Özçelik: Cinsel İstismar Bütün Toplumun Sorunu

Siirt"te, 4 Kız Çocuğuna Cinsel İstismarda Bulundukları İddiasıyla Haklarında Dava Açılan Davada 9'u Tutuklu, 35 Sanığın Yargılanmasına Devam Edildi.
Siirt"te, 4 kız çocuğuna cinsel istismarda bulundukları iddiasıyla haklarında dava açılan davada 9'u tutuklu, 35 sanığın yargılanmasına devam edildi. Cinsel istismar olaylarını protesto eden bir grup ise, Adliye binasına yürüdü. BDP Siirt Milletvekili Osman Öçelik, "Sorun sadece kadının da sorunu değil. Sorun sadece çocuğun sorunu değil bir bütün olarak toplumun sorunudur" dedi.
Siirt'te 1'i ilköğretim okulu öğrencisi 4 kız çocuğuna cinsel istismarda bulundukları gerekçesiyle haklarında dava açılan 9'u tutuklu 35 sanığın yargılanmasına Ağır Ceza Mahkemesi'nde bugün yapılan gizli duruşma ile devam edildi. Duruşmaya mağdur çocuklar katılmadı. Duruşmada 'Çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve hürriyeti tahdit' suçundan 15-60 yıl hapis cezası istemiyle yargılanan tutuklu sanıklar, avukatları ve mağdurları desteklemek amacıyla Diyarbakır ve Siirt barosundan avukatlar hazır bulundu. Dava eksiklerin giderilmesi için ertelendi.
Polis, duruşma nedeniyle adliye çevresinde sıkı önlem aldı. Duruşma nedeniyle 'Siirt Demokrasi Platformu' da yürüyüş düzenledi. Siirt Belediyesi önünde toplanan ve aralarında BDP Siirt Milletvekili Osman Özçelik'in de olduğu yaklaşık 200 kişilik grup, ellerinde pankartlarla adliye sarayına kadar yürüdü.
Siirt Adliyesi önüne gelen platform adına konuşma yapan BDP Siirt Milletvekili Osman Öçelik, tecavüz ve cinsel istismarın sadece Siirt ile sınırlı olmadığını söyledi. Özçelik, şöyle devam etti:
"Türkiye'nin birçok yerinde kadın ve çocuğa tecavüz ve istismar olaylarını yaşıyoruz. Bu bir kültürdür. Bir toplumsal kültür haline gelen bu insanlık dışı uygulamalara karşı toplumun duyarlılığını sağlamak, burada yaptığımız çalışmanın bir parçasıdır. Yani sadece Siirt'te değil Türkiye'nin neresinde olursa olsun, hatta dünyanın neresinde olursa olsun, kadına yönelik taciz ve tecavüz olaylarını şiddetle kınamaya, ona karşı durmaya devam edeceğiz."
Demokratik insan haklarına dayalı barışa, eşitliğe ve özgürlüğe dayalı Türkiye ve dünya yaratana kadar mücadeleye devam edeceklerini anlatan Özçelik, "Sorun sadece kadının da sorunu değil. Sorun sadece çocuğun sorunu değil bütün olarak toplumun sorunudur. Kadın binlerce yıldır baskı altında tutulmuş, özgürlükleri yok edilmiş bir meta gibi görülmüş, kadının ayağa kalkması, özgürlük mücadelesi vermesi, son derece önemlidir. Kadının özgürlük mücadelesini saygıyla karşılıyorum" diye konuştu.
Güvenlik güçlerinin toplumsal olaylarda sloğan atanları veya pankart açanları kısa sürede yakaladığını ifade eden Özçelik, polisin aynı başarıyı tecavüz ve taciz olayında göstermediğini savundu. Bunun da kafalarda soru işaretleri yarattığına değinen Özçelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Sevgili arkadaşlar bu vesileyle şunu da ifade etmek istiyoruz tecavüz sadece cinsel taciz ve tecavüzle sınırlı değil insan haklarına saldırıp onları yok etmek bir tür tecavüzdür. İnsanların ekonomik değerlerine, kültürel değerlerine saldırmak, onları yok etmek tecavüzün bir başka türüdür. Bizim dilimize yasak koymak, ruhumuza, benliğimize, kültürümüze, varlığımıza tecavüzün bir başka adıdır. Bakın AK Parti 'açılım projesi' adı altında aslında proje de demiyorlar, sadece bir açılım lafı var ama açılan hiçbir şey yok. Tam aksine bizim bin bir emekle, fedakarlıkla özveriyle, bedenle sağladığımız kimi değerlerin önünü kapatmak gibi açılımın ötesinde demokratikleşmenin önünü kapatmak gibi bir anlayışta olduğunu bir kez daha gösterdiler."
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 2 dillilik ile ilgili yaptığı konuşma ve dün yapılan MGK toplantısı sonrası yapılan açaklamayı da değerlendiren Özçelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu karar halkın kimliğinin kabul edilmemesi, bu halkın 1001 bedelle getirdiği özgürleşme ve eşitlik mücadelesini sil baştan yaptığı anlayışla karşı karşıyayız. 'Tek devlet' deniyor. Evet bizim tek devletle bir sorunumuz yok. Bu ülkenin bütünlüğü içerisinde bir arada barış içinde yaşayabileceğimiz, demokratik yapı oluşturmaya çalışıyoruz. Ama 'tek millet' meselesi doğru, gerçekçi, tarihi, sosyolojik olarak doğru değil. Sayın başbakan diyor ki; 'Bu millet Türk milletidir, dili de Türkçe'dir' diyor, doğrudur. Sayın Tayip Erdoğan'ın milleti Türk milleti, dili de Türkçe'dir. Ona hiçbir itirazım yok, ama biz de Kürt milletiyiz, bizim dilimiz de Kürtçe. Bu kabul edilinceye, buna saygı duyuluncaya kadar, bu mücadelemizi demokratik yollardan, siyaset yoluyla, barışçıl yollardan bu kavgamızı, bu mücadelemizi sürdüreceğiz. Bakın demokratik özerklik diye bir proje koyduk ortaya. Bize diyordular ki 'Siz Kürtler ne istiyorsunuz bilmiyoruz' işte bilin diyoruz. Biz demokratik özerkliği sağlamaya çalışıyoruz. Demokratik özerklik bütün toplumun bir arada yaşayabileceği bir sistemdir ve bir arada gönüllü birlikteliğin güvencesidir."
GÖRÜNTÜ GEÇİLECEK
Haber-Kamera: Turan KOYUNCU/SİİRT, (DHA)
(Tür: Yurt)













