Hazine'den Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, Merkez Bankası'nı
İstanbul'a taşımak istediklerini belirterek, "
İstanbul'u bir finans merkezi yapmak istiyoruz. Bütün ticari bankalar orada. Finans merkezi orada. Kamu bankaları da zamanla oraya taşınacak. Dolayısıyla Merkez Bankası'nın orada olması makul bir yaklaşım" dedi.
Bakan Şimşek ayrıca, milli gelir hesaplama yönteminin de değişeceğini açıklayarak, AB muhasebe sistemi ISA 95'e geçileceğini, girdi çıktı tablosunun ise yenileceğini söyledi. Şimşek, "Böylece Türkiye'nin ekonomik büyüklüğü farklı olacak. Dolayısıyla bu durum Türkiye'nin kredi notunun yükseltilmesine katkıda bulunur" dedi. Bakan Şimşek, Gaziantep ve Batman'a gerçekleştirdiği ziyaretler sırasında ekonomideki son gelişmelere ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Şimşek, Merkez Bankası'nı İstanbul'a taşımak
istediklerini belirterek, "İstanbul'u bir finans merkezi yapmak istiyoruz. Bütün ticari bankalar orada. Finans merkezi orada. Kamu bankaları da zamanla oraya taşınacak. Dolayısıyla Merkez Bankası'nın orada olması makul bir yaklaşım" dedi. Merkez Bankası yönetiminin İstanbul'a taşınmaya karşı oluşunu da değerlendiren Şimşek, "Bu polemik konusu değil. Ben sadece Merkez Bankası'nın İstanbul'da olmasının bir mantığı olduğunu söyledim. Ben bunun doğru olduğu kanısındayım. Bu konuyla ilgili henüz bir yasal
düzenleme ya da girişimimiz yok" şeklinde konuştu.
MERKEZ'E ATAMA YAPACAĞIZ
Merkez Bankası'ndaki boş olan kadrolara yapılacak atamaların acele yapılacak işler olmadığını belirten Şimşek, şu anda Merkez Bankası'nda bir ihtiyaç olduğunu bu ihtiyacın ilerleyen zamanlarda doldurulacağını söyledi. Bakan Şimşek, "Orada şu an bir sorun yok. Tabi ki o açıkla devam edemeyiz. O atamaları yapacağız" diye konuştu. Merkez Bankası başkan yardımcılığı için adı geçen Serhan Çevik'le ilgili ise Bakan Şimşek, "Gazetelerde çıkan haberler tamamen dedikodu. Kendisiyle bu konuda herhangi bir
görüşmemiz olmadı. Bunu kendileri de zaten söylediler" dedi.
ÖZÜRLÜLERİN SSK PRİMİ HAZİNE'DEN KARŞILANACAK
İŞKUR'a kaynak aktararak iş gücünün nitelikli hale getirilmesini amaçladıklarını belirten Şimşek, bunun bir aktif iş gücü politikası olduğunu söyledi. Şimşek, "İstihdam üzerinde idari ve mali yükler var. İdari yükleri önümüzdeki yıl kaldıracağız. Yani 50 kişi çalıştıran bir firma sağlık hizmetine ihtiyacı varsa satın alır. Doktor istihdam etmek zorunda değil. Ama özürlü istihdam etmek zorundadır bunun da primini biz ödeyeceğiz" dedi.
MİLLİ GELİRE YENİ HESAPLAMA YÖNTEMİ
Bakan Şimşek, milli gelirin 1968 Birleşmiş Milletler ulusal hesap sistemi ve 1987 girdi çıktı tablosu ile hesaplandığını belirterek, bu hesaplama metodunu bir çok ülkenin artık terk ettiğini söyledi. Milli gelir hesaplama yönteminin değişeceğini açıklayan Şimşek, AB muhasebe sistemi ISA 95'e geçileceğini, girdi çıktı tablosunun ise yenileceğini açıkladı. Yeni yöntemin kamu borçlarının milli gelire oranını aşağı çekebileceğini de dile getiren Şimşek. "Böylece Türkiye'nin ekonomik büyüklüğü farklı olacak.
Dolayısıyla bu durum Türkiye'nin kredi notunun yükseltilmesine katkıda bulunur" diye konuştu. Hesaplama yöntemindeki değişikliklerin yukarı doğru ciddi revizeler getirebildiğini belirten Şimşek, "Mesela biz en son 1959 sistemini bırakmışız 1968 sistemine geçmişiz o zaman yüzde 39'luk bir yukarı doğru revize olmuş. Şimdi burada ne kadar olur hiçbir fikrim yok. Ama önemli ölçüde bir yukarı doğru revize olursa bu şu anlama gelir. Borcun milli gelire oranı aşağı çekilir. Türkiye'nin ekonomik büyüklüğü farklı
olur. Dolayısıyla bu durum Türkiye'nin kredi notunun yükseltilmesine katkıda bulunur. Çünkü bu kredi veren uluslararası kuruluşlar diyorlar ki, "Sizin gruptaki ülkelerle brüt borcunuzun milli gelire oranı yüksek". Bu oran şu an yüzde 57. Eğer milli gelir yukarı doğru revize olursa Türkiye'nin görünümünü rasyolarını iyileştirebilir" diye konuştu.
"ÖZGÜVEN LAZIM"
Enflasyonla ilgili de değerlendirmelerde bulunan Şimşek, Merkez Bankası ne yaparsa eleştirildiğini söyledi. Şimşek, "Diyelim kuraklık nedeniyle gıda fiyatlarında artış oldu ve bu sizi hedeften uzaklaştırdı. Para politikası burada ne kadar etkili olabilir?" diye sordu. Şimşek şunları kaydetti:
"1979 yılına gidin. Büyük petrol şoku yaşandı. Bundesbank ne dedi 'Benim orta dönemdeki hedefim bu. Biz buraya ulaşmak için, çalışmaya devam edeceğiz'. Şimdi Merkez Bankası rakamlara bakıyor burada. Çekirdek enflasyon var, bir de dışardan gelen sürekli tekrarlanmayacak bazı faktörler var. Mesela dolaylı vergilerde bir düzenleme yaptık. Bu kalıcı olacaksa dikkate alınacak olmayacaksa 12 ay içerisinde sistemden atılacak. Gıda da öyle petrol de öyle. Diyelim ki petrol örneğin 70 dolar olursa bu yıl bunun
enflasyona etkisi bir süre sonra çıkmış olur. Merkez bankası muhtemelen bu analizi yapıyordur. Hiçbir şekilde benim tarafımdan onlara bir şey yok".
Türkiye'nin daha çok demokrasiye ve kalkınmaya ihtiyacı olduğunu iddia eden Şimşek, şunları kaydetti: "Bizim özgüvenimizin yüksek olması lazım. Biz ekonomi ve demokrasideki reformları yaptıkça hiç korkulacak bir şey yok. Tam aksine biz güçleneceğiz cazip hale geleceğiz. Bakın göreceksiniz 10-15 yıl sonra kafamızdaki reformların yüzde 65'ini bile uygulamaya koysak, 1- 1.5 trilyon dolarlık milli gelire ulaşırsak göreceksiniz o gün bize şöyle böyle nasıl dönecekler göreceksiniz. O yüzden bizim hem
demokrasiye hem de ekonomimizi sağlıklı bir şekilde geliştirmemiz lazım. Türkiye'de bütün vatandaşlarımız birinci sınıftır. Ben bunu burada da dışarıda da söylüyorum. Genel olarak daha iyileşmeye ihtiyacımız var. Belli bir bölgeye ilişkin değil. Sonra birinci sınıf vatandaş olmak varken başka arayışlara ihtiyaç yok. Bu memleketin önü açık. Özgüveni yüksek yeter ki biz pozitif enerjimizi reformlara aktarabilelim. O reformları uygulayabilelim".
(MÜG-MAY-ÖK-E)