Öldürmeyen Ama Süründüren Hastalık Koah

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı(koah)'ın, Tüm Dünyada 600 Milyon İnsanda Rastlanan ve Görülme Sıklığı Giderek de Artan Bir Hastalık Olduğunu, Türkiye'de İse 3 -4 Milyon Koah'lı Olduğunun Tahmin Edildiğini Söyledi.

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı'nın(KOAH), tüm dünyada 600 milyon insanda rastlanan ve görülme sıklığı giderek de artan bir hastalık olduğunu, Türkiye'de ise 3-4 milyon KOAH' lı olduğunun tahmin edildiğini söyledi. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, 19 Kasım Dünya KOAH günü nedeniyle ANKA'ya yaptığı açıklamada, KOAH'ın, Avrupa ve Amerika' da en çok ölüme neden olan hastalıklar içinde 4'üncü sırada yer aldığını söyleyerek "Bronşlarda kronik iltihapla beraber geriye dönüşü olmayan daralma ve akciğer dokusunda harabiyet vardır. Bir başka deyişle, KOAH nefes darlığına yol açan kronik bronşit ve amfizemin birlikte bulunduğu bir hastalıktır" dedi. Prof. Dr. Küçükusta, KOAH'ın aslında önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olmakla beraber, tıpkı diyabet veya damar sertliği gibi tamamen iyileşmesinin mümkün olmadığını söyledi. -EN ÖNEMLİ NEDENİ SİGARA- KOAH'ın başta gelen nedeninin sigara tiryakiliği olduğuna işaret eden Prof. Dr. Küçükusta şunları söyledi: "Buna, daha doğrusu tütün içilmesi demek gerekir, çünkü tütünün sadece sigara olarak içilmesi değil, puro, pipo veya nargile şeklinde kullanılması da KOAH için risk yaratır. Sigara dumanına pasif olarak maruz kalanlar, yani kendileri sigara içmedikleri halde, duman altı olanlar da KOAH tehdidi altındadırlar. Yakın yıllara kadar KOAH bir erkek hastalığı olarak bilinirdi; çünkü geçmişte kadınlar erkekler kadar çok sigara içmiyorlardı. Sigara tiryakiliğinin kadınlar arasında bir salgın gibi yayılmasıyla KOAH' lı kadınların sayısı da her geçen gün katlanarak artmaktadır. Mesela, İngiltere' de 1990-97 yılları arasında KOAH erkeklerde yüzde 25 oranında artarken, bu artış kadınlarda yüzde 69 olarak bulunmuştur. Ülkemizde de benzer bir durumun söz konusu olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Sigara içen KOAH' lıların sigarayı mutlaka bırakması gerekir. Bu sayede, hastalığın ilerleme hızı yavaşlatılmış olur, ama bronşlarda meydana gelen bozuklukların ve akciğer fonksiyonlarındaki kayıpların tamamen düzelmesi mümkün değildir. KOAH' a yakalanamamanın çaresi hiç sigara içmemek ve sigara içilen yerlerde de bulunmamaktır." -"KOAH PAHALI BİR HASTALIK"- KOAH'ın yaşam kalitesini bozan bir hastalık olduğuna işaret eden Prof. Dr. Küçükusta, "Sürekli öksürük, balgam ve her geçen yıl şiddeti daha da artan nefes darlığı hastaları adeta canlarından bezdirir. Özellikle hastalığın ileri evrelerinde, değil merdiven çıkmak, yol yürümek, ev içinde odadan odaya geçmek, giyinmek, soyunmak, tıraş olmak, banyo yapmak gibi hareketler bile hastayı nefes nefese bırakır. Birçok hasta eve hatta yatağa bağımlı hale gelir" dedi. Prof. Dr. Küçükusta şöyle devam etti: "Halkımız, bu hastalık için "öldürmez, ama süründürür' şeklinde son derecede doğru bir tanımlama yapar. Gerçekten de, KOAH ani ölümlere neden olan bir hastalık değildir. "Ölsem de şu dertten kurtulsam' sözlerini pek çok hastamdan duyduğumu söylemek isterim. KOAH, pahalı bir hastalıktır da aynı zamanda. Birçok hastanın sürekli ilaç ve oksijen kullanması, bazılarının yılda birkaç kere hastanede yatarak tedavi görmeleri gerekir. Tıbbi tedaviye olumlu cevap vermeyen hastalarda "yardımcı solunum aletleri'nden de yararlanılır. Ayrıca son yıllarda KOAH' ın sadece akciğerleri ilgilendiren bir hastalık olmadığı, kas zayıflığı, kilo kaybı, kalp ve damar hastalıkları, hipertansiyon, depresyon, beyin faaliyetlerinde azalma, uyku bozuklukları, seksüel fonksiyonlarda azalma, diyabet gibi rahatsızlıkların ortaya çıkmasını kolaylaştırdığı da ileri sürülmektedir."(ANKA) (DNZ/BÜN)






Reklam