğini kaydetti.
Son 9 yıl içerisinde Türkiye'nin demokratikleşme, şeffaflaşma ve kalkınma noktasında önemli adımlar atmasıyla birlikte herkesin kazanmaya başladığını belirten Bağış, "Buraya gelmeden önce Prag ve Brüksel'de temaslarımız oldu. 4 günlük ziyaretimde Türkiye'nin yaktığı umut ışığının insanları nasıl aydınlattığını, Türkiye'ye bakışların nasıl değiştiğini gördük. Bazı hastalıklı zihniyetlerle de karşılaştık ama onlara da münasip cevaplarını verdik" dedi.
Turizmde yaşanan gelişmelerde Antalya'nın başrol oynadığını vurgulayan Bağış, Antalya'nın Türkiye'nin dünyaya açılan bir kapısı olduğunu ifade etti. Antalya'nın dünya üzerinde yeşil ve maviyi, tarih ve tabiatı, kültür ve coğrafyayı en güzel buluşturan şehirlerin başında geldiğini dile getiren Bağış, Antalya'nın, Gazipaşa'dan Kaş'a kadar her bölgede insanların huzur bulduğu, tarih boyunca farklı kültürlerin ve medeniyetlerin birlikte insanlığa huzur verdiği bir bölge olduğunun altını çizdi.
Antalya'da dünyada birbirlerine zıt olan ülkelerin insanlarının aynı havuzda yüzdüğünü ve tavla oynadığını dile getiren Bağış, şöyle konuştu:
"Antalya güneşin en parlak bir canlılıkla insanları aydınlattığı bir bölgedir. Aslında bu güneşin parlaklığı Türkiye'nin tamamına yansımaya başladı. 9-10 yıl öncesinde içerisine kapanmış bir fotoğraf sunan Türkiye kısa süre içerisinde gerçekleştirilen demokratikleşme hamleleriyle ilgi odağı haline geldi. İçeride güçlü bir siyasi irade ile sağladığımız istikrar ve güven ortamı Türkiye'ye yatırımı ve turizm açısından konuklarımızı getirme konusunda bize çok önemli bir destek sağladı. Bizim demokrasi anlayışımız da aynı siz turizmciler gibi 'her şey dahil' üzerine kurulu. Turizmde olduğu gibi demokraside de milletimize bütün fırsatları aynı paket içerisinde sunmaya çalışıyoruz. Bu ülkenin hiçbir vatandaşı arasında ayrım yapmamaya çalışıyoruz. Doğulusu batılısı, kadını erkeği, genci yaşlısı, Türkü, Kürtü, Çerkezi, Abazası, Boşnakı... Hiçbir ayrım yapmadan bu ülkedeki her bir vatandaşın anayasal haklarından sonuna kadar yararlanması için çalışıyoruz."
-Turizmdeki gelişme-
Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne ilk başvurduğu 1959 yılında Türkiye'ye gelen turist sayısının 198 bin 841 olduğunu ifade eden Bağış, bu rakamın 2011 yılında 30 milyona yaklaştığını kaydetti. 1959 yılında 9 milyon olan yıllık turizm gelirini şu anda 30 milyar dolara ulaştığının altını çizen Bağış, şunları söyledi:
"Bazen halen Avrupa'da muhatap olduğumuz o hastalıklı zihinler, hala o Türkiye ile muhatap olduklarını zannediyorlar. O dönem kişi başına düşen geliri 400 dolar olan bir Türkiye vardı. Şu anda 10 bin doların üzerine çıktık. Geçen yıl ülkemizin ekonomisi yüzde 8,9 büyürken Avrupa ortalama yüzde 1,5 büyüdü. Bu yılın ilk 6 ayında ise ekonomimiz yüzde 10,2 büyüdü. Bu büyümenin arkasındaki en önemli faktörlerden bir tanesi de küresel sermayenin ülkemize gelmesidir. Türkiye'deki küresel sermayenin yüzde 85'i AB üyesi ülkelerden gelmektedir. Bu yılın ilk 6 ayında ülkemize gelen yabancı sermayenin yüzde 92'si AB üyesi ülkelerden gelmiştir. Bu durumda aslında Avrupa'daki iş dünyası ekonomik karar mekanizmalarının, siyasilerinin çok önünde gittiğini ve onları da peşlerinden sürükleyip getireceğinin göstergesidir. Bu yüzden AB sürecimiz konusunda da umutluyum. Biz o noktayı kesinlikle yakalayacağız."
Türkiye'nin 2023 yılındaki hedefinin turizmden en fazla gelir kazanan, en çok turist çeken dünya çapındaki 5 ülkeden birisi haline gelmek olduğunu dile getiren Bağış, turizmcilerle el ele verip bu hedefi gerçekleştireceklerini kaydetti. Türkiye'nin bir turizm destinasyonu olarak yükselmesinin, tarihinin, dokusunun, zenginliklerinin bütün dünya tarafından bilinmesinin aynı zamanda Türkiye'nin dünyadaki imajıyla alakalı olduğunu vurgulayan Bakan Bağış, Türkiye'de 1 hafta tatil yapan yabancı turistlerin Türkiye'nin AB sürecine bakışının değiştiğine dikkati çekti. Turizmcilerin de bu nedenle Türkiye'nin AB müzakere heyetinin en doğal üyesi olduğunu belirten Bağış, AB yolundaki en önemli engel olan ön yargıların kırılma noktasındaki en önemli müttefikleriyle bir arada bulunmak için kongreye katıldığının altını çizdi.
Avrupa Birliği'nin bir ekonomik ya da siyasi birlik olmadığını kaydeden Bağış, şöyle dedi:
"AB bir fikirdir, barış projesidir. İnsanlık tarihinin en kapsamlı barış projesidir. Bu kıtasal barış projesini küreselleştirmek istiyorsak Türkiye'nin o projenin, fikrin içerisinde yer alması gerekmektedir. Türkiye doğunun en batılısı, batının da en doğulusu ülkesi olarak muazzam bir potansiyeli temsil etmektedir. Bugün Mısır, Libya, Tunus'a gidip oradaki kardeşlerimizle birlikte bir cuma namazı eda edebilecek bir çok Müslüman lider vardır. Aynı coğrafyalara gidip demokrasinin ve laikliğin erdemlerinden bahsedecek bir çok batılı lider de vardır. Ama dünyada ikisini de yapabilecek çok fazla lider yok. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Kahire Havalimanı'na indiğinde, sabahın 2'sinde 20 bin Mısırlı kendisini karşılıyorsa, Libya'daki meydanda 25 bin kişiye 'Anayasanızda demokrasi ve laikliğe mutlaka yer verin' dediğinde alkışlanıyorsa, demek ki Türkiye'nin çok farklı bir mesajı vardır. İşte Türkiye'nin bu potansiyeline AB'nin de ihtiyacı var. Turizmciler olarak burada ağırladığınız her konuğunuzla Türkiye'nin mesajını dünyaya yayıyorsunuz. Buraya gelen her bir yabancı konuğumuzu Türkiye'nin bu barış projesindeki yeri konusunda da ikna ederek gönderiyorsunuz."
Türkiye'nin turizme farklı bir perspektif ile bakmak istediğini anlatan Bağış, golf, kruvaziyer gibi alternatif turizmleri canlandırmak için çalışmalar içerisinde olduklarını belirtti. Türkiye'nin imajı açısından turizmin önemine değinen Bakan Bağış, Türkiye'nin uluslararası camiadaki ön yargılarını kırmasının turizmi canlandırmakla olacağına dikkati çekti.
-"Bakanımıza özellikle teşekkür ediyoruz, böyle bir densize haddini bildirdiği için"
Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Başkanı Mevlüt Çavuşoğlu, Antalya'nın ve Türkiye'nin çok kültürlülüğün, çok dinliliğin, hoşgörünün ve uyumun başkenti olduğunu söyledi. Türkiye'ye turist olarak gelen ve hatta çatışma içinde olan Rusya-Gürcistan, Ermenistan-Azerbaycan, İran ve İsrail gibi farklı ülkelerden, problemli ülkelerden gelen turistlerin aynı otelde, sitede kaldığını ve birlikte havuza girip, tavla oynadıklarını dile getirdi.
Avrupa'da hoşgörüsüzlük, yabancı düşmanlığı ve ırkçılığın şiddete varması nedeniyle endişe duyulduğunu anlatan Çavuşoğlu, "Radikal partilerin gerek Avrupa Parlamentosu'nda gerekse ulusal Meclisler'de sandalye sayısı artıyor. Gerçi o Norveç'teki katliamdan sonra yerel seçimlerde İskandinav ülkelerindeki radikal partilerin desteğinin azaldığını görüyoruz. En son Avrupa Parlamentosu'nda bakanımız Egemen Bağış'ın da katıldığı toplantıda bir densiz neler yapmaya çalıştı. Ama bakanımıza özellikle teşekkür ediyoruz, böyle bir densize haddini bildirdiği için" dedi.
Son 10 yıl içerisinde Antalya'ya büyük yatırımlar yaptıklarını kaydeden Çavuşoğlu, Konya-Manavgat Karayolu'nun duble yol olması için ihalenin yapılacağını, kışın kar nedeniyle kapanan Alacebel mevkisinde ise 5 bin 500 kilometrelik bir tünel yapacaklarını kaydetti. Çavuşoğlu, Alanya'ya 6 golf sahasının yapımının sürdüğünü, Oymapınar bölgesinde yarım kalan çalışmaların tamamlanarak 8-9 golf sahası yapılacağını, Serik'in üst tarafındaki dağlık bölgede de golf sahası için çalışmalar yapılacağını vurguladı.
-"Turizm Türkiye için bir başarı hikayesidir"-
Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı Özgür Özaslan da, Türkiye'nin 20 yıl önce 5,5 milyon olan turist sayısını 2001 yılında 11 milyona, 2011 yılında ise 30 milyona yükselttiğini vurguladı. Özaslan, "Turizm Türkiye için bir başarı hikayesidir. Gelişmekte olan ekonomilerde turizm çok önemlidir" dedi.
Türkiye'nin turist sayısı bakımından dünyada 7'inci, Avrupa'da ise 5'inci sırada olduğunu anlatan Özaslan, bu durumun sarhoşluğuna kapılmamak gerektiğini kaydetti. Özaslan, Türkiye'nin asıl hedefinin turizmi belirli, dönemsel olarak ziyaret edilen ülke olmak yerine, 12 ay ve Anadolu'nun bütün bölgelerine yayılmış turizm faaliyeti içerisinde olan bir ülke haline gelmek olduğunu söyledi. Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak Ulaştırma Bakanlığı ile birlikte turizmin yoğun olduğu bölgelerde alt ve üst yapıyı ıslah edici, geliştirici faaliyetlerde bulunacaklarını vurgulayan Özaslan, sadece kıyı bölgelerinde değil kıyının alternatifi turizm planı oluşturacak destinasyonlarına da hayat vereceklerini dile getirdi.
Türkiye'nin son 10 yılda turizm sayısı, geliri ve uçakların koltuk sayısı açısından yüzde 170 oranında artış sağladığını, yatak sayısını ise 80 artırdığını dile getiren Özaslan, turizm sektöründe büyük bir başarıya imza attıklarının altını çizdi. Dünya'da turizm sektöründe büyük bir rekabet yaşandığına değinen Özaslan, bu nedenle sektördeki yeni gelişmeleri iyi takip ederek pazar ve turist profiline göre strateji belirlemeleri gerektiğini belirtti.
Antalya Valisi Ahmet Altıparmak ise Türkiye'nin büyümesinde ve gelişmesinde Antalya'nın önemli bir rol üstlendiğini kaydetti.
Antalya'nın resort turizmi dışında kültürel alanlarda potansiyelini tam olarak değerlendiremediğini vurgulayan Altıparmak, "Antalya'da 24 turizm merkezi ve alanı, 5 milli park, 7 yaban hayatını koruma alanı, 153 ören yeri bulunuyor. Antalya'da onlarca antik tiyatro ve mağara, binlerce tarihi eserin yer aldığı müzeler, Avrupa'nın en büyük ve en modern havalimanı, eşsiz hizmet kalitesi, misafirperverlik ile ortak yaşama kültürünün yerleşmiş olması bizi rakiplerimiz karşısında güçlü kılıyor" diye konuştu.
- ANTALYA



















