Mazlum-Der'den Füze Kalkanına Tepki

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Mazlum-Der Kayseri Şube Başkanı Dr. Atalay Şahin, "NATO'yu ve füze kalkanını istemiyoruz" dedi.

Mazlum-Der Kayseri Şube Başkanı Dr. Atalay Şahin, düzenlediği basın toplantısında, NATO'nun kuruluş amaçları arasında Ortadoğu bölgesi olmadığı halde Dışişleri Bakanlığı sözcülerinin (Bu sistem NATO alanının savunulmasına yöneliktir) açıklamasının inandırıcı olmadığını söyledi.

Atalay Şahin, "Komşu vilayet Malatya'ya kurulacak füze kalkanı, emperyal devletlerin İslam coğrafyasını kuşatma, kontrol altında tutma ve gözetleme operasyonunun bir parçasıdır. Bu anlamda Türkiye'ye NATO çatısı altında taşeronluk yaptırılmak istenmektedir. Korunması hedeflenen ülke İsrail'den başkası değildir. Soğuk savaşın sona ermesiyle NATO, yeni düşman tanımlamasında birinci sıraya İslam'ı koydu. NATO yeni misyonu ile güya Müslüman halkların emperyalizmin ve yerli despotların baskılarından kurtulmasına askeri olarak destek olmak istiyor" dedi.

Kur'an kurslarında yaş sınırlamasının kaldırılmasını büyük memnuniyetle karşıladıklarını ifade eden Şahin, şunları kaydetti:

"28 Şubat 1997 post-modern darbe döneminde çıkarılan bir yasa ile uygulamaya konulup bu güne kadar yürürlükte kalan ve Müslüman topluma büyük üzüntü veren Kur'an-ı Kerim öğretimindeki tahditlerden sadece yaş sınırlaması 17 Eylül 2011 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren KHK ile kaldırıldı. Mazlum-der olarak 2009 yılından beri peşini bırakmadığımız bu konuda hükümeti milletin iradesine saygı duyarak aldığı ve taleplerimizi kısmen karşılayan bu karardan dolayı takdir ediyoruz. Kamu çalışanlarına uygulanan kıyafet yasağının kaldırılması, okullarda ve kamuda ibadet yapma yeri mağduriyetlerinin giderilmesi için düzenlemeler yapmasını bekliyoruz."

İstanbul Zeytinburnu'nda sokak ortasında yapılan bir saldırı ile Berkzah Musayef, Rustam Altemirof ve Zavrbek Amriev adlı Çeçen sığınmacıların öldürülmelerine de değinen Şahin, "Daha önce de 2008 Eylül ayında yine İstanbul'da 3 Çeçen sığınmacı, Haziran 2009'da da bir Çeçen sığınmacı İstanbul'da öldürüldü ve bugüne kadar katil ve katiller hakkında hiçbir ipucu elde edilmedi. Ülkemize sığınmacı olan bir avuç Çeçen'i korumakta aciz kaldık." dedi.

Şahin, 16 Eylül günü Pınarbaşı ilçesi yakınlarında, Van'dan İstanbul'a mahkum taşıyan bir cezaevi nakil aracının hareket halindeyken alev alarak yandığını ve araçta bulunan 5 mahkumun can verdiğini de anımsatarak, bunun sorumluluğunun devlete ait olduğunu bildirdi.

Türkiye'de yaşayan tüm insanlar gibi cezaevlerinde tutuklu bulunan zanlı ve mahkumların can güvenliğinin de sorumlusunun devlet olduğunu ifade eden Şahin, "Onların can güvenliği ve hayatlarına gelebilecek her zararı bertaraf etmek için her türlü tedbiri neye mal olursa olsun almak, devletin görev ve sorumluluğundadır. Bu zulüm araçlarının kullanılmasına son verilerek insan onuruna uygun yöntemler geliştirilmesi, cezaevlerindeki nakil işlemlerinin bir an önce günün şartlarına uygun, ergonomik ve güvenli hale getirilmesi, nakil sırasında meydana gelen olumsuzlukların ortadan kaldırılması için ilgili ve yetkilileri göreve davet ediyoruz" dedi.

- KAYSERİ

Kaynak: AA