Eski Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Bülent Orakoğlu, Türkiye'de siyasi iktidarların milletin iradesiyle geldiğine, ancak milletin iradesiyle gitmediğine dikkat çekerek, "Yüzde 47 oy almış bir siyasi iktidar, yine bir takım ayak oyunlarıyla, terör oluşturmak suretiyle iktidardan uzaklaştırılmaya çalışılıyor" dedi.
Samsun'da, İlkadım Belediyesi tarafından düzenlenen "Osmanlı'dan Günümüze Eşkıyalık, Ayrılıkçı Hareketler ve Terör" konulu sempozyuma katılan Bülent Orakoğlu, Türkiye'nin 30 yıldır ciddi bir şiddet ve terör sarmalı içerisinde olduğunu, binlerce şehit verildiğini, 30 yıldır neden terörle baş edilemediğinin nedenlerinin bilimsel olarak ortaya koyulması gerektiğini söyledi. Türkiye'nin geçmiş yıllardaki terör hadiselerini yapan dış güçler ve içteki uzantılarını bilmeden, Türkiye'de teröre çare bulunamayacağını belirten Orakoğlu, küreselleşmenin getirdiği olumsuzluklarla beraber koz olarak terörün kullanıldığını, uluslararası terörizmin aslında bir devlet terörü olduğunu ileri sürdü. Geçmiş olaylardan örnek veren ve iç-dış tehditlerin oyunlarına dikkat çekerek, bugün yapılmak istenenlerle bağlantılarını açıklayan Bülent Orakoğlu, 28 Şubat süreci üzerinden yaklaşık 12 yıl geçtiğini ama 28 Şubat sürecinin bitmediği ve 28 Şubat süreçlerinin şuan ki mevcut anlayışla devam edeceğini öne sürdü.
"28 Şubat süreci millet idaresine ve demokrasiye karşı yapılmış olan çok ciddi bir darbeydi" diyen Orakoğlu, "Dışarıdan desteklenen bir darbe idi. 28 Şubat sürecinde millet idaresi ile gelmiş iktidar, antidemokratik yollarla iktidardan uzaklaştırıldı. 28 Şubat süreçleri ve daha önceki terör olaylarını iyi analiz etmemiz gerekir. 28 Şubat süreçlerinin oluşturulmaması için elimizden gelen her şeyi, devletin anayasal kurumları başta olmak üzere milletimiz gerekli tedbir ve çareleri almak zorundadır" diye konuştu.
Ortadoğu meselesine değinen ve Türkiye'deki şuandaki terörün ana nedenlerinden biri olarak yorumlayan Orakoğlu, Türkiye'de meydana gelen siyasi cinayetlerin dönem dönem farklılık gösterdiğini, şuan dış güçler ve içerideki uzantılarının kardeşçe yaşayan Türkleri kavgaya sürüklemeye çalıştığını, bu konuda da ciddi bir yol aldıklarını kaydetti.
Ülkedeki etnik kavgalar, terör olayları dış güç bağlantıları gibi konulara dikkat çeken ve günümüzdeki süreçle birlikte değerlendiren Orakoğlu, "Türkiye'de insanların demokrasi içerisinde özgürce hak ve insanları hakları kullanmaları karşısında ciddi direnmeler vardır. Türkiye'yi idare edenler, özellikle siyasi iktidarlar milletin iradesiyle gelmişlerdir ama milletin idaresiyle gitmemişlerdir. Türkiye'de bu maalesef alışkanlık haline gelmiştir. Siyasi iktidarlar antidemokratik şekilde götürülürken, yine maalesef Türkiye'nin bazı anayasal kurumları kullanılarak bu eylemler gerçekleştirilmiştir. Türkiye'de yaşayan insanlar olarak bizler hangi düşüncede olursak olalım, Türk, Kürt, Çerkez olalım, ne olursak olalım bu ülke bir tanedir. Yüzyıllarca dostluk kardeşlik bağında yaşadık, birbirimizin düşünceleri saygı duyduk, birbirimizden kız aldık-verdik. Ama görüyoruz ki, bu siyasi cinayetler insanları çok ciddi anlamda kamplaşmaya götürdü. Türkiye yine 28 Şubat türü bir sıkıntı içerisinde. İşte yüzde 47 gibi Türk milletinin çok ciddi anlamda oylarını almış bir siyasi iktidar, yine bir takım ayak oyunlarıyla, terör oluşturmak suretiyle iktidardan uzaklaştırılmaya çalışılıyor. Bu oyunları çok gördük ama niye mani olamıyoruz, suç kimin?" şeklinde konuştu.
Türkiye'de 4 ihtilal ortamının detaylı bir şekilde incelenmesi gerektiğine işaret eden ve önemle üzerinde duran Orakoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:
"12 Eylül'de insanlarımızı kaybettik. Bakıyoruz hangi ülkelerin istihbarat servislerinin organize ettiği ortaya çıkıyor. Hiç kimse, 'ben Türkiye'yi daha çok seviyorum' diye hukuk dışına çıkma hakkına sahip değildir. Bu ülkede yaşayan herkes Türkiye'yi çok seviyor. Herkes hukuk önünde eşittir. Türkiye'de suç işleyen varsa, hukuk dışına çıkarak darbe yapmak isteyen varsa, bunlar kesinlikle hukuk önüne çıkarılmalıdır. Türkiye bunları hukuk önüne çıkaramazsa, terör ve şiddet sarmalı artarak devam edecektir." Dünya iki kutuplu bir kapitalist-sosyalist blok olarak bölünmüşken, bir takım konseptleri olduğunu, bunların insanların hak ve özgürlüklerini demokrasilerini hiçe sayan aşırı devletçi, örtülü komplocu bir takım çalışmalar içerisine girdiğini anlatan Orakoğlu, Türkiye'de bugün yaşanan sıkıntının, iki kutuplu bu örtülü aşırı devletçi oluşumun getirdiği örtülü operasyonlarla kaos oluşturan politikaların bazı mihraklarca bir türlü terk edilmek istenmeyişinden kaynaklandığını ifade etti.
(MD-SA-ÖZ-Y)