Haber Tarihi: 03 Aralık 2011 Cumartesi Saat 13:19
Doğan Haber Ajansı  [3166543]

) Nasuh Mahruki Türkiye İşin Kolayına Kaçtı, Risk Yönetimi Değil Kriz Yönetimi Var

Özellikle 17 Ağustos Marmara depreminde enkaz kaldırma çalışmalarındaki başarılarıyla adından söz ettiren AKUT'un (Arama Kurtarma Derneği) Başkanı Nasuh Mahruki, derneğin kurulduğu 1996'dan bugüne kadar gerçekleştirdikleri 1077 operasyonda 1444 kişinin hayatını kurtardıklarını bildirdi.

Haber: ) Nasuh Mahruki Türkiye İşin Kolayına Kaçtı, Risk Yönetimi Değil Kriz Yönetimi Var

Nasuh MAHRUKİ

AKUT'A VE BANA ÇOK SALDIRDILAR

Özellikle 17 Ağustos Marmara depreminde enkaz kaldırma çalışmalarındaki başarılarıyla adından söz ettiren AKUT'un (Arama Kurtarma Derneği) Başkanı Nasuh Mahruki, derneğin kurulduğu 1996'dan bugüne kadar gerçekleştirdikleri 1077 operasyonda 1444 kişinin hayatını kurtardıklarını bildirdi. Afet yönetiminin, önlemler, hazırlık, müdahale ve iyileştirme sıralamasıyla gitmesi gerektiğini anlatan Nasuh Mahruki, 'Dört daldan oluşan, risk yönetimi ve kriz yönetimi olarak da ikiye ayrılan bir yönetim biçimi. En önemlisi risk yönetimi, yani önlemler ve hazırlık. Türkiye risk yönetimine kaynak aktarmadan, işin biraz kolayına kaçtı, kriz yönetimine kaynak aktardı. Yani deprem olsun, enkazlar olsun, biz enkaz altından insanları kurtarırız gibi. Bu işler öyle yapılmaz' dedi.

New York'ta Türk işadamı Ekmel Anda tarafından kurulan ve Amerika'da yaşayan Türklerin, Türkiye'de yaşanabilecek doğal afetler yada eğitim gereksinimi gibi konularda yardımda bulunmasını sağlamaya yönelik 'Türkiye İçin Elele' girişiminin Türkevi'nde düzenlediği bir etkinlikte konuşan Nasuh Mahruki, AKUT ve çalışmalarına ilişkin bilgi verdi. Mahruki, konuşmasında,üyelerinin gönüllü olarak hizmet verdiği AKUT'un, vatandaşın bağışıyla, kişi ve kurumların sponsorluğuyla ayakta kaldığını vurguladı ve vergilerden yakındı.

AKUT'un operasyonel bir takım olduğunu vurgulayan Mahruki, doğal afetlerden dağcılık kazalarına ve trafik kazalarına kadar uzanan geniş bir yelpazede devreye girip hayat kurtarmaya çalıştıklarını anlatan Mahruki, Her ne kadar son derece operasyonel bir takım olsak da, AKUT'u kurduğumuz dönemlerde kendimize seçtiğimiz beş temel değerin iki tanesi dürüstlük ve güvenilirlikle ilgili, yani ahlakla ilgili. Çünkü biz sunu çok iyi biliyoruz ki, kuvvetli bir ahlaki temel olmadan hiç bir şey kalıcı ve sürdürülebilir bir biçimde başarılamaz. Süreklilik istiyorsanız çok güçlü bir ahlaki temel ihtiyacınız var. O yüzden AKUT'ta da biz buna büyük özen gösteriyoruz ve bunun sonuçlarını, meyvelerini de en iyi şekilde yaşıyoruz, sizler de görüyorsunuz diye konuştu.

AKUT'un yurt içinde ve yurt dışında yaptığı çalışmalara ilişkin bilgiler de veren Nasuh Mahruki, AKUT'un 17 Ağustos Marmara depreminde enkaz kaldırma çalışmalarındaki başarılı çalışmalarının ardından iki kez üst üste, Türk Silahlı Kuvvetleri ile birlikte 'en güvenilen kurum' seçildiğini anımsattı. Derneğin çalışmalarına ilişkin kısa bir video sunumu da yapan AKUT başkanı, Türkiye'de araçlarında ve giysilerinde Birleşmiş Milletler (BM) logosu taşımaya yetkili tek kuruluş olduklarına da değindi. Mahruki, bugüne kadar gerçekleştirdikleri 1077 operasyonda 1444 kişinin hayatini kurtardıklarını, yalnızca insan canına değil, hayvan canına da önem verdiklerini ve bu alanda da bir çok kurtarma girişiminde bulunduklarını belirtti.

'Bir Nefes İçin' sloganıyla yola çıkan Arama Kurtarma Derneği (AKUT) TIR'ının, Türkiye'yi adım adım dolaştığını anlatan Mahruki, afetlere hazırlık konularında toplumu bilinçlendirmek amacıyla söyleşi, deprem seminerleri, fotoğraf sergisi, dia gösterisi, tiyatro Oyunu, film gösterimi, ücretsiz bilgilendirme kitabı dağıtımı, bilgilendirme filminin yerel televizyonlara ücretsiz dağıtımı, astım ve kronik akciğer hastalığı için ücretsiz solunum testleri gibi çok sayıda etkinliğin gerçekleştirildiğini anlattı. Mahruki, basta ABD olmak üzere, yurt dışında yasayan Türklere, AKUT gibi sivil toplum kuruluşlarına destek verme çağrısında ve her turlu işbirliğini geliştirme çağrısında bulundu.

Başka ülkelerde, AKUT gibi kuruluşlara çok büyük kolaylıklar sağlandığını belirten Nasuh Mahruki, konuşmasında üyelerinin gönüllü olarak hizmet verdiği AKUT'un, vatandaşların bağışıyla, kişi ve kurumların sponsorluğuyla, kendi bazı faaliyetlerinden ettiği gelirlerle ayakta kaldığını vurguladı ve AKUT'a uygulanan bazı vergilerden yakındı. AKUT'un, olay yerlerine ulaşmak için kullandığı araçlar için 'motorlu taşıtlar vergisi', arama kurtarma çalışmaları sırasında kullandıkları telsizler için 'frekans vergisi' ödemek zorunda kalmalarını 'trajedi' olarak niteleyen Mahruki, Biz bunlarla taksicilik yapmıyoruz ki, gelir getirici bir faaliyet yapmıyoruz ki dedi.

Türkiye'yi vuran son Van depreminden kısa sure önce Maliye Bakanı Mehmet Simsek ile görüştüğünü belirten Mahruki, Vergiler konusunda çok daha sıcak yaklaştı. Sanıyorum bu sefer çözeceğiz. Yani 2004'ten beri uğraştığım bir konuydu benim. Ama sanıyorum bu sefer bir çözüm yoluna girdik diye konuştu.

TÜRKİYE İŞİN KOLAYINA KAÇTI, RİSK YÖNETİMİ DEĞİL KRİZ YÖNETİMİ VAR

Afet yönetiminin, önlemler, hazırlık, müdahale ve iyileştirme sıralamasıyla gitmesi gerektiğini anlatan Nasuh Mahruki, Dört daldan oluşan, risk yönetimi ve kriz yönetimi olarak da ikiye ayrılan bir yönetim biçimi. En önemlisi risk yönetimi, yani önlemler ve hazırlık. Türkiye risk yönetimine kaynak aktarmadan, işin biraz kolayına kaçtı, kriz yönetimine kaynak aktardı. Yani deprem olsun, enkazlar olsun, biz enkaz altından insanları kurtarırız gibi. Bu işler öyle yapılmaz dedi. Bu anlayışla gitmenin doğru olmadığının en son Van depreminde gözler önüne serildiğini belirten Mahruki, Mevcut yapı stokları yıkılacak, yeniden yapılacak. Bunun başka hiç bir formülü yok. İstanbul'un yüzde 80'inin kaçak yapı olduğunu belediye başkanının kendisi söylüyor, 800 bin civarında kaçak yapı var İstanbul'da ve bunlar ekonomik ömürlerini çoktan tüketmiş binalar. Yapıldıkları zaman ki deprem yönetmeliği de zaten yetersiz bir yönetmelik. Bir de üstüne, Türkiye'nin genel hastalığı, yolsuzluk ekonomisi, rüşvet, oradan çal, buradan çal, uyduruk tekniklerle yapılmış binalar'Bunların yıkıcı bir depremde ayakta kalma olasılıkları çok tartışılır. Bu başımıza gelmeden, deneyerek öğrenmeden bunu, yapılması gereken şey ekonomik kullanım ömrü bitmiş binaların yıkılıp yeniden yapılması. İstanbul'da ne yapıyorlar biliyor musunuz kentsel dönüşüm adi altında Boş kalmış yerlere koca koca binalar dikiyorlar. Ama eski binalar halen duruyor. Kentsel dönüşüm böyle yapılmaz ki. Kentsel dönüşüm dediğiniz şey, bir mahalleyi komple alıp, komple yıkıp, altyapısıyla yukarıya doğru büyüyen,cevre, otopark düzenlemesiyle sağlıklı kentler kuracaksınız ve nefes alacak alanlar yaratacaksınız. Bu çok zor bir çözüm biliyorum. Ama 12 sene geçti..Bu zaman içinde bir şeyler yapardık, 20-25 yıl içinde İstanbul bile yıkılır yeniden yapılır komple, ama bir yerden başlamak lazım. Maalesef öyle bir zihniyet yok İstanbul'da, Türkiye'de. Van depreminden sonra çok söylüyorlar yapacağız diye, göreceğiz diye konuştu.

AKUT'A VE BANA ÇOK SALDIRDILAR

Mahruki, 17 Ağustos Marmara depreminde enkaz kaldırma çalışmalarındaki başarılarının ardından dönemin cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve başbakanı Bülent Ecevit'in, AKUT'un kaskını kafalarına takarak gazetecilere poz verdiğini, bunun AKUT için de, Türkiye için de çok önemli bir gösterge olmasına karşın, bazı çevrelerden hem AKUT'a hem de kendisine yönelik açık saldırılar olduğunu dile getirdi. Mahruki, o günlerde donemin MHP'li sağlık bakanı Osman Durmuş'un 'AKUT'cular gösteri yapıyorlar, haklarında soruşturma açtıracağım ' dediğini dile getirerek, Biz elimiz kolumuz kan içinde, aç, susuz, uykusuz günlerdir çalışıyoruz ve hakkımızda soruşturma açılacakmış. O zamanki İstanbul valisi AKUT'un hesaplarına el koymaya kalktı. Dernek üyelerimiz ABD'ye geldi, 'Toplum Afet Mücadele Takımı' eğitimi için. Dernekler yasasına göre bir ay önceden izin almadığımız için bir yıl hapis cezası ile yargılandık diye konuştu. Mahruki, yargıca yasaları bilmedikleri için böyle bir girişimde bulunduklarını, yargıcın ise kendisini savunan ve aklanmayla sonuçlanan savunmasını kendisinin yazdırdığını söyledi. Everest'e tırmanan ilk Türk ve Müslüman dağcı olduğuna da değinen Mahruki, Benim hakkımda Ermeni olduğum, Yahudi olduğum, enkazlardan ziynet eşyası topladığımız yönünde sürü sepet iftira attılar. Türkiye'nin en güvenilir kurumu seçildiğimiz dönemde bizim en tepede olmamız başkalarını rahatsız etti' diye konuştu.

7/10 (3 kişi)
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12