Mehet Sarışın Yazdı

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Kim Ne Derse Desin Banu Alkan Sempatik Bir Kadın. Tam 27 Yıldan Bu Yana da Gündemde Kalmasını Biliyor.

KİM NE DERSE DESİN BANU ALKAN SEMPATİK BİR KADIN. TAM 27 YILDAN BU YANA DA GÜNDEMDE KALMASINI BİLİYOR.

Şu sıralarda da fırtına öncesi bir sessizlik içinde. Nereden mi aklıma geldi şimdi Banu Alkan... Televizyonda çıktı karşıma sabah sabah. Salih Güney ile bir aşk filminde. Birden aklıma Banu Alkan ile yaptığım bir görüşme geldi. Ben onunla konuşurken gülmekten krize girmiştim. Şimdi o görüşmeden önce Banu Alkan'ı şöyle bir hatırlayalım, bakalım kimmiş kendileri... Sonra da birlikte gülelim...

1961 doğumlu olan sanatçının, asıl adı Renka Bronkavi'dir. Ailesi ile birlikte Balkanlardan göç ettiğinde küçük bir kızdı, ilk geldikleri zamanlarda karşılaştıkları göçmen olma zorluklarını kısa zamanda aştı, 16 yaşındayken girdiği bir derginin açtığı yarışmada, Oya Aydoğan'dan sonra ikinci oldu. Banu Alkan, Afrodit namıyla 80'lerde ünlendi... Banu Alkan'dı artık adı ve dönemin modası video filmlerinin vazgeçilmez kadını olmuştu. O dönemlerde onunla aynı kulvarlarda sayılabilecek birkaç kadın daha vardı; Ahu Tuğba, Serpil Çakmaklı, Oya Aydoğan...

Alkan, o dönem çektiği bir filmin adından Afrodit olarak anılmak istediğini dönemin basın mensuplarına iletti. O günden sonra da gazetelerde Afrodit diye anıldı gerçekten, hatta aynı isimle bir fotoroman bile çekildi... Banu Alkan sinemaya girdiği ilk günlerde tanıştığı evli ve zengin bir işadamı ile birlikte olmaya başladı. Henüz 17 yaşındaydı ve başladığı ilişkiyi 20 yıla yakın sürdürdü. Banu Alkan 20 yıl boyunca herkesin isteyebileceği kadar iyi koşullarda yaşadı. Sevgilisi Gürbüz Hanif, bir masal kahramanı gibi yaşattı Alkan'ı. Hawaii'de yapılan tatiller, Cannes Film Festivaline gitmeler, uzun zaman meşgul etti gazetelerin magazin sayfalarını… 80'lerin sonlarından itibaren artık film çekmeyi de bıraktı. Sevgilisi ile hala birlikteydi, ta ki sevgilisi kanserden ölene kadar. Daha sonra birden televizyonlarda, gazetelerde, her yerde Afrodit'i görmeye başladık. Kaset çıkartmaya hazırlandığından söz ediyordu, Türkiye'nin en güzel kadını olduğundan emindi, üstelik bunu da ortalıkta söylemekten çekinmiyordu. Kaseti çıkarttı, promosyon çalışmaları başladı bu kez. Ve televizyonlar yeni bir Banu Alkan çağına "merhaba" dediler. Tüm şov programlarında, her talk-show'da, kısacası televizyonu açtığımız her anda o vardı. Televizyon kanalları Alkan'ın katılacağı programların tanıtımlarını özellikle uzun, uzun veriyorlardı. Katıldığı programlarda kraliçe edasını sürdürdü inatla. Tahtla çıktığı şovlar bile oldu. Kendisini çok sevdiğini anlatmakla başlıyordu programa, 90-60-90 vücudunu överek devam ediyordu. Afrodit olarak geri döndü, önce kaset çıkardı, sonra reklam filmleri geldi, kendi adını verdiği bir parfümü bile vardı, ve sonunda da bir dizi çekti.Yani aslında herkesin yapacağı şeyi yaptı, tek bir farkla, Afrodit olarak, Afrodit'e yakışır bir şekilde…

Ve işte Afrodit ile Meros'un o meşhur görüşmesi...

Mehmet Sarışın: Merhaba Afrodit... Nasılsın?

Banu Alkan: İyiyim canım, sen kimsin? Yoksa Eros mu?

* Hayır, ben Meros. Mehmet Eros. Antrenman işleri nasıl?

Şu sıralar antrenmansızım.

* Antrenmansızım derken, yalnız olduğunuzu mu, hayatınızda bir erkek olmadığını mı kastettiniz?

Ay, antrenman, şey yani o demek değil mi, Allah iyiliğini versin. Gerçekten şu sıralarda çok antrenmansızım. Hayatımda biri yok. Beş yıllık bir beraberliğim vardı. Bitti. Ondan sonra olmadı.

* Nasıl form tutuyorsunuz peki?

Ay iksirim var benim. Hiç duymadın mı, Afrodit'in güzellik iksirini.

* Hayır duymadım.

Aşkolsun. Ama sakın sorma iksirin formülünü vermem. Eros'a söz verdim.

* Bu Eros da kim Afrodit?

Aaa... Genç sevgilim tabii ki...

* Hani yoktu...

Canııım. Ne safsın... Ben 2000'li yılların aşk tanrıçasıyım. Mitolojinin Türkiye'den geçen doğrultusunda en güzel kadın benim. Eros da benim sevgilim.

* Yani size Afrodit'in Türkiye şubesi diyebilir miyiz?

Hani mesela.. Olur yani...

* Şimdi neredesiniz?

Kemer'deyim.

* Kemerler bağlı mı?

Bağlı, bağlı... Ha, ha, ha... Zaten antrenmana çıkarken kemerleri bağlamam gerekiyor. Biliyorsun, herkes Afrodit'e dayanamaz. Ne olur ne olmaz... Canııım...

* Peki Afrodit aldatılamaz mı?

Genç sevgilim Eros bile beni aldatamaz.

* Hiç aldatıldığınızı hissettiniz mi?

Evet. Ama ispatlı bir şey değildi. Pişmanlığını öylesine dışa vuruyordu ki, suçluluk duygusunu yenemiyordu. Ben de bıyık altından gülüyordum. Böylesine mükemmel bir kadını aldatmanın onun ruhunu ezmesinden zevk alıyordum. Ben sadık erkeğe taparım. Ona karşı volkan gibi dişi olurum. Ama sık sık antrenmana çıkıyorsa tepesine binerim. Ben de antrenmana çıkarım.

* Diyelim ki, siz bir erkekle beraberken aradı. Ne dersiniz?

2000'li yılların aşk ve güzellik tanrıçası şu anda aşkta derdim...

Kaynak: Gecce