Nüfusu 2 Binin Altına Düşen Belediyelerin Seçim Bilmecesi

Anayasa Mahkemesi'nin Tüik Tarafından Gerçekleştirilen Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi'nin Sonuçlarına İptal Davası Açanlar Yönünden Yürütmeyi Durdurmasının Ardından, Yüzlerce Belediyenin Ankara İdare Mahkemesi'ne Başvurarak İptal Davası Açmasıyla Alevlenen Hukuki ve Siyasi Tartışmalar Devam Ediyor.

Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un yürürlüğe girmesiyle nüfusu 2 bin'in altına düşen belidiyelerin önümüzdeki 29 Mart'taki yerel seçimlere katılıp katılmayacağı konusunda başlayan hukuki ve siyasi tartışmalar devam ediyor. Anayasa Mahkemesi'nin TÜİK tarafından gerçekleştirilen Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi'nin sonuçlarına yasal süresi içinde iptal davası açanlar yönünden yürütmeyi durdurmasının ardından, yüzlerce belediyenin Ankara İdare Mahkemesi'ne başvurarak iptal davası açmasıyla alevlenen hukuki ve siyasi tartışmalar yeni bir boyuta taşındı. Ankara Üniversitesi İdare Hukuku Ana Bilim Dalı Öğretim Üyelerinden Prof.Dr. Ali Dursun Ulusoy ANKA'ya yaptığı açıklamada, söz konusu 5747 sayılı kanunun geçici birinci maddesine ekli bir liste olduğunu, o listeye giren belediyelerin tüzel kişiliklerinin kaldırıldığını hatırlatarak, 29 Mart 2009'da yapılacak ilk mahalli seçime kadar belediyelerin mevcut hallerini devam ettireceklerini, fakat ilk mahalli seçimden sonra bunların belediye olma statülerinin kaldırılacağını kaydetti. Prof. Dr. Ulusoy, Anayasa Mahkemesi'nde yürütmeyi durdurma kararına göre ise tamamı değil ama bazı belediyeler yönünden bu geçici birinci maddenin iptal edildiğini, iki gün önceki resmi gazetede yayınlanan yürütmeyi durdurma kararıyla da yürütmesinin hemen durdurulduğunu belirtti. Ulusoy, "Bunun anlamı şu, istisnalar yönünden, yani TÜİK tarafından gerçekleştirilen Adrese Dayalı Nüfus Sayımı sonuçlarına yasal süreci içinde iptal davası açanlar yönünden, yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce nüfusu 2 binin üzerine çıkmış olanlar yönünden bu geçici birinci madde uygulanmayacak. Yani bu saydığımız istisnalar yönünden bunlar Martta yerel seçimlere girebilecekler. Bunların şu anda belediye statüleri kaldırılmış değil" diye konuştu. -"TEBLİGAT ŞART DEĞİL" Prof. Dr. Ulusoy, burada "yasal süreci içinde iptal davası açanlar yönünden" kastedilenin, "TÜİK tarafından gerçekleştirilen Adrese Dayalı Nüfus Sayımı sonuçlarına yasal süreç içinde iptal davası açanlar" olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Ulusoy, "Bu sonuçların TÜİK tarafından ne zaman yayınlandığı önemli. Belediye TÜİK bu sonuçları belediyelere ayrıca tebliği etti mi? Yoksa genel olarak duyurdu mu? bu önemli. TÜİK'in kendi kanuna göre duyurması yeterli. Tebligat olması da şart değil" dedi. İptal davası açma süresinin, bireysel işlemler için tebliğ tarihinden itibaren, eğer tebligat söz konusu değilse ilgiliden öğrenmesi tarihinden itibaren, düzenleyici işlemler için ise duyurulma yani ilan tarihinden itibaren işlediğinin altını çizen Ulusoy şunları dedi: "Duyurudan itibaren 60 gün içinde nüfus sayımı sonuçlarına dava açan belediyeler yönünden, onların belediyelikleri kaldırılmamış olacak, onlar bu yerel seçimlere girecek. Ama onlar dışındakiler ve istisnalara girmeyen belediyeler yönünden durum böyle değil. Ama bu dava açanlar için de geçici bir devam söz konusu. Bunlar aslında "bizim nüfusumuz 2 binin altına inmedi' yönünde dava açmış oluyorlar. Mahkeme bakacak dava sonucunda gerçekten bunların nüfusu 2 binin üzerine çıkmışsa, o zaman belediyelikleri devam edecek." -"KARARIN GEREKÇESİNE GÖRE TÜM SAYIM İPTAL EDİLEBİLİR"- Ulusoy, öte yandan açılan davalar sonucu, eğer TÜİK'in yaptığı bu nüfus sayımının "sağlıklı olmadığı, hukuka aykırı olduğu" yönünde bir kararla idare mahkemesi iptal derse, o zaman kararın gerekçesine bakmak gerektiğini söyledi. Ulusoy, "Dava neye açılıyor? Burada bu önemli. TÜİK'in yaptığı tüm nüfus sayımına mı yoksa sadece belli bir belediyeye yaptığı nüfus sayımına mı dava açılmış olacak ve iptal kararının gerekçesinde neye göre bir iptal kararı olacak ona bakmak gerekecek" diye konuştu. -DİNÇER: "TÜİK SİYASETİN EMRİNDE"- Anayasa Mahkemesi eski Başkan Vekili Güven Dinçer ise, Anayasa mahkemesine iptal ve itiraz davaları olmak üzere iki yolla dava götürüldüğüne işaret ederek, itiraz yoluyla götürülen davaların 50 sene önce çıkmış bir kanun hakkında da yürüyebileceğini belirtti. Burada İdare mahkemelerinin bir ara süzgeç görevi gördüğünü ifade eden Dinçer, Türkiye'de bir hukuki kargaşanın varlığına dikkat çekti. Dinçer, "Türkiye'de sürekli olarak yasalar değiştiriliyor, mahkeme kararları değişik yasalarla uygulanamaz hale geliyor. Şimdi Anaya Mahkemesi'nin verdiği bir karar var. O karara göre birçok belediye hemen kapsam dışına çıktı. Devletin birçok organı işlemez hale gelince, devlet kendi organlarını işletmezse bu karışıklık olur" dedi. TÜİK'i de "halk nazarında kredisini kaybetmiş bir kurum" olarak eleştiren Dinçer, "Yaptığı açıklamalar, enflasyon istatistikleri, kimse saygı duymuyor. Çünkü siyasetin emrine girmiş rakamlar" diye konuştu. -"YSK DEVEREYE GİRMELİ" Yüksek Seçim Kurulu'nu göreve çağıran Dinçer, "Bu konuda YSK'nın karar vermesi lazım. YSK bir yargı organı değil, aynı zamanda seçimi düzenleyen bir organ. Bu konuları YSK'nın acilen karara bağlaması gerekiyor" dedi. (ANKA) (GO/BÜN)




Reklam