Osmanlı Yadigarı Bosna'nın Dünü ve Bugünü Bursa'da Ele Alındı

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği (Müsiad) Bursa Şubesi Tarafından Düzenlenen 'Doğu-batı Arasında Bosna ve Aliya İzzetbegoviç' Konulu Panelde, Osmanlı Yadigarı Bosna'nın Dünü ve Bugünü Ele Alındı.

Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği (MÜSİAD) Bursa Şubesi tarafından düzenlenen 'Doğu-Batı arasında Bosna ve Aliya İzzetbegoviç' konulu panelde, Osmanlı yadigarı Bosna'nın dünü ve bugünü ele alındı.

BUTTİM Kültür Merkezi'nde düzenlenen 'Doğu-Batı arasında Bosna ve Aliya İzzetbegoviç' panelinin açılış konuşmasını yapan MÜSİAD Bursa Şube Başkanı Cemil Tekin, ecdadın güzel faaliyetlerini evlatların da yapacağına inandığını söyledi. Bosna'nın dağına bakıldığında Bursa'nın görülebileceğini belirten Tekin, barışta biraraya gelemeyenlerin üstlerinde kurşun yağarken hiç bir araya gelemeyeceğini ifade etti. Bosnalılar'ın savaş zamanında uğradığı soykırımın anlatıldığı sinevizyon gösterisi sırasında bazı

vatandaşlar gözyaşlarına hakim olamadı. Panele katılan Bosnalılar'dan Emire Albayrak, Bursa'da kendilerini memleketlerindeymiş gibi hissettiklerini dile getirerek, "İki Hıristiyan ülke arasında yaşıyoruz. Küçükken bayramları, özel günlerimizi gizli gizli kutladığımızı hatırlıyorum. Camiye gittiğimizi okulda bile anlatamıyorduk. Benim çocuklarım şimdi çok şanlı. Kendi dinlerinden vazgeçmek zorunda değiller. Sırplar, Boşnak çocuklara iyi imkanlar sunarak, maddi vaatler vererek ele geçiriyor. Bu çocukları

kaybediyoruz. Bu yüzden biz de birşeyler yapmalıyız" dedi.

Prof. Dr. Mustafa Kara'nın yönettiği panelde konuşan ve Bosna'da eğitmenlik yapan Yaşar Danışmaz, Boşnakların tarihi hakkında katılanlara bilgi sundu. Boşnakların, İslamiyet'ten önce Bogamil mezhebinde olduklarını hatırlatan Danışmaz, "1400'lü yıllarda buralara çok sayıda Alperenler geldi. Bosna'nın her köşesinde bu insanların yatırları var. Alp erenler, bu insanlara birşeyler anlatmanın yolunu aramış. Zemin oluşturulmuş ve Fatih'in fethiyle 30 bin Boşnak aynı anda Müslüman olmuştur. Ancak Berlin

antlaşmasıyla bu topraklardaki vatandaşların kötü talihi başlıyor. Osmanlı'dan ayrılmak istemeyen tek millet Boşnaklar olmuştur. 'Gavur yönetiminde yaşayamayız' diyerek günümüze kadar süren Türkiye'ye göçleri başlamıştır" diye konuştu.

Asıl meselelerin savaş bitince başladığına değinen Danışmaz, savaşın çok şeyler götürdüğünü anlatarak, "Savaştan önce karşılıklı evlilikler oluyordu. Savaş çıkıp, Hırvatlar, Sırplar ve Boşnaklar kendi taraflarına çekilince boşanmalar başladı. Şu anda ailesi bu yüzden dağılan 3 bin çocuk var. Savaştan sonra her türlü misyoner bu topraklara yerleşti. Buna rağmen çok güzel gelişmeler de var" şeklinde konuştu.

Bosna Hersek'in önemli lideri Aliya İzzetbegoviç hakkında tespitlerini anlatan Yazar Metin Önal Mengüşoğlu, Bursa'da yaşayıp da Balkanlar'a ilgi duymamanın imkansız olduğunu belirtti. Müslüman coğrafyasındaki iki önemli harekattan birisinin Begoviç harekatı olduğunu söyleyen Mengüşoğlu, "Begoviç, 'İslam geçmişte bu kadar geri kalmamıştı. Bunun birinci tanığı ben, ikinci tanığı da bütün Müslümanlardır' derdi. Günümüzde herkesin kendi mağarasına çekildiğini, mağaradan dışarı çıkıp dünyayı görmediğimizi

dile getiren Begoviç, atalarımızın yaptıklarını en doğru görüp, yeni üretime geçmediğimizden bozulduğumuzu söylerdi. Batılılar 'sizin geçmişiniz çok iyi, onlara hayranız' deyip, bizim bugüne gelmemizi engelliyor" diye kaydetti.

Bosna'nın dününden ve bugününden bahseden eski Sakarya Milletvekili Süleyman Gündüz ise Rumeli'yi Türk insanının unutmasının imkansız olduğunu ifade ederek, "Biz Balkanlardan çekilirken, bir daha geri dönmeyeceğiz demedik. Geri dönmek sadece topla, tüfekle olmaz. Türk insanının genetik kodlarından Viyana'yı çıkartamazsınız. Bu millet, Bosna'daki saldırılarla tekrar Rumeli'yi hatırladı. Osmanlı hiç bir ülkeden göç kabul etmemişti. Ama Rumeli dinamiğini canlı tutmak için buralardan her 10 senede bir göç

kabul ettik. Bosna'da soykırım yapılmış ve dünya kabul etmiştir. Ancak soykırımı yapanlar ortada yok. Bu çok acıdır" diye konuştu.

Kuşatma sırasında Sırp askerlerinin elektrik santrallerini ele geçirdiğini, halkın moralini bozmak için günde bir iki dakika elektrik verdiklerini hatırlatan Gündüz, halkın kendi durumlarına bakmadan radyolara koşup, bir iki dakikayı ezan okutarak değerlendirdiğini bildirerek zor günleri yeniden canlandırdı.

(OMR-EY-MEF-Y)

Kaynak: İhlas Haber Ajansı