Okay: Değişmesi Gereken Anayasanın Değişmez İlkeleri Değil Anayasa Mahkemesi Mensuplarının Anlayışıdır

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

CHP Grup Başkanvekili Hakkı Süha Okay, Anayasa'nın Değiştirilemeyecek İlk Dört Maddesiyle İlgili Tartışmaları "Hiç Kimse Bulunduğu Ortama Göre Farklı Şapkam Var Ben O Şapkama Göre Açıklama Yaparım Diyerek Konumundan Kaynaklı Gücü ile Bazı Şeyleri Dikte Ettiremez" Şeklinde Değerlendirdi.

CHP Grup Başkanvekili Hakkı Süha Okay, Anayasa'nın değiştirilemeyecek ilk dört maddesiyle ilgili tartışmaları "Hiç kimse bulunduğu ortama göre 'farklı şapkam var ben o şapkama göre açıklama yaparım' diyerek konumundan kaynaklı gücü ile bazı şeyleri dikte ettiremez" şeklinde değerlendirdi. Okay, değişmesi gerekenin Anayasanın değiştirilemeyecek maddeleri değil Anayasa Mahkemesi mensuplarının anlayışları olduğunu söyledi. Okay Ergenekon davasının siyasi iktidarın oyuncağı haline geldiğini belirtirken İçişleri ve Adalet Bakanı'na "Sayın Ethem Sancak'ın kollanması, soruşturma sürecinde yandaş medyaya yapılan servislerin karşılığında patronla hükümetin yaptığı paslaşmasının bedeli midir?" sorusunu yöneltti. Hakkı Süha Okay, AKP'li Abdülkadir Akgül'ün sözlerine tepki göstererek "Dilerim toplum bunlardan etkilenmez ve bu söylenenlerin gereğini yapmaya kalkışmaz" diye konuştu.

-"YARGININ SİYASALLAŞMASI SIRADANLAŞTIRILIYOR"-

CHP Grup Başkanvekili Hakkı Süha Okay Meclis'te düzenlediği basın toplantısında Ergenekon davası ve anayasanın değiştirilemeyecek maddelerine ilişkin tartışmaları değerlendirdi. Yargıyı siyasallaştırmanın AKP iktidarının sıradanlaştırmaya çalıştığı bir uygulamaya dönüştüğünü savunan Okay, Ergenekon soruşturması kapsamında hukukun üstünlüğü ilkesinin nasıl zedelendiğinin ve yargının yıpratıldığının görüldüğünü söyledi. Ergenekon davasının adeta siyasi iktidarın oyuncağı haline geldiğini ifade eden Okay şunları söyledi:

"İlgisiz kişilerin özel yaşamını ilgilendiren konuşmaların tutanaklarından, delil niteliği olmayan küfürlü konuşmalara, bel egzersizlerinden, dershane sorularına kadar yasal olarak olmaması gereken belgelerin yer alması, iddianamenin ciddiyetsizliğini ortaya koymuştu. Ancak dava ile ilişkisiz, delil niteliği olmayan belgelere yer verilen iddianameden, Başbakan'a yakın işadamlarına ve tarikat liderlerine ilişkin belgelerin çıkarıldığına ilişkin iddialar son derece ciddidir ve davanın siyasi niteliğini ortaya koyar niteliktedir. 442 nolu klasörün önce saklanması, daha sonra ortaya çıkması bir soru işaretidir. Tuncay Güney'in ifadelerinin bulunduğu kasetlerin ve bu kasetlerin çözümüne ilişkin dokümanların eksiklik olduğu konusunda hala kamuoyu aydınlatılmamıştır."

-"KOLLANANLAR VAR"-

Adalet ve İçişleri Bakanı'na "Yandaş medya sahibinin 2 sayfaya sığdırılan ifadesinin dışında kayda geçirilmeyen ifadeleri var mıdır? Bir meczubun yandaş medya sahibinin ve bir tarikat liderinin verdiği ifadelerin bulunduğu kasetlerin tüm çözümleri iddianameye konmuş mudur?" diye soran Okay, Adalet Bakanlığı tarafından himaye edilmek için Ergenekon savcısı olmak ve "Başbakanı idol' olarak görmek standartlarının getirilmiş olmasının Bakan'a olan güvenin yitirilmesine yol açtığını söyledi. Okay, "İçişleri ve Adalet Bakanlarına bir soru daha sormak istiyorum, Sayın Ethem Sancak'ın kollanması, soruşturma sürecinde yandaş medyaya yapılan servislerin karşılığında patronla hükümetin yaptığı paslaşmanın bedeli midir?" diye sordu. Okay, ABD kongresindeki bir komisyonun Ergenekon davasının uluslararası hukuk standartlarına uymadığına ilişkin değerlendirmelerde bulunduğunu hatırlatırken "AKP'nin kapatılmasına ilişkin dava açıldığında Türkiye'de yargı bağımsızlığı yok diye yeri göğü inleten Sayın Barroso ve Avrupa Birliği'nin diğer yetkililerinin Ergenekon davasına ilişkin suskunluğu en hafif değerlendirmeyle çifte standarttır ve kötü niyete işaret etmektedir" diye konuştu.

-ANAYASA MAHKEMESİ ÜYELERİNE ELEŞTİRİ-

Okay, Bilkent Üniversitesinde düzenlenen "Anayasalardaki Değiştirilemez İlkeler" başlıklı sempozyumu hatırlatarak bunun zamanlaması ve katılımcıları açısından ilgi çekici olduğunu söyledi. Okay, "Bu girişim siyasi iktidarın ülkeyi yeni bir tartışma zeminine taşımak için işi taşerona havale ettiğini ortaya koymaktadır." Dedi. Anayasanın ilk 3 maddesi ile sorunu olanların amaçlarının farklı olduğunu kaydeden Okay, şöyle konuştu:

"Hiç kimse bulunduğu ortama göre farklı şapkam var ben o şapkama göre açıklama yaparım diyerek konumundan kaynaklı gücü ile bazı şeyleri dikte ettiremez. Özellikle ve özellikle rejime yönelik Anayasa Mahkemesinde yapılan değerlendirmelerin vazgeçilmez raportörü ve görüşleri belli olduğu halde ona bu yönde görev verenlerin, kendi iç dünyalarının görüşlerini siyasi iktidarın isteğine uygun bir şekilde Türkiye'nin gündemine ısıtıp ısıtıp taşımalarının bulundukları görev ve sorumlulukları ile bağdaşmadıkları kanısındayız. Anayasa Mahkemesinin kararları bağlayıcıdır ve Türkiye Cumhuriyetinin temelini oluşturan Anayasanın ilk üç maddesi de herkesin sadakatle bağlı olmakla yükümlü olduğu düzenlemelerdir. Aksi düşünceler laik demokrat hukuk devletini zedelemenin ötesinde ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti anayasasını koruyacağına yemin ederek göreve başlayan Anayasa Mahkemesi üyelerinin görevi Cumhuriyetin niteliklerini törpülemek değil aksine o değerleri sadakatle savunmaktır. Değişmesi gereken Anayasanın değiştirilmez hükümleri değil bu yönde açıklama yapan Anayasa Mahkemesi mensuplarının anlayışlarıdır."

-AKGÜL'ÜN SÖZLERİNE TEPKİ-

Okay, basın toplantısında bir soru üzerine AKP'li Abdülkadir Akgül'ün sözlerini de değerlendirdi. Okay "Başbakan bunu mazur gösterirse çok doğal ki milletvekili de bunu tasvip eder. Ve eğer milletvekili dahi tasvip ediyorsa düşünün halkın neler yapabileceğini. Buna bir meşru savunma olarak ifade eden anlayış Türkiye'de maalesef yeni bir tartışma ortamı, yeni bir kavga ortamı yaratmaktadır. Başbakan'ın açıklaması çok vahimdir, başbakanın açıklamasının vehametinin ötesine varan bir milletvekilinin açıklaması vardır. Dilerim toplum bunlardan etkilenmez ve toplum bu söylenenlerin gereğini yapmaya kalkışmaz." diye konuştu. Okay, Berlusconi'nin "Türkiye'nin avukatıyım" sözleriyle ilgili bir soruya "Sayın Berlusconi ilk defa aracılık yapmıyor. Sayın Başbakanın değişik ilişkilerinde de aracılık yaptığına ilişkin kamuoyunda geniş tartışmalar oldu. Hatta geçenlerde Ceyhan rafinerisiyle ilgili olarak Berluconi var, Putin var Eni var dendiğinde de Sayın başbakan bunu yalanlamadı. Demek ki iş ortaklıklarını siyasi ortaklığa dönüştürmek gibi bir anlayış sergileniyor. Açıkçası Türkiye Cumhuriyeti büyük bir devlettir, birilerinin himmetine, himayesine, lütfuna ihtiyacı yoktur. TC devleti ulusal dış politikasını birilerinin lütfuyla değil kendi özgür iradesiyle belirlemesi lazım. Ve bu konuda siyasal otoritenin de çok daha dikkatli ve özenli davranması gerekir." karşılığını verdi. (ANKA)

(EG/BÜN)

Kaynak: ANKA