Özince: Galiba Bizim Programımız Eskidi
Türkiye Bankalar Birliği Başkanı ve İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, Bankacılıkta Amerikan Bayrak Gemilerinden Birinin Hakimiyet Hisselerinin Başka Bir Ülkeye Satılmasının Kesinlikle Siyasi Bir Konu Olduğunu Belirterek, 'Dünya, Sermaye Piyasasında Dahi Olsa, Bu Kadar Büyük Bir Enternasyonalizasyona Hazır mı? Ben Onu Bilemiyorum' Dedi.
Türkiye Bankalar Birliği Başkanı ve İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, bankacılıkta Amerikan bayrak gemilerinden birinin hakimiyet hisselerinin başka bir ülkeye satılmasının kesinlikle siyasi bir konu olduğunu belirterek, ''Dünya, sermaye piyasasında dahi olsa, bu kadar büyük bir enternasyonalizasyona hazır mı? Ben onu bilemiyorum'' dedi.
İstanbul Sanayi Odası (İSO) Eylül ayı Meclis toplantısında konuşan Özince, uluslararası piyasalarda son dönemde pek çok olumsuz gösterge bulunduğunu belirterek, borsa endekslerinde düşüş, gıda, ham madde ve petrol fiyatlarında artış, imalatta yavaşlama, birçok yerde politika faizlerinde yükselme, enflasyonist eğilimlerde artma gözlendiğini kaydetti.
Özince, sınai üretim artışının da dünya genelinde yavaşladığını, ancak geçmiş krizlerdeki kadar sert düşüşler yaşanmadığını ifade ederek, son dönemde imalat sanayisinde yüzde 4'lük artışların yüzde 2,5'lara gerilediğini söyledi.
Uluslararası piyasalardaki banka zararlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özince, sadece ABD'de trilyon dolarlara varan bir rakamın söz konusu olduğunu, şimdiye kadar yüzeye çıkan kısmın 500 milyar dolar olduğunu dile getirdi.
Özince, bankacılık sektöründe çok ciddi bir sermaye ihtiyacıyla karşı karşıya kalındığını belirterek, şunları kaydetti:
''Böyle bir sermayeyi koyacak kimse var mı? Bence dünya çok ciddi bir siyasi problem de yaşıyor. Düşünebiliyor musunuz, ABD'nin bayrak gemiliğini yapmış şirketlerinden bir tanesi sermaye ihtiyacı duyduğunda Körfez'den sermayedar çekecek. (Sermayenin milliyeti olmaz) denebilir. Hayır, hiç de öyle değil. Amerikan bayrak gemisini konuşuyorsanız, onun hakimiyet hisselerinden birinin Körfez'e veya başka bir ülkeye satılması kesinlikle siyasi bir konudur diye düşünüyorum. Dünya, sermaye piyasasında dahi olsa, bu kadar büyük bir enternasyonalizasyona hazır mı? Ben onu bilemiyorum. İşin parasal olarak üstesinden gelinse dahi, siyaseten nasıl başa çıkılacak bilemiyorum. Petrol zengini ülkelerin bu gelişmeler doğrultusunda önümüzdeki 5-10 yıl içinde dünya borsaları içindeki hisselerin yüzde 70'ine sahip olabileceği yönünde teoriler var. Siz nasıl bugün Türkiye Cumhuriyeti'nde (acaba bankaları çok mu fazla yurt dışına sattık) diyorsanız, aynı şeyi ABD de yaşıyor.
Özince, uluslararası piyasalardaki bu gelişmelerin Türkiye finans ve mali sektörünün yapılanmasıyla ilgili olumsuzluklar getirebileceğine işaret ederek, Türkiye'de bankacılık ve sermaye piyasasının derinleştirilmesi için sermaye gerektiğini, bu koşullarda Türkiye'ye gelecek finans sermayesi açısından da sıkıntı yaşanabileceğini dile getirdi.
Cari açık sorununa da değinen Özince, Türkiye'nin ekonomisinin büyüklüğü, nüfus yapısı gibi özellikleri itibariyle cari açık ve etkilerinden en fazla etkilenecek ülkelerden olduğuna işaret ederek, ''Biz bunu baştan finanse edilebilir olarak gördük. Serbest kuru savunuyorduk. Fakat her şeyin bir ömrü var. Galiba bizim programımız da biraz eskidi'' şeklinde konuştu.
Özince, cari dengedeki problemin en önemli ayağının enerji olduğunu, Türkiye'nin üreterek cari açığını kapatmasının, mevcut ekonomik programla zor göründüğünü, ancak ekonomik programlara alternatif üretmenin de kolay olmadığını dile getirerek, cari açığın giderek daha fazla borç yaratan kaynaklarla finanse edilmesi gerekebileceğini kaydetti.
Uluslararası piyasalarda özel sektöre verilen kredilerin artış hızında yavaşlama yaşandığını, bunun henüz Türkiye'de görülmediğini, ancak bu rakamın büyüklüğünde özel proje finansmanının rol oynadığını düşündüğünü söyleyen Özince, özel sektörün açık pozisyonuna ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
Özince, ''Türkiye'de döviz kredisi verme usulü rahatlatılırsa, yokluk zamanında iç imkanlarımız, iç ihtiyaçlarımızı karşılayabilir. Türk bankacılık sektöründe 120 milyar dolara yakın bir döviz mevduatı hesabı var. Biz diyoruz ki döviz kredisi vermek serbest olsun. Merak edilecek bir şey yok. Döviz kredisi riski taşıyamayacak olana bankacılık sektörü yine kredi vermeyecektir ve vermemelidir. Zaten şu anda döviz kredisi vermek kısıtlı olmakla birlikte, dövize endeksli kredi vermek serbesttir ve dövize endeksli krediler de 18 milyar doları aşmıştır'' görüşünü aktardı.










