Prof.dr. Haberal "Organ Nakli Tasarısı"nı Eleştirdi: "Tasarı Organ Ticaretini Teşvik Ediyor"

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Türkiye'de Organ Naklinin Öncüsü Türkiye Organ Nakli Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Haberal, Sağlık Bakanlığı'nın Hazırladığı "Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun"da Değişiklik Öngören Yasa Tasarısını Eleştirdi. Bu Tasarının, Organ Ticaretini Yasal Hale Getireceğini Belirten Prof.dr. Haberal, Tasarıda Yer Alan Eksik Maddelerin Yanlış Uygulamalara Neden Olabi...

Türkiye'de organ naklinin öncüsü Türkiye Organ Nakli Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Haberal, Sağlık Bakanlığı'nın organ nakli ile ilgili hazırladığı yeni tasarının, organ ticaretini yasal hale getireceği uyarısında bulundu.

Sağlık Bakanlığı'nın AB mevzuatına uyumlu olmadığı, organ ve doku nakli hizmetlerini istenen düzeye ulaşmadığı gerekçesiyle hazırladığı "Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun"da değişiklik öngören yasa tasarısı tepki yarattı.

Türkiye Organ Nakli Derneği Başkanı Prof.Dr. Haberal, Derneğin Etik Kurulu tarafından yasa tasarısındaki sakıncalara dikkat çeken raporun sonuçlarını açıkladı. Prof.Dr. Haberal, ANKA'ya yaptığı açıklamada, beyin ölümüne karar verecek branş doktoru sayısını 4'ten 2'ye indiren tasarının, organ ticaretini yasal hale getireceğine dikkat çekti. Prof. Dr. Haberal, ilk tercihin kadavradan organ alımı olması gerekirken, tasarının, canlıdan organ teminini adeta özendirdiğini söyledi. Haberal, tasarının ticari amaçlı bağışları da özendirebilecek nitelikte olduğuna dikkat çekti.

ÖLÜNÜN ORGANINI BAĞIŞLAYAN YAKINLARINA SAĞLIKTA ÖNCELİK

Tasarıya "bağışın 18 yaşını tamamlamış mümeyyiz kişiler tarafından yapılacağı" hükmünün eklendiğini hatırlatan Prof. Dr. Haberal, "Mümeyyizliğin nüfus mürdürlükleri, trafik şube müdürlükleri, pasaport işlemleri yapılan alanlar ile askerlik şubelerinde, hangi yetkili personel tarafından, nasıl değerlendirileceği tarafımızca meçhuldür. Beyin ölümü gerçekleşen kişinin organ veya dokularını bağışlayan yakınlarının sağlık hizmetlerinden öncelikli yararlandırılması konusu açıklığa kavuşturulmalıdır" dedi.

Prof. Dr. Haberal, beyin ölümü kararının yeni tasarıda öngörüldüğü gibi 2 uzman (anestezist ve nörolog, nörolog yoksa beyin cerrahı) tarafından verilmesinin doğru olmadığını söyledi ve ölüm halini saptayan hekimlerin tutanak altına alacakları konular düzenlenirken de tasarıda ölüm nedeninin unutulduğunu ya da ihmal edildiğini kaydetti.

"Gerek beyin ölümü, gerekse kalp ölümlerinde, organ bağışında bulunduğu belirlenen T.C. kimlik numarası ve diğer kimlik bilgileri ile durumu teyid edilebilenlerin tüm bedeni ya da bağışladığı organları izne gerek görülmeden alınabilir. Ölüm sonrası kişiliğin sonlanması nedeniyle yaş sınırlaması gerekliliği kalkar. Madde metnine 'Bağış durumunda kadavradan nakillerde tıbbi uygunluk varsa yaş sınırlaması yoktur' ifadesi eklenmelidir" diyen Haberal, tasarıda yer alan "kısa süre içerisinde kadavradan uygun organ temininin mümkün olmaması halinde" ifadesindeki kısa sürenin nasıl belirleneceğini sordu. Prof. Dr. Haberal, tasarıda mümeyyiz olmayanlardan kendilerini yenileyen dokuların nakline izin verildiğine, oysa mümeyyiz olmasa da hastaya yapılacak işlemin açıklanarak alt onay alınması gerektiğine değindi.

CANLIDAN ORGAN NAKLİNE DESTEK

Canlıdan organ naklinin, dördüncü derece dahil kan ve kayın hısımlarından yapılabileceği bildirilen tasarının, organ ticaretini teşvik ettiğini kaydeden Prof. Dr. Haberal, tasarıyla, kurul tarafından denetlenmek kaydıyla, organ bağışında "kişisel ilişki kavramı" getirlidiğini belirtti. Bu kurulda bir psikiyatri uzmanı bulunmasının zorunlu olduğunu bildiren Prof.Dr. Haberal, "Aynı mahallede-köyde yaşayanlar veya aralarında sahih olarak kanıtlanması mümkün olmayan bir husus için organ ticareti yasal hale getirilmektedir. Kaldı ki büyük olasılıkla, büyük şehirlerde dostluk ilişkilerinin kanıtlanması için ilgili muhtarın şahadeti bir anlam taşımayacaktır. Kurulda hangi tarafın muhtarının yer alacağı yoksa ikisinin birden mi yer alması gerektiği belirtilmemiştir. Tarafların yakınlarından birinin şahadeti ise yine organ ticaretine yasal kılıf işlevi görecektir" dedi.

Organ transplantasyonu uygulamalarının en başarılı olarak sürdürüldüğü ülkelerin, tamanının kadavradan organ sağlama yönünden geliştirildiği hatırlatan Prof.Dr. Haberal, "Örneğin bu konuda Avrupa ve dünyanda örnek teşkil edebilecek bir sistem olan İspanyon modeli kadavra organ sayısının artırılması temeline dayanmaktadır. Bu sayede İspanya'da canlı donörden yapılan nakiller tüm nakillerin yüzde 1'ine inmiştir. Yeni yasa tasarısında ise canlıdan organ temini adeta özendirilmektedir. Bu bağlamda verici yakınlık dereceleri genişletilmekte (dördüncü dereceye kadar ve kayın hısımları) bunun yanında 'kişisel dostluk ilişkisi' getirilmektedir. Bunun için de 'dostluğu' onaylayacak 8 kişilik bir komisyon oluşturulmaktadır. Bu uygulama hem işleyişi yavaşlatmakta hem de organ ticaretini teşvik etmektedir. Organ nakli konusunda ilk tercih, organın kadavra donörden alınması olmalıdır" diye konuştu.

TİCARİ BAĞIŞLAR ÖZENDİRİLECEK

Tasarının mevcut haliyle, kadavradan organ teminini tamaman durdurabilecek, ticari amaçlı bağışları özendirebilecek nitelikte olduğuna dikkat çeken Prof.Dr. Haberal, şöyle dedi:

"Taslak gerek gerek kurumsal temelde eğitim, organizasyon ve koordinasyon konularına öncelik vermemektedir. Halbuki yoğun bakım ünitelerinin, donamın ve ekip yönünden en ileri düzeye getirilmesi donör yakınlarının, şimdiye kadar hastaları için tıbbı her tür olanağın kullanıldığı yönünde ikna olmasını ve organ bağışına daha olumlu baklamalarını sağlayacaktır. Özellikle yoğun bakım ünitelerinde çalışan ve organ temini konusunda bilinçlendirilmiş hekim ve tarnsplant koordinatörü yetiştirilmesi gerekmektedir. Şimdiye kadar binlerce yatağı olan ve yoğun bir şekilde acil ve travma servisi veren Sağlık Bakanlığı'na bağlı hastanelerden her beyin ölümü olgusunun potansiyel bir verici olarak bakımının sürdürülmesi ve organ istenmesi konusu ihmal edilmiş görünmekterdir. Bu konudaki yetersizliklerin yasalar çıkararak aşılamayacağı açıktır."(ANKA)

Kaynak: ANKA