Başbakan Yardımcısı
Nazım Ekren, mali kuralın; bütçe açığı, faiz dışı fazla ve kamu borç stokunun Gayrisafi Yurtiçi Hasıla’ya (GSYH) oranının biri veya birlikte esas alınması ile belirleneceğini söyledi.
Ekren, "Maastricht ekonomi kriterlerinin iki tanesi, kamu borç stoku ve bütçe açığının GSYH’e oranında, Türkiye oldukça iyi hale geldiyse örtülü bir mali kuralı zaten uygulamışız demektir" dedi. Ekren, dün ekonomi muhabirlerine, "Ekonomi Yönetimi Perspektifi Açısından Orta Vadeli Program" başlıklı bir sunum yaptı. 2009-2011 yılları için hazırlanan program hakkında detaylı bilgi veren Ekren, önce küresel ekonomide yaşanan gelişmeleri anlatarak, "Dünya yeni trendinde enflasyon ve büyüme konusunda bir yukarı doğru düzeltme olacak" dedi.
Kafa karışıklığı yok
Ekren, şu değerlendirmeyi yaptı: "Türkiye, Maastricht ekonomi kriterlerinde AB ortalamasının altında. Kamu borç stokunun GSYH’ye oranı AB ortalamasında yüzde 60, Türkiye’de ise yüzde 38. Bütçe açığının GSYH’ye oranı da AB ortalamasında negatif yüzde 3, Türkiye’deyse negatif yüzde 2. Türkiye, bu kriterlerde son beş altı yılda oldukça iyi hale geldiyse örtülü bir mali kuralı zaten uygulamışız demektir. Mali kural konusunda bir kafa karışıklığı yok."
Kasırgaya dönüştü
Küresel ekonomide yaşanan gelişmelere ilişkin, "Ekonomi yönetimleri ve ekonomik birimler güven ve kredibilite oyunu ile karşı karşıya. Kurallar ve dengelerin değişimi söz konusu" diyen Ekren, şöyle devam etti: "’Mükemmel fırtına’ olarak nitelenen kriz, zamanla ’kasırgaya’ dönüştü. Sub-prime mortgage zararlarının toplamı 500 milyar dolara ulaştı. ABD ekonomisinde 9,5 trilyon civarında hane halkı tüketimi var, en büyük ekonomi olan ABD’den sonra ikinci en büyük ekonomi bu hane halkının kendisi, o yüzden iyi takip edilmeli."