Kültür ve Turizm Bakanı
Ertuğrul Günay, Türkiye'nin bir dönem aydınlarına, evlatlarına, yazarlarına, şairlerine, farklı düşünenlerine kıydığını belirterek, "Onlara karşı bu yanlışları düzeltmek için bir borcumuz var gerçekten. Bir adım atmamız gerekiyor" dedi. Günay,
Nazım Hikmet'in vatandaşlığının iadesi konusunda yapılabilecek bir düzenleme olması halinde bunu yapmak niyet ve kararlılığında olduğunu söyledi.
TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanvekili Eyyüp Cenal Gülpınar başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da gündem dışı söz alan CHP Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir, şair Nazım Hikmet'in ölüm yıldönümüyle ilgili konuşmasında Hikmet'in mezarının Türkiye'ye nakledilmesi ve vatandaşlığının iade edilmesi konularını gündeme getirdi. Özdemir'in konuşmasına hükümet adına cevap veren Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Nazım Hikmet'in ölümünün 45. yıldönümü olduğunu belirterek, "Kendisini rahmetle ve sevgiyle anıyorum" dedi. Türkiye'nin bir dönem farklı düşünenlere, farklı arayışı olanlara, farklı söylemleri olanlara çok acımasız davrandığını, hala davranmaya devam ettiğini ifade eden Günay, farklı arayışların, farklı söylemlerin hakikatin ortaya çıkmasını sağladığını vurguladı. Günay, "Ne yazık ki Türkiye bir dönem aydınlarına, evlatlarına, yazarlarına, şairlerine, farklı düşünenlerine kıydı. Geriye dönüp baktığımız zaman Kurtuluş Savaşı destanını yazmış olan Nazım Hikmet aslında naif, biraz çocuksu, elbette vatansever, bir ideolojinin belki o dönem fazla etkisinde ama büyük ölçüde söyledikleri bugün herkesin söyleyebileceği şeyler olan bir kişiydi. Onlara karşı bu yanlışları düzeltmek için bir borcumuz var gerçekten. Bir adım atmamız, bir barışma, toparlanma, kardeş gibi bir arada, bir orman gibi dayanışma içinde ve bir ağaç gibi tek ve hür yaşama konusunda bir adım atmamız gerekiyor" şeklinde konuştu.
Nazım Hikmet'in mezarının Türkiye'ye getirilmesi konusunda bugüne kadar hiçbir şey yapılmadığını kaydeden Günay, somut girişim için önce bir takım mutabakatların olması gerektiğini belirtti. Nazım Hikmet'in bir mirasçısı bulunduğuna işaret eden Günay, mirasçısının basında arada sırada speküle edildiği gibi son eşinin kendisinden olmayan çocuğu olmadığını, Hikmet'in kendi çocuğu bulunduğunu söyledi. Günay, Nazım Hikmet'in "Vapura binerken Mehmet'le anası, çarpaydın, çırpınaydın" diye mısralarında bahsettiği oğlu Mehmet'in yaşadığını ve tek mirasçısı olduğunu belirtti. En yakınlarından aldığı bilgiye göre oğlunun böyle bir nakil talebi olmadığını ifade eden Günay, Nazım Hikmet'in şu anda Moskova'da Kızlar Manastırı denilen son derece itibarlı ve mütevazı bir mezarlıkta yattığını, Borist Yeltsin'in, Nazım Hikmet'in birkaç adım ötesinde yeni defnedildiğini belirtti. Günay, Nazım Hikmet'in son acılı yıllarını yaşadığı ülkeyle uzun acılı yıllarını yaşadığı ülke arasında bir kültür köprüsü oluşturduğunu dile getirdi.
Ailesinin bir talebi olmadıkça mezarının Türkiye'ye nakli konusunda yapılacak fazla bir şey olmadığını ifade eden Bakan Günay, buna karşın vatandaşlık konusunda bir şey yapılabileceği düşüncesini paylaştığını söyledi. 2006 yılında Nazım Hikmet'in vatandaşlığının iadesi isteminin ilk kez resmi olarak yapıldığını hatırlatan Günay, yasalarda 'ancak yaşayan kişi hakkında işlem yapılabilir' genel hükmü bulunmasından dolayı yaşamadığı ve mirasçılarının usulüne uygun başvurusu bulunmadığı için bu başvurunun kadük olduğunu hatırlattı. Günay şunları söyledi:
"Doğrusu yeniden gündeme getirilebilir diye düşünülebilir. Nazım Hikmet'in vatandaşlığının iadesi bir itibar iadesi değil. Bir yanlışın düzeltilmesi olarak düşünüyorum ben. Hiçbir hukuki sonuç da doğurmaz. Sadece belki bir manevi sonuç doğurur. Bu konuda mevzuatı yeni baştan incelemek ve yapılabilecek bir düzenleme varsa bu düzenlemeyi yapmak niyet ve kararlılığında olduğumu ifade etmek istiyorum. Bu konu bir Bakanlar Kurulu kararını, belki bir yasal düzenlemeyi gerektiriyor." Nazım Hikmet'in "Beni Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün" şeklinde vasiyeti bulunduğunu ifade eden Günay, bu vasiyeti yerine getirmenin şu anda çok mümkün olmadığını söyledi. Bu vasiyetin manevi olarak yerine getirilebileceğini kaydeden Günay, Anadolu'da isteyen köylerin, kasabaların, bir çınar ağacına 'Nazım Hikmet burada yatıyor' diye bir plaket asabileceğini belirtti. Günay, "Böylece Yunus Emre'de olduğu gibi birçok yerde sahiplenilebilir" dedi. Aklında İstanbul'la ilgili bir düşence olduğunu kaydeden Günay, "Gülhane'de bir çınara Yahya Kemal'in, bizim yüzlerce yıl süren hikayemizi anlatan çınar levhası asılabilir. 'Hani bir gün seninle Topkapı'dan geliyorduk, bir çınar gördük enli, boyu, vakur' diyen Fikret'in mısrası asılabilir. Bir ceviz fidanının üstüne de 'ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda' yazılabilir" şeklinde konuştu.
(ZÇ-CC-CC-Y)