Haber Tarihi: 31 Ocak 2012 Salı Saat 14:15
Ankara Haber Ajansı  [3317483]

Mb Başkanı Başçı(3): Ek Parasal Sıkılaştırmaya İhtiyaç Yok


Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, ek parasal sıkılaştırmaya şu anda ihtiyaç olmadığını, kredilerin bugünkü artış hızına bakıldığında, cari açıkla ilgili çok fazla riskin yakın zamanda ön plana çıkabileceğini tahmin etmediklerini söyledi Merkez...

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, ek parasal sıkılaştırmaya şu anda ihtiyaç olmadığını, kredilerin bugünkü artış hızına bakıldığında, cari açıkla ilgili çok fazla riskin yakın zamanda ön plana çıkabileceğini tahmin etmediklerini söyledi Merkez Bankası (MB) Başkanı Erdem Başçı, ek parasal sıkılaştırmaya şu anda ihtiyaç olmadığını, kredilerin bugünkü artış hızına bakıldığında, cari açıkla ilgili çok fazla riskin yakın zamanda ön plana çıkabileceğini tahmin etmediklerini söyledi. Başçı, enflasyon raporunun açıklandığı toplantı sırasında soruları yanıtlarken, enflasyonun 2012 yılı sonunda orta noktasının yüzde 6.5 öngörüldüğünü ve enflasyonun yüzde 10,5'a yakın bir seviyeden yüzde 5'e bir yıllık bir sürede düşmesinin mümkün olduğunu belirtti. Bunun da bir takım dışsal faktörlerin yardımıyla olabileceğine işaret eden Başçı, "Eğer bunu para politikası ile yapmaya kalkarsak, para politikasının kontrol ufku biraz daha uzun olduğu için o arzu edilmeyen derecede sıkı bir para politikasına gerek duyabilir. O nedenle pek çok Merkez Bankası'nın yaptığı gibi dışsal şokların etkilerinin geçmesini beklemek, beklentileri bozmadığı, ikincil etkileri olmadığı sürece onun geçmesini beklemek daha doğru bir yaklaşım diye düşünüyoruz. O nedenle 2013 yılının ortalarında yüzde 5'e gelmesini öngörüyoruz" diye konuştu.

-"KRİZ SEÇİCİ VURUYOR"-

Başçı, gelişmekte olan ülkelerin bu defa ayrışacağını, Lehman krizinde olmayan durumun bu defa olacağı yönünde bir yaklaşım bulunduğunu, en son katıldığı Davos toplantısında da bu temanın biraz daha ön planda olduğuna işaret eden Başçı, "Kriz bu defa seçici olarak vuruyor. En zayıf ülkeyi vuruyor. Gelişmekte olan ülkelerde kamu maliyesi konusunda bir sorun yok genelde. Bütçe disiplini belki bir-iki ülkeyi atlamak gerekebilir, bazı ülkelerde bütçe açıkları yüksek ama çok az bunları sayısı. Türkiye'de bütçe disiplini, Mali disiplin iyi olan ülkelerden biri. Bankacılık sektörü de iyi. O nedenle bu ülkelerde kredi açlığı var, krediye büyük ihtiyaç var bu ülkelerde. O nedenle Avrupa'nın kendi için seçici olarak etkilediğini gördüğümüz bu kriz, gelişmekte olan ülkelerle, gelişmiş ülkeleri de yine ülke bazında ayrıştırarak farklı sonuçta yol açabilir" dedi.

-"2012'DE ÖNCELİĞİ ENFLASYONUN DÜŞÜRÜLMESİNE VERDİK"-

Böyle bir durumda toplam yatırım pastası içinde gelişmekte olan ülkelerin payında bir artış gözlenebileceğini belirten Başçı, "Bu olabilecek bir senaryo. Böyle bir durumda döviz kurlarında da tekrar bir değerlenme baskısı söz konusu olabilir" dedi. Merkez Bankası'nın 2012 yılında önceliği enflasyondaki düşüşe verdiğini belirten Başçı, "Çünkü dış dengeyle ilgili alınan tedbirler etki göstermeye başladı. O etki aylar geçtikçe daha çok görülecek. O nedenle enflasyonun daha hızlı düşmesi olumlu karşılanır. Aktif bir politika ile değil de kendiliğinden olmasını" dedi. Kredilerdeki artışın artık kur etkisinden arındırılmış olarak konuşmaya başladıklarını söyleyen Başçı, döviz kurundaki tahminlere bakıldığında yukarı veya aşağı yönlü sapmaların olabileceğini, o zaman da kurdan arındırılmış olarak bakmakta fayda olduğunu söyledi.

-"MERKEZ, TOPLUM '1 DOLAR 2,5 TL OLUR MU' DİYE KONUŞTUĞUNDA HAREKETE GEÇTİ"-

Başçı, enflasyonda yüzde 6,5 hedefinde doğalgaz, elektrik zamları öngörülüp görülmediğine ilişkin bir soru üzerine, otomatik fiyatlama mekanizmalarının çalışacağını her zaman varsaydıklarını, dolayısıyla o varsayımın içinde bu durumun da olduğunu ve petrol fiyatları bağlantısını oradan kurduklarını belirterek, "Zımmi olarak orada döviz kurlarıyla ilgili bizim tahminimiz var. O da işin içinde. Bu tahmini şimdiye kadar paylaşmayı çok tahmin etmedik. Fakat otomatik fiyatlama mekanizmalarını çalışacağını söyleyebiliriz" şeklinde yanıtladı. Başçı, Merkez Bankası'nın istisnai durumlarda konuşması gerektiğini belirterek, "Biz,'1 dolar 1 TL olur mu' ya da '1 dolar 2.5 TL olur mu' diye toplum tarafından konuşulan dönemlerde harekete geçtik" dedi.

-"GIDA FİYATLARINDAKİ ARTIŞ DIŞSAL"-

Başçı, soğuk hava şartları nedeniyle yeni enflasyon patikasının gıda fiyatlarında dalgalanmaları da içerip içermediğine ilişkin olarak, soğuk hava şartlarının her zaman dışsal bir faktör olduğunu, ulaştırma şartlarındaki zorlukların ürün bazında farklı etkileri olabileceğini, dışsal olan bu faktörlere beklentileri bozmadığı sürece çok fazla tepki vermeye gerek olmadığını söyledi. Başçı, uluslararası gıda fiyatlarına da bakıldığında, burada enteresan gelişmeler olabileceğini ve küresel gıda fiyatlarının çok kötü gitmediğini belirtti.

-"DAVOS'TA HERKES ALMANYA GİBİ KONUŞUYOR, MALİ DİSİPLİNDEN BAHSEDİYORLAR"-

Bir soru üzerine Yunanistan'ın çözüme yakın gibi göründüğünü, ancak izlemek gerektiğini ve orada en büyük eksikliğin "collective action clause" maddesinin Yunanistan tahvillerinden olmamasından kaynaklandığını belirtti. Başçı, bu durumu şöyle açıkladı:

"Burada alacaklının bir kısmı ile anlaşsanız bile, küçük kısmı 'hayır ben paramın tamamını geri istiyorum' diyebilir. Böyle bir zorluk var. Orada bir konsensüs sağlamakta biraz zorlanıyorlar. Bu noktadan sonra Yunanistan, çok fazla tek başına Türkiye'yi etkilemez. İtalya ve İspanya, Portekiz, İrlanda'nın izlenmesinde yarar var."

Davos'taki izlenimlerini de paylaşan Başçı, burada da yeni değişen hükümetlerin yaklaşık her birinin Almanya gibi konuştuğuna işaret ederek, "Mali disiplinin öneminden bahsediyorlar" dedi.

-"KREDİ ARTIŞ HIZI CARİ AÇIKTA RİSK OLUŞTURMUYOR"-

Cari açığın eskiden beri aşırı hızlı borçlanma sorunu olduğunu ve yapısal sorunların da bulunduğuna işaret eden Başçı, kredilerin bugünkü artış hızına bakıldığında, cari açıkla ilgili çok fazla riskin yakın zamanda ön plana çıkabileceğini tahmin etmediklerini söyledi. Başçı, mevduat artışı ile daha uyumlu kredi artışının, dış dengeyle ilgili pek çok soruyu da bertaraf edeceğine işaret ederek, "Onu nerede göreceğiz? İthalat gelişmelerinden izleyeceğiz. İthalat gelişmeleri şu an son derece makul. Harcama yapacaksanız önce paranızın olması lazım. Bu parayı da borçlanarak buluyorsunuz, döviz kurları da elbette etkili. Fakta o ikinci planda kalan faktör diye yaklaşıyoruz. Ancak buradan şu sonuç çıkartılmasın: Türk Lirası, tekrar finansal istikrara tehdit edecek kadar değer kazanırsa o zaman da ona karşı alabileceğimiz tedbirler var. Esnek para politikası yaklaşımı, o tür bir esnekliğe de sahip. Fakat şu anda çok yakın bir risk olarak görmüyoruz, gördüğümüz zaman söyler bunu kamuoyu ile paylaşırız" dedi.

-"8 GÜN FONLAMA YAPTIK"-

Döviz satımlarıyla ilgili olarak Başçı, TL'ye değer kazandıracak bir döviz müdahalesi yapılmasının düşünüldüğünde, bunun sterilize edilmemiş bir müdahale olması gerektiğini, müdahale ederken sistemin fonlama ihtiyacının bir yandan artacağını, kısa vadeli faizlerde yukarı yönlü bir baskı oluşacağını söyledi. Buna izin vermek açısından da etkili bir müdahale yapılmak isteniyorsa yüzde 5,75'ten fonlama yapmamak gerektiğini dile getiren Başçı, "Bu açıdan değerlendirildiğinde, ek parasal sıkılaştırmanın güçlü, etkili ve geçici olması gerekiyor. Merkez Bankası, 'neden durup dururken ek parasal sıkılaştırma yapsın?' Eğer, fiyat istikrarıyla ilgili bir kaygısı varsa, döviz kuru hareketlerinden fiyat istikrarına bir kaygısı varsa, o zaman bunu yapar" dedi. Merkez Bankası'nın döviz kurundaki aşırı dalgalanma dolayısıyla kura müdahalesinin 8 gün sürdüğüne işaret eden Başçı, "Bizim yaptığımız ek parasal sıkılaştırmada 8 gün boyunca piyasaya fonlama yapmadık. Yüzde 5,75'ten daha yukarı bir yerde faizler oluştu. Bu borçlanıp da TL üzerinde değer kaybı yönünde spekülasyonu da engeller. Etkili oldu mu? Evet, etkili oldu. Güçlü bir sıkılaştırma mıydı? Çok güçlü bir sıkılaştırmaydı gerçekten. Geçici miydi? Geçiciydi. Dolayısıyla bu amacına ulaştı. Gerekirse benzer dönemler ilerde tekrar yaşanabilir" dedi.

-"EK SIKILAŞTIRMAYA İHTİYAÇ GÖRMÜYORUZ"-

Bu durumun yeniden oluşması halinde sıkılaştırmanın 8 günden daha kısa ya da uzun sürebileceğini belirten Başçı, "Yeter ki sonuç alınsın. Burada amaç, fiyat istikranı garantiye almak. Şu anda biz fiyat istikrarı açısından herhangi bir risk görmüyoruz. Hatta öyle bir noktaya geldik ki düzenli döviz satım ihalelerine son verdik. 'Gerekirse gün içi aracını kullanabiliriz' şeklinde de açıklama yaptık. O açıdan son derece rahatız. Şeffaflık açısından mevcut koşullarda ek parasal sıkılaştırmaya şu anda bir ihtiyaç görmüyoruz" açıklamasında bulundu.

-"KREDİLER YAVAŞLADI"-

Krediler tarafında da zaman zaman ek parasal sıkıştırmanın gerekebileceğini söyleyen Başçı, "Krediler tarafında da bir ihtiyaç görmüyoruz. Şu anda kredilerin büyüme hızı oldukça yavaşladı. Kredilerdeki son 12 aylık büyümeye değil, eğilime baktık. Eğilim olarak enflasyon rakamında son 14 haftanın ortalaması kullanıldı. Orada da yüzde 10-15'ler arasında bir yerlerde seyrediyor. Oralardaki gelişme daha da olumlu. Kredi büyümesi son derece yavaşlamış durumda. O açıdan da ek parasal sıkılaştırmaya ihtiyaç görülmüyor. Görülürse bunu o amaçla da yapabiliriz" dedi. Kredilerdeki büyümeyi frenlemek açısından, zaman zaman fasılalarla ek parasal sıkılaştırmalar gözlemlenebileceğini dile getiren Başçı, "İhtiyaç olmazsa elbette yapmayız" ifadelerini kullandı.

-"UZUN VADELİ TAHVİLLERİ KURUMSAL YATIRIMCILAR TUTMALI"-

Finansal istikrarın korunması ve tasarruf açısından, TL tahvil piyasasının da geliştirilmesi gerektiğini söyleyen Başçı, TL tahvil piyasasının zenginleşmesinin, sadece özel sektör tarafından ihraç edilen tahvillerle ve daha derin hal almasıyla ilgili olmadığına işaret ederek, "Burada vadelerin uzaması çok önemli" dedi. Türk bankacılık sektörünün TL cinsinden tahvil ihraç etmeye başladığına işaret eden Başçı, şunları söyledi:

"Şimdi biz orada da 3 yıldan daha uzun vadelilerde ilave bir teşvik verdik. Zorunlu karşılık oranlarını daha düşük tutuyoruz üç yıldan daha uzun vadeli olanlarda. Özel sektör şirketleri de başlayabilirler. Eğer belli bir noktaya gelirse fiyat istikrarı da belli bir noktaya gelir. Hazinenin borçlanma faizleri düşük seviyelerde kalır. Hazinenin borçlanma ihtiyacı azalmaya devam eder. Özel sektör, hemen değil belki ileride ancak, bundan 5 yıl sonra proje kredilerini TL cinsinden alabilir hale gelebilirse, uzun vadeli proje kredilerini TL olarak almaya başlarsa, o zaman ister doğrudan borçlanarak olsun, ister tahvil piyasasında, ister bankalar aracılığı ile borçlanarak olsun bu çok sağlıklı bir gelişme olacak."

-"TASARRUF ARTIRICI EN ÖNEMLİ REFORM EMEKLİLİK YAŞININ 65'E ÇIKARTILMASI"-

Başçı, bu sayede geliri TL olan projeleri için TL finansmanın da sağlanmış olabileceğine işaret ederek, bu durumun gerçekleşmesi için uzun vadeli tahvilleri kimin tutacağı sorusunun da sorulması gerektiğini belirterek, "Türkiye'deki yatırımcıların yatırım ufku çık kısa. Bu 3 yıl, 5 yıl, 10 yıl vadeli tahvilleri kim tutacak? Bunları kurumsal yatırımcıların tutması gerekiyor" önerisinde bulundu. Kurumsal yatırımcıların emeklilik ve sigorta şirketleri olduğunu söyleyen Başçı, her iki pazarın da küçük olduğunun da altını çizdi. Türkiye'de tasarrufu artırıcı bir etki olarak alınan en önemli kararın emeklilik yaşının 65'e çıkartılması olduğunu savunan Başçı, "Bir ülkede 42 yaşında emekli olabiliyorsanız, devlet bana nasılsa bakacak benim tasarruf etmeme gerek yok diyorsanız tasarruf etmiyorsunuz. Bu da kademeli bir şekilde etkisini gösterecektir. İş gücüne yeni katılan birisi 65 yaşında emekli olacak" dedi.

-"DÖVİZ KURU DA ENFLASYON HEDEFİNDE KATKI SAĞLAYACAK"-

Başçı, döviz kurlarının daha hızlı şekilde enflasyonu etkileyen bir unsur olduğunu, talep unsurlarının biraz daha gecikmeli olarak enflasyonu etkilediğini, ancak döviz kurlarının daha hızlı şekilde yakın dönem enflasyonuna etki ettiğini belirterek, "O anlamda da enflasyonu düşürücü yönde katkı gelebilir. Çünkü şu ana kadar gelişmeler olumlu. Yıl sonuna kadar Türk lirasında önemli değer kazancı gözlendi. Onun katkısı olacak. Bu ay olmazsa gelecek aydan itibaren bunun kademeli şekilde faydasını enflasyon üzerinde göreceğiz" dedi.

-"FAİZLE İLGİLİ HEDEF ORAN VEREMİYORUZ"-

Başçı, faizlerle ilgili hedef oranlarının sorulması üzerine, "Bizim politikamız, bir hedef oran zikretmektense, bir hareket alanı vermek şeklinde. Fonlamayı normal dönemde yüzde 5,75'den yapıyoruz, fakat bankalar arası piyasada fona ihtiyacı olan bankaların biraz daha yüksek faize muhatap oluyorlar. Fakat, ne kadar yüksek faize muhatap olacakları konusunda bir hedef vermiyoruz. Burada geniş bir hareket alanı var. Bu çok düşük de olabilir. Fonlamayı fazla artırırsak yüzde 5,75'e kadar düşebilir, fonlamayı bir miktar artırırsak yüzde 11'e kadar çıkma şansı olabilir. Oradaki esneklikten memnunuz" yanıtını verdi. Para Politikası Kurulu'nun (PPK) fonlama miktarıyla ilgili aralık verdiğini hatırlatan Başçı, kurulun, haftalık vadeli fonlamada 3 ile 7 milyar TL arasında bir fonlama yapılacağına dair bir aylık süre için bilgi verdiğini, şu anda daha ziyade üst sınırına yakın devam ettiklerini, buna karşın bankalar arası piyasadaki faizin yüzde 5.75'in üzerinde oluştuğuna işaret ederek, "Bu da bizim sıkı olduğumuzu gösteriyor" dedi.(ANKA/SON)

(HMD/ÖMR) - İstanbul

6/10 (12 kişi)
En Uygun Konut Kredisine Başvurmak Artık Çok Kolay. 15 Bankanın En İyi Şartları için Tıklayın!
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12