TMMOB Makina Mühendisleri Odası, 15-16 Haziran 1970 İşçi Direnişinin 38. yılında, Limter-İş Sendikası'nın 16 Haziran Pazartesi günü Tuzla'da gerçekleştireceği "Yaşam ve İnsanca Çalışma Hakkı" grevini desteklediklerini bildirdi.
TMMOB Makina Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Sekreteri Ali Ekber Çakar yaptığı açıklamada, Türkiye tarihindeki ilk işçi sınıfı ayaklanması olması özelliğini taşıyan ve 3 işçinin ölümü 200'den fazla işçimim yaralanmasıyla sonuçlanan 15-16 Haziran 1970 İşçi Direnişinin 38. yılında, Limter-İş Sendikası'nın "Yaşam ve İnsanca Çalışma Hakkı" grevini destekleyeceklerini bildirdi. Bugün Türkiye sanayisi ve çalışma yaşamında iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin yok denecek kadar küçük ölçeklerde ve çok parçalı olarak uygulandığına dikkat çeken Çakar, 4857 sayılı İş Yasası'nın gerekli denetimleri esnettiğini ve işyerlerinde mühendislik, hekimlik uygulamalarına ilişkin çok fazla yasal eksiklik bulunduğunu vurguladı. Çakar, 50 ve daha çok sayıda işçinin çalıştığı işyerleri için öngörülen İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulu (İSGK) oluşumunun Türkiye'deki toplam işyerlerinin ancak yüzde 1,5'inde geçerli olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
"Toplam işyeri sayısının yüzde 98'ini oluşturan ve İSGK, İşyeri Hekimi, İş Güvenliği Uzmanı, İşyeri Hemşiresi veya Sağlık Memuru bulundurma gibi zorunlulukların bulunmadığı küçük ve orta boy işletmeler ile Tuzla Tersaneleri gibi işletmelerde yaşanan iş kazaları ve ölümler esasen kuralsız, esnek çalışma ve taşeron/alt taşeron uygulamasının azami kar güdüsü ile ulaştığı gündelik vahim sonuçlara ciddi bir ayna tutmaktadır.
Bu sorunların çözümü uygulanan neo liberal politikaların tamamen dışında, insanı, sağlık ve güvenliği temel alan eşitlikçi yasa ve uygulamalarla olanaklıdır. Sanayileşme, üretim ve istihdamdan yana bir çalışma yaşamının insanca, iş güvenceli, örgütlü ve iş kazalarından arındırılmış bir şekilde örgütlenmesi pekala olanaklıdır."
4857 sayılı İş Yasası'nın tamamen işverenlerin çıkarları doğrultusunda şekillendirildiğini ifade eden Çakar, "Esnek ve kuralsız çalışmayı, işçileri başka işverenlere kiralamayı, taşeronlaştırmayı yasal hale getiren, kıdem tazminatlarını, fazla mesai ücretlerini, sendikal hak ve yetkileri budayan bu yasa yerine bütün tarafların katılımı ile demokratik bir yasa çıkarılmalıdır. Çalışma yaşamı mevzuatı, ekseni insan olan çağdaş bir yapıya kavuşturulmalıdır" dedi.
İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili yasa, tüzük ve yönetmeliklerin uluslararası sözleşme, standart ve normlar dikkate alarak yenilenmesi, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin bütün iş yerlerini, tüm çalışanları ve tüm toplum kesimlerini kapsaması gerektiğinin altını çizen Çakar şunları söyledi:
"İş güvencesi ile iş güvenliğinin birbirini tamamladığı gerçeğinden hareketle, tüm çalışanlar insana yakışır norm ve standartta bir sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınmalıdır. Sigortasız ve sendikasız çalıştırma önlenmeli, kayıt dışı ekonomi kayıt altına alınmalıdır. Kayıt dışı, kuralsız, esnek çalışma ve istihdam önlenmediği, gerekli denetimlerin yapılmadığı; sanayi, tarım, ticaret ve hizmet sektörleri ile çalışma yaşamının bütünü iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin tamamına tabi tutulmadığı müddetçe, acı ölümlerin yaşandığı Davutpaşa ve Tuzla örnekleri çoğalacak, Türkiye iş kazaları ve meslek hastalıklarında rekorlara koşacaktır. TMMOB Makina Mühendisleri Odası olarak bu talepler eşliğinde, 38. yıldönümünde 15-16 Haziran direnişini anıyor ve Tuzla tersanelerinde yaşam ve insanca çalışma hakkı için greve giden işçileri selamlıyoruz." (ANKA)
(AS/KEN/ZG)