Müsiad: Muhalefet Üslübu İyi Seçmeli, Kavgaya Sebebiyet Vermekten Kaçınmalı

Müsiad: Muhalefet Üslübu İyi Seçmeli, Kavgaya Sebebiyet Vermekten Kaçınmalı
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Türkiye'nin Bundan Sonraki Dönemde, Ekonomik Anlamda İlerlemesi İçin Hükümet, Özel Sektör, Muhalefet ve Toplumun Tüm Kesimlerine Mesaj Veren Müsiad Genel Başkanı Vardan, "Ülkemizin Ekonomik Anlamda İlerlemesini Engelleyebilecek Herhangi Bir Siyasi Kaosa, Hiçbir Kimse, Kurum veya Kuruluş Tarafından Sebep Olunmamalıdır.

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Ömer Cihad Vardan, Türkiye'nin bundan sonraki dönemde, ekonomik anlamda ilerlemesi için hükümet, özel sektör, muhalefet ve toplumun tüm kesimlerine mesaj verdi. Vardan, "Ülkemizin ekonomik anlamda ilerlemesini engelleyebilecek herhangi bir siyasi kaosa, hiçbir kimse, kurum veya kuruluş tarafından sebep olunmamalıdır" derken, muhalefete verdiği mesajda, "Muhalefet, eleştirilerde kullanılan üslubu iyi seçerek, toplumda ayrışmaya, kavgaya sebebiyet vermekten kaçınmalı" dedi.

MÜSİAD'ın 2009 değerlendirmesi ve 2010 beklentilerini MÜSİAD Genel Merkezi'nden düzenlenen bir basın toplantısı ile açıklayan Vardan, 2009 yılının, dünyada son yüzyılın ikinci en büyük krizi olarak kayıtlara geçtiğini, krizin "finansal" kökenli olsa da sonuçları itibari ile reel sektörün daha fazla etkilendiğini vurguladı. Bu dönemde dünya ekonomisinin yaklaşık yüzde 1.2 küçülürken, dünya ticaretinin yüzde 12 civarında azaldığını hatırlatan Vardan, "Dünya üretim ve ticareti keskin bir şekilde düşerken, 30 milyon kişi işini kaybetti" dedi.

-KRİZDE EN KÖTÜ GERİDE KALDI-

Hükümet tarafından alınan tedbirler sayesinde paniğin geçiştirildiğini, piyasalara güven geldikçe kredibilite inşasına başlandığını, varlık fiyatlarındaki serbest düşüşün, belirli bir aşamada durdurulabildiğini hatırlatan Vardan, ardından reel ekonomilerin olumlu tepki vermeye başladığını belirterek, "Nitekim yılın üçüncü çeyreği itibariyle eldeki veriler, "krizde en kötünün' geride kaldığını göstermektedir" dedi.

-TEMKİNLİ İYİMSER OLMALIYIZ-

Bu gelişmeye rağmen yine de "temkinli iyimser" olunmasını gerektirecek bir takım kırılganlıkların devam ettiği uyarısında bulunan Vardan, "Dikkat çeken ilk nokta, eski yanlışların tekrarlamasını önleyecek ikna edici ve kredibilite oluşturucu düzenlemelerin henüz hayata geçirilmemiş olmasıdır. Nitekim daha ekonomiler güven verici bir şekilde kalkışa geçemeden, piyasalardaki ucuz maliyetli ve bol miktardaki likiditeden dolayı, hisse senedi, para ve emtia piyasalarındaki aşırı şişme "eski tas, eski hamam" yönündeki endişeleri desteklemektedir. Öte yandan, hükümetler, krizi durdurmak ve talebi artırmak üzere devreye soktukları genişleyici para ve maliye politikalarından oluşan teşvik paketlerini yavaşlatma, durdurma ve hatta geri almak için çıkış yolları aramaktadırlar" dedi.

-İTHAL KRİZİN FATURASI AĞIR OLDU-

Türkiye açısından "ithal bir kriz" olarak nitelendirilebilecek bu krize, Türkiye'nin bir yandan hazırlıklı, öte yandan da bazı kırılganlıklar içinde girdiği görüldüğünü hatırlatan Vardan, Türkiye'nin, daha önce yaptığı reformların ödülünü finans sektöründe alırken, maalesef 2007 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden bu yana bozulmuş siyasi istikrar ortamında yapamadığı reformların faturasını ödemek zorunda kaldığını söyledi.

-TÜRKİYE'NİN KRİZDEN ETKİLENMESİNİN 4 ANA SEBEBİ -

Dünyada birçok ülkede bankalar batarken, Türkiye'de bankacılık kesiminin "sapasağlam ayakta" kaldığına dikkat çeken Vardan, 2009 yılında Türkiye ekonomisinin yılın ilk dokuz ayında yüzde 8.4 oranında küçülmesi, işsizliğin yüzde 13.4 oranına yükselmesi ve ihracatın yüzde 27 düşmesinin 4 ana sebebi olduğunu vurguladı. Vardan, şunları söyledi:

"Krizin başlangıcı ile birlikte ülkemizde bazı çevreler, krizden medet umarcasına piyasaları panik havasına sokarak, bir güvensizlik ortamının oluşmasına neden olmuşlardır. Bu ortama bağlı olarak tüketim azaldı. Bunun sonucunda, üretim azalarak, yatırımlar durmuş ve istihdam kaybı yaşanmıştır. Özellikle 2008'in son çeyreği ve 2009'un ilk yarısında bankaların 2001'deki kriz tecrübesi nedeni ile paniğe kapılarak finans musluklarını adeta kapatması, bu şekilde hem kişileri hem de firmaları zor durumda bırakmaları, finansman maliyetlerini yükseltmeleri reel sektörde büyük bir sıkıntı oluşturmuştur. AB ülkeleri krizde çok derinden etkilenmiş, dolayısı ile başlıca ihracat pazarımız olan AB'ye olan ihracatımız yüzde 30'a yakın oranda düşmüştür. Bunun da genel ihracatımıza etkisi yüzde 27 civarında olmuştur. Bunların sonucunda Türkiye ekonomisi, büyük bir oranda küçüldü."

-TÜRKİYE 2010'DA YÜZDE 3.5 VE ÜZERİNDE BÜYÜR-

2009 yılının "idare edilen" bir yıl olarak geçtiğini belirten Vardan, 2010'a girerken dünya ekonomisinde sınırlı bir büyüme, işsizlikte ise hala artış beklediğine dikkat çekti. Türkiye ekonomisinin 2010 yılında, yüzde 3.5 ve üzerinde büyüyebileceğini, OECD, IMF, DB, AB Komisyonu ve birçok kredi derecelendirme kuruluşunun ittifak ettiği tahminler olduğunu hatırlatan Vardan, "Bu haliyle Türkiye, krizden sonra parlayan potansiyeliyle dikkat çekmektedir" dedi. Kriz sonrasındaki toparlanma için Hükümetin açıkladığı orta vadeli mali programın (OVMP) gerçekçi, temkinli iyimser olup, ileriye dönük muhtemel belirsizlikleri ortadan kaldırdığını söyleyen Vardan, "Bugün açıklandığı üzere Türkiye, Varlık Barışı Yasası sayesinde birikimli olarak 47 milyar TL'yi bulan bir kaynak temin ederek, kaynak sıkıntısını asgari düzeye indirmiştir" dedi.

-2010'DA YATIRIM AKIŞI HIZLANABİLİR-

Bununla birlikte Türkiye'nin 20 aydır IMF'ye gitmeden ve dış finansman desteği almadan krizi atlatmasının da oldukça büyük bir başarı olduğunu söyleyen Vardan, 2010 yılı için Türkiye'ye yönelik yurtdışından yatırım akışlarının hızlanmasının beklendiğine işaret etti. Ancak 2010 yılında hedeflenen büyümenin gerçekleşmesi ve kalıcı olması için bazı tedbirlere ihtiyaç olduğunu belirten Vardan, bu tedbirleri güven tesisi ile birlikte iç talebin artması, alternatif Afrika, Ortadoğu, Balkanlar, Kafkasya ve Güney Amerika pazarlarına yönelik ihracat hamlelerinin sürmesi, finans sektörünün özellikle ihtiyacı olan KOBİ'lere uygun koşullarda fon aktarmaya etkin olarak başlaması ve AB çıpası ve ilgili reformların sürmesi olarak sıraladı.

MÜSİAD Genel Başkanı Vardan, 2010 yılı ve sonrası için işletmelere, Hükümete, muhalefete ve toplumun tüm kesimine düşen ''ödevler'' olduğuna dikkati çekti. İşletmelerin, değişen pazar şartlarına, yeni teknolojilere, değişen müşteri beklentilerine ve kriz sonrasının sunacağı yeni fırsatlara şirketlerini hazırlaması gerektiğine dikkat çekerek, ayrıca inovasyon ve markalaşma konusuna önem verilmesi gerektiğini söyledi.

Hükümetin, özellikle kriz sonrası toparlanmanın hızını artıracak, doğrudan ve dolaylı desteklere devam etmesi, üretim maliyetlerini olumsuz etkileyen tüm alanlarda iyileştirmeye gitmesi, iş ve yatırım ortamını daha rekabetçi kılacak ikinci nesil reformları derinleştirerek sürdürmesi gerektiğine dikkat çeken Vardan, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

-IMF'YE KARAR VERMEDEN ÖNCE..-

"Son 20 aydır ve özellikle küresel kriz ortamında dahi başarılı bir şekilde sürdürdüğü IMF'siz ekonomik programa devam ederek, olası bir anlaşmanın ülkeye sıcak para akışına sebebiyet vereceğini ve akabinde ihracatımızı menfi etkileyebilecek, rekabet gücümüzü azaltacak kur düşüşlerinin oluşacağını iyi hesap etmelidir. Hatta Hükümet, bu konuda karar vermeden önce özel sektör ile bir ortak akıl platformu oluşturmalıdır. Sıkıntıya düşen firmaların bir an önce kalkınması, fatura keser duruma gelmesi için "Vergi Barışı' projesi geliştirilmelidir. Vergi cezaları, maku seviyelere çekilmeli. 2023'de dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisi arasında yer almamıza vesile olacak, ülkemizin hızla ilerlemesinin önünü açacak, siyasi çekişmeleri önleyecek, yargı reformu, kamu yönetimi reformu, eğitim reformu, sivil ve özgürlükçü yeni bir Anayasa'nın bir an önce hayata geçirilmesi gerekmektedir."

-MUHALEFET ÜSLUBU İYİ SEÇMELİ-

2010 ve sonrası için muhalefetin ise eleştirilerde kullanılan üslubu iyi seçerek, toplumda ayrışmaya ve kavgaya sebebiyet vermekten kaçınması gerektiğini belirten Vardan, "Türkiye'nin 2023 hedefleri olduğu bilinci ve yapıcı eleştirilerle Hükümetin milli hedeflerden sapmaması sağlanmalı. İcraatların bu yönde yapılması hatırlatılmalıdır. Ülkenin gelişmesi yönünde alternatif projeler üretilmeli, Hükümetin yapamadıklarını kendilerinin yapabileceklerini, iktidara talip olduklarını net olarak açıklayabilmelidirler. Dışarıya karşı milli menfaatlerde birleşebilmeli ve tek vücut olunabilmelidir" dedi.

Toplumun tüm kesimlerine de mesajlar veren Vardan, "Bundan sonraki dönem için, ülkemizin ekonomik anlamda ilerlemesini engelleyebilecek herhangi bir siyasi kaosa, hiçbir kimse, kurum veya kuruluş tarafından sebep olunmamalıdır. Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayan her vatandaşın kanunlar önünde eşit muamele göreceği, hukukun üstünlüğünün esas olduğu, insanların barış, kardeşlik ve huzur içinde yaşadığı bir ortamın oluşması için toplumun tüm kesimleri gayret sarf etmelidir" dedi.

-MÜSİAD'IN 2010 EURO VE DOLAR TAHMİNİ-

MÜSİAD'ın 2010 yılına ilişkin tahminlerini de açıklayan Vardan, Türkiye'nin 2010'da yüzde 4'ün üzerinde büyüme ve yaklaşık yüzde 15 ihracat artışı beklentisi tahmininde bulundu. Enflasyon bandının yüzde 6-6.5 oranında beklendiği, bütçe açığının GSYH'ya oranının yüzde 5 civarında, cari açığın GSYH'ya oranının da yüzde 3 civarında olacağını tahmin ettiklerini açıkladı. Döviz kurunun (ABD Doları) 1.5 TL'nin altına inmemesi, Euro'nun da 2.20 TL civarında seyretmesi öngörüsünde bulunan Vardan, bunun hem ithalat, hem de ihracat için dengeli ve oldukça önemli olduğunu söyledi. (ANKA)

(HMD/ES/BÜN)

Kaynak: ANKA