AK Parti Diyarbakır 4. Olağan İl Kongresi

AK Parti Diyarbakır 4. Olağan İl Kongresi
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Kadir Karakuş - AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Diyarbakır'da Ben-u Sen neyse İstanbul'da Kasımpaşa'nın o olduğunu belirterek, "Ben ne kadar Kasımpaşa'nın evladıysam o kadar Ben-u Sen'in evladıyım."

Kadir Karakuş - AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Diyarbakır'da Ben-u Sen neyse İstanbul'da Kasımpaşa'nın o olduğunu belirterek, "Ben ne kadar Kasımpaşa'nın evladıysam o kadar Ben-u Sen'in evladıyım. Ben ne kadar İstanbullu, ne kadar Rizeliysem, o kadar Diyarbakırlıyım, Batmanlıyım, o kadar Siirtliyim, Şırnaklıyım" dedi.

Başbakan Erdoğan, Diyarbakır Seyrantepe Kapalı Spor Salonu'nda düzenlenen AK Parti Diyarbakır 4. İl Kongresi'nde, kendisinin bu yola Kasımpaşa'dan çıktığını söyledi.

Diyarbakır'da Ben-u Sen neyse İstanbul'da Kasımpaşa'nın o olduğunu ifade eden Erdoğan, "Ben ne kadar Kasımpaşa'nın evladıysam o kadar Ben-u Sen'in evladıyım. Ben ne kadar İstanbullu, ne kadar Rizeliysem, o kadar Diyarbakırlıyım, Batmanlıyım, o kadar Siirtliyim, Şırnaklıyım. Ben 14 Ağustos 2001'de neredeysem, 2005'te neredeysem, 2009'da neredeysem tam bir yıl önce geldiğim 1 Haziran 2011'de Diyarbakır'da neredeysem, Allah'a hamdolsun ki bugün de aynı yerdeyim" diye konuştu.

Bir yıl önce Diyarbakır mitinglerinde Selahaddin Eyyubi'nin vasiyetini hatırlattığını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"Şarkın sevgili sultanı Selahaddin'in kefenini, vasiyeti gereği bir sırığa bağlayıp Şam sokaklarında dolaştırdılar ve şöyle bağırdılar 'Ey ahali, bunca beldeler fethetmiş, krallara diz çöktürmüş Sultan Selahaddin'in son haline bakın ve ibret alın. İşte Selahaddin'in son serveti, sadece bir kefenle dünyadan gidiyor.' Şarkın, Doğu'nun o büyük sultanı, dünyadan sadece bir kefenle göçtü gitti. Biz böyle ulu insanların, böyle mübarek insanların, Kudüs yoluna baş koymuş olanların takipçileriyiz. Dicle kenarında yavrusunu yitirmiş koyunun hesabı bizim üzerimizdedir, biz bunun idrakındayız. Biz bu hassasiyetle, bu mirasla, bu büyük emanetle işte bu mübarek yolda yürüyoruz. Bizim için söz senettir. Bizim siyasetimizde söz senettir."

Parti programlarında, 2005'te Diyarbakır'da söylediklerinin bire bir arkasında olduklarını vurgulayan Erdoğan, "9,5 yıldır Kürt meselesini, Güneydoğu meselesini, terör meselesini çözmek için hangi adımı attıysak çok ama çok büyük engellerle karşılaştık. Bu engellerin bir kısmını sizler zaten bizzat gördünüz, bizzat şahit oldunuz" dedi.

-"Anayasa paketini hazırlarken Meclis'te oylamalardan kaçtı"-

"Bizim Rabbimiz ve halkımızdan başka kimseye verilecek hesabımız yoktur" diyen Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Benim Kürt kökenli vatandaşlarımın, kardeşlerimin hakkını savunduğunu iddia eden bir parti var biliyorsunuz. Anayasa paketini hazırlarken Meclis'te sürekli oylamalardan kaçtı. Meclis'te durmadı, her zaman dediler ki 'Partiler devamlı kapatılıyor.' Biz de partilerin kapatılmasını engelleyecek bir madde de koyduk oraya. Partilerin kapatılmasını engelleyecek maddede bile bu parti Meclis'i terk etti, gitti. Halbuki Meclis'i terk etmeseydiler şu anda Türkiye'de partilerin kapatılması adeta mümkün olmayacaktı. Şimdi yine hala sıkılmadan çıkıyorlar, diyorlar ki işte 'Bizim partimiz kapatılacakmış.' Sen zaten partinin kapatılmasını engelleyecek anayasa düzenlemesinde Meclis'i terk eden değil misin- Maalesef bizim içimizden de üç dört tane çıktı, onlarla beraber aynı safta duran, böylece 330'un altına düştüğümüzden dolayı anayasa paketine o maddeyi koyamadık. Eğer koyabilseydik bugün o da bir anayasa maddesi olarak gerçekleşecekti. Bunlar dürüst değil, bunlar samimi değil. Onun için bu oyunu milletçe hep beraber bozmaya devam edeceğiz."

CHP'nin de BDP'den bir farkı olmadığını ifade eden Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Onlar da aynı şekilde bunların çözülmemesi için, bu adımların atılmaması için hep aynı oyunu oynadılar. Hem Meclis'te hem Türkiye genelinde. Terör örgütünün bu mesele çözülmesin diyerek şiddeti nasıl tırmandırdığını, girişimleri nasıl sabote ettiğini, tehditleri ne boyutlara yükselttiğini en çok, en yakından benim Diyarbakırlı kardeşlerim biliyor. Neden AK Parti teşkilatlarına saldırı, niçin- Ama bu kadar değil. Bir de sizin görmedikleriniz var, bir de sizin haberdar olmadıklarınız var, bir de size farklı şekilde anlatılanlar, farklı şekilde yansıtılanlar var. Bu kanlı meselenin içinde sadece terör örgütü yok, bu meselenin içinde kandan siyaset devşirenler var, bu meselenin içinde Türkiye düşmanı çevreler, Türkiye'nin hasmı odaklar, Türkiye'nin büyümesinden rahatsız olan ülkeler var. Biz çözüm için ne kadar yoğun mücadele ediyorsak, onlar çözümsüzlük için işte o kadar yoğun mücadele veriyor. Biz Allah'ın izniyle bunların o mücadelesini boşa çıkaracağız. Yeter ki siz bugün olduğu gibi yanımızda olun. Yeter ki siz hayır dualarınızı eksik etmeyin."

-"AK Parti'nin başarı haritasında Türkiye'nin tamamı var"-

Diyarbakır'ın 3 Kasım'da, 22 Temmuz'da, 12 Haziran'da hep yanlarında olduğuna işaret eden Erdoğan, "Sadece Diyarbakır değil İstanbul'da, Ankara'da, Çankırı'da, Trabzon'da, Van, Batman, Bitlis, Bingöl de hep bizim yanımızda oldu. 81 vilayetin 81'inden oy aldık. 78 vilayetten biz milletvekili çıkardık" diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, 12 Haziran'da 7 coğrafi bölgenin 7'sinde, AK Parti'nin birinci parti olduğunu vurgulayarak, "Siz bu partinin mensuplarısınız. Siz birliğin temsilcisisiniz. Siz beraberliğin temsilcisisiniz. Siz bütünleşmenin temsilcisisiniz. Sizin kitabınızda ayrılık yok, bölücülük yok, bir ve beraber olmak var. Hep beraber Türkiyeyiz diyoruz" diye konuştu.

AK Parti'nin, Türklerden, Kürtlerden, Lazlardan, Çerkezlerden, Romanlardan, akla gelen herkesten oy aldığını ve hepsi nezdinde birinci parti olduğunu dile getiren Erdoğan, AK Parti'nin başarı haritasında Türkiye haritasının tamamı olduğunu ifade etti.

Başbakan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Sadece Akdeniz'de değil, sadece Ege'de değil, sadece Doğu'da, Güneydoğu'da değil, Türkiye'nin tamamında biz varız. Türkiye'nin tamamında var olamayan, tamamının hissiyatını, iradesini kucaklayamayan, milletin umumi desteğini alamayan hiçbir hareket başarılı olamaz. Ülkenin meselelerini çözemez. Hizipçilik yapan, örgütçülük yapan, ırkçılık yapan, mezhepçilik yapan, bölgecilik yapan hiçbir hareket başarılı olamaz. Türkiye'nin kronik meselelerini hal yoluna koyamaz. Korkudan, şiddetten, terörden medet umanlar, hiçbir zaman milletin güvenini kazanamazlar. Etnik milliyetçilik çizgisinde yürüyenler, terör bataklığında debelenenler, hiçbir zaman benim Kürt kökenli kardeşlerimi temsil edemezler. Onların da iradelerine ipotek koyamazlar.

Bir şey karıştırılıyor. Türkiye'de terör sorunu, PKK sorunu vardır. Kürt kökenli kardeşlerimin nezdinde birinci parti AK Parti'dir. Yani biziz. Neden- Çünkü biz kardeşlerimizi seviyoruz, kardeşlerimiz de bizleri seviyor, olay budur."

-"Vesayetçi anlayışla mücadele ederken tribünden seyrettiler"-

Bu emanetin sorumluluğunu hakkıyla yerine getirdiklerini ve getirmeye devam ettiklerini belirten Erdoğan, "Biz omuzumuzdaki emanetin farkındayız. Biz bu dünyadan bir tek kefenle göçüp gideceğimizi biliyor, işte onun için her daim kendimize... Yani Endülüs'te olduğu gibi. Ne yazıyor orada, 'La galibe illallah',

'Allah'tan başka zafer sahibi yoktur.' Kibir, gurur, böbürlenme, tepeden bakma bize hiçbir zaman musallat olamadı. Bundan sonra da Allah'ın izniyle de olamayacak. Konuştuğumuz zaman hep milletin diliyle konuştuk. Öfkemiz de sevdamız da milletimizin hissiyatıydı. Bundan sonra da aynen böyle devam edecek. Bugüne kadar çözüm için biz bu yola yüreğimizi, kalbimizi, hatta bütün gövdemizi koyduk" diye konuştu.

"Biz demokratikleşme mücadelesinde, hak ve özgürlükleri geliştirme mücadelesinde hep yalnız kaldık, hepsinden de önemlisi hep kösteklendik, hep engellendik" diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Sadece Kürtlük üzerinden siyaset yapanlar, biz Kürt kardeşim için Kürtçe televizyon kurarken, 24 saat Kürtçe yayına geçerken onlar dudak büktüler,

'Yapamazlar' dediler. Yaptık mı, yaptık. Biz üniversitelerde Kürtçe enstitüler kurarken alay ettiler, 'Yapamazlar' dediler. Kürtçe'nin öğretilmesinin, kurslar açılmasının yolunu açmamıza alaycı nazarlarla baktılar. Biz 100 yıldır hayal olarak gösterilen, talep edilen alanlarda tarihi adımlar atarken ya yok saydılar ya küçümsediler ya da engellemek için ellerinden geleni yaptılar. Biz çetelerle, karanlık odalarla, vesayetçi anlayışla mücadele ederken tribünden seyrettiler, avuçlarını ovuşturdular hatta bizi taşlamaktan geri durmadılar. Anneler evlatlarıyla cezaevlerinde Kürtçe konuşamazken yayınladığım genelgeyle onun önünü açan ben oldum. Bugüne kadar gelenler bunu niye yapmadı- Biz statükoyu yıkarken, biz sessiz devrimler gerçekleştirirken, biz inkarcı anlayışı yerle bir ederken onlar dönüp bize düşmanlık yaptılar. Statükonun ekmeğine yağ sürdüler. Hani siz Kürtleri düşünüyordunuz- Bugüne kadar Kürtler için ne yaptınız- Hangi hayırlı adımı attınız. Atılan hangi hayırlı adıma destek oldunuz- Bunların tek bildiği istismar, tehdit, hakaret, toplumu ajite etmek."

- ANKARA

Kaynak: AA