Koray Aydın'ın Yüce Divan'da Yargılanması...(2)

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Bayındırlık ve İskan Eski Bakanı Koray Aydın, Yüce Divan'da Yargılanmasına Yol Açan Sürecin Bir Dönem Koalisyon Ortağı Oldukları Anap Tarafından Başlatıldığını İleri Sürerek, "Bir Hesaplaşma Olmaması Mümkün mü? Hele Söz Konusu Parti Zeminini Kaybetmiş Bu İşlerde Tecrübeli Anap Olunca, Bunun Olmaması Mümkün Değildir. Bahçeli de Bütün Bu İşlerin Arkasında Anap'ın Olduğunu Biliyordu" Dedi.

Bayındırlık ve İskan eski Bakanı Koray Aydın, Yüce Divan'da yargılanmasına yol açan sürecin bir dönem koalisyon ortağı oldukları ANAP tarafından başlatıldığını ileri sürerek, "Bir hesaplaşma olmaması mümkün mü? Hele söz konusu parti zeminini kaybetmiş bu işlerde tecrübeli ANAP olunca, bunun olmaması mümkün değildir. Bahçeli de bütün bu işlerin arkasında ANAP'ın olduğunu biliyordu" dedi.

Bayındırlık ve İskan eski Bakanı Koray Aydın'ın Yüce Divan'da yargılanmasına bugün devam edildi. Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Haşim Kılıç'ın başkanlık ettiği duruşmada avukatı Bülent Hayri Acar'dan sonra Koray Aydın da, Yargıtay Cumhuriyet eski Başsavcısı Nuri Ok'un hazırladığı iddianamedeki suçlamaları cevapladı. Hakkındaki bütün iddiaları komplo ve iftira olarak nitelendiren Aydın, "Ülke ülke gezip konferanslar verip, şiltler alacak yerde kendi ülkemde Yüce Divan'da yargılanıyorum. Ve en önemlisi

sevdalı olduğu milletinin gözünde yoksullukla suçlanıp, küçük düşürülmeye çalışılıyorum. Böyle bir siyasi anlayışın gözü kör olsun" ifadesini kullandı.

Kendisinin bir dönem bakan ve MHP'de ikinci adam olduğunu hatırlatan Aydın, bakanlık görevindeki performansı nedeniyle herkesin kendisini 'siyasetin parlayan yıldızı' olarak gördüğünü kaydetti. Siyasi hesaplaşmalar sonucu başlatılan kampanyada kendisinin hedef seçildiğini savunan Aydın, bir dönem koalisyon ortağı oldukları ANAP'a ağır eleştirilerde bulundu. ANAP'lı Rüştü Kazım Yücelen'in İçişleri Bakanlığı döneminde kendisinin danışmanı Sadrettin Dinçer'e işkenceler yapıldığını belirten Aydın, şunları

söyledi:

"Başta Sadrettin Dinçer olmak üzere çok sayıda kişiyi ezmişlerdir. Hem de silindir gibi ezmişlerdir. Şimdi düşünelim. Ben Bayındırlık Bakanıyım. Partim iktidar ortağı. Ben partinin ikinci adamı konumundayım. Nasıl olur da, İçişleri Bakanlığı Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Organize Suçlar Şube Müdürlüğü bir bakanın danışmanına böyle ağır işkence yapacaklar. Bunun arkasında güçlü bir yer olmadan bu mümkün mü? Buna cesaret edebilirler mi? Asla edemezler. Ama işin arkasında hükümet ortağımız ve onun

İçişleri Bakanlığı olursa, işte o zaman bunu rahatlıkla yaparlar. Eriyip giden bir ANAP. Onun sıfırı tüketmiş bir genel başkanı. Zemin MHP'ye kaymış. Ortalık toz duman. Bizden önceki dönemde, 20. yasama yılında ANAP-DYP ve RP iktidarları döneminde açılmış olan soruşturma komisyonlarında iktidar ortağı olmasına rağmen ANAP, onun genel başkanı ve bakanlarıyla ilgili oylamalarda tavır almış, grubunu serbest bırakmış, ilkeli davranmış bir MHP. MHP'nin bu tavrı yüzünden ANAP, DYP ve FP birbirlerine

karşılıklı oy vererek aklama yapıyorlar. Bu durum içerisinde, bunlara bulaşmamış ve toplumun takdirini kazanmış bir çizgide duran MHP. O dönemdeki anketlerde yüzde 28-30'lara dayanmış bir MHP. Bir hesaplaşma olmaması mümkün mü? Hele söz konusu parti zeminini kaybetmiş bu işlerde tecrübeli ANAP olunca, bunun olmaması mümkün değildir. Dikkat edin, ifadelere kendileri tarafından konan sözler 'yardımcı olun', 'değerlendirin' ifadeleridir. Böyle suya sabuna dokunmayan sözler. Bir hukuki sonuç çıkarmayacak

sözler. Hukuki sonuç çıkmasın diye, ifadeleri öyle zincirleme birbirine bağlamamışlar. Biri söylemiş. Söylediğim dediği alttaki kişinin ifadesinde böyle bir şey yok. İsteseler bu zinciri kuramazlar mı? Kurarlar. Ama o zaman ortalık ayağa kalkar. MHP ayağa kalkar. Belki de hükümet bozulur, belki de değil, kesin bozulur. O hassas dengeyi, iyi ayarlamışlar. İsteselerdi o ifadelere daha uç sözler ekleyip, beni daha zor durumda bırakabilirlerdi. Ama daha ileriye götürseler bizim taraf tam ayağa kalkacak, bütün

dengeler bozulacak, onun için işi ayarında tutmak en iyisi dediler. O sırada medyada kıyamet kopuyor. İlk 5-6ı gün iş bakanlık üzerinde dönerken, sonra birden benim üzerime döndü. Yok 'iş yerlerinde müteahhitlere mal sattı', yok 'makamında iş bitirdi.' Bir sürü asılsız şeylerle kıyamet koparıyorlar. Baktım benim bu kadar yalana yetişmem mümkün değil, o zaman devlet bakanı bir arkadaşımı, medyanın önemli bir patronuyla görüştürdüm. Bakan arkadaşım bana dedi ki, 'Koray anladığım kadarıyla sen istifa edene

kadar bu kampanya devam edecek. Hareket parti hedef alınamadığı için direkt sana.' Bunun üzerine etmeden bir gün önce partimin genel başkanı sayın Devlet Bahçeli ile parti genel merkezinde bir araya geldik. Durumu kendisine anlattım. Zaten sürekli görüşüyorduk. Bütün bu işlerin arkasında ANAP'ın olduğunu kendisi de biliyordu. Hatırlayın o zaman, 'Bu işte siyasi bir hesaplaşma varsa bunun hesabını sorarım' diye demeç vermişti. Ben ise, 'Ben istifa etmeden bu iş durmayacak. Böyle giderse benim üzerimden

MHP'ye zarar verecekler. Ben bunu yapamam istifa edeceğim' dedim. Hem bakanlıktan hem milletvekilliğinden istifa ettim. İstifamdan sonra ne benimle, ne de Bayındırlık Bakanıyla ilgili hiçbir haber basında yer almadı. Yani istifa edince ortalık süt liman oldu. Ben istifa etmesem koalisyon bozulacaktı."

"KANUNLARA AYKIRI BİR İŞ YAPMADIM, YAPTIKLARIMIN ARKASINDAYIM"

Bakan olarak göreve başladıktan 3 ay sonra Marmara Depremi'nin olduğunu hatırlatan Aydın, afetin ilk gününden itibaren Türk milletinin ve Türk Devleti'nin beklediği her şeyi en ince ayrıntıları da dikkate alarak yerine getirdiklerini söyledi.

'Yüzyılın faciası' olarak nitelendirdiği deprem sonrası insanların acısını paylaştıklarını ve yaraları sardıklarını anlatan Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sorumluluk sahibi bir kişi olarak, o bölgenin önce enkazdan kurtulmasını, sonra da kış gelmeden prefabrik konutları yaparak barınmasını sağladık. Bunları yaparken hem hızlı hem de ekonomik olmasına dikkat ettik. Bir taraftan da kalıcı konutları projelendirerek, onların da en kısa zamanda yapılmasını sağladık. Yepyeni şehirler kurduk. Bütün bu işleri yapan müteahhitlere sorulabilir. Hepsi zararına, gerçekten ceplerinden finanse ederek bu işleri yapmışlardır. İstisna hepsi zarar etmiştir. Bu da felakete

duyarlı insanların ve bizlerin de gayreti, teşviki ve motivasyonu ile millete bir hizmetleri olmuştur. Bizim yetki sahibi olduğumuz o günlerde bu hizmetleri bütün dünya takdirle karşılamış ve gıpta etmiştir. Bu kadar kısa zamanda, bu kadar geniş bir bölgede ve bu kadar nüfus yoğunluğu olan alanda nasıl bir organizasyon yapılmıştır. Nasıl koordine edilip bu felaketin üstesinden gelinmiştir diye depremler ülkesi Japonya dahil birçok gelişmiş ülkeden araştırmacılar bölgeye gelmiş, incelemelerde bulunmuş,

onlarca doktora tez çalışması yapılmıştır. Bugün de Türkiye'ye gelen yabancı heyetler bölgeye getirilip gezdiriliyor ve bu işin üstesinden nasıl gelindiğini devletim ve milletim adına gururla anlatılıyor. Fakat ne hazin bir tablodur ki, bu felaket anında devletin yetki verdiği ve bu hizmetleri gerçekleştiren Bayındırlık Bakanı Koray Aydın, ülke ülke gezip konferanslar verip, şiltler alacak yerde kendi ülkesinde Yüce Divan'da yargılanıyor. Ve en önemlisi sevdalı olduğu milletinin gözünde yolsuzlukla

suçlanıp, küçük düşürülmeye çalışılıyor. Böyle bir siyasi anlayışın gözü kör olsun. Her seferinde yeniden heyecanlanıp, şevkle hizmete talip olanların yaşadığı serüven bu olmamalıdır. Bu durum devletin yetki verdiği insanların sorumluluktan kaçan, inisiyatif kullanamayan, hizmet üretemeyen, bananeci kadroların oluşmasına sebebiyet verir. Gerek bürokrasi, gerekse siyasi manada yetkili insanlar aktif, göreve talip olan hizmet üreten, risk alabilen insanlar olmalıdır ki ülke kalkınabilsin, sorunlar

çözülebilsin ve insanımız layık olduğu refah düzeyine erişebilsin. Yetki sahibi olduğum süre içerisinde sorumluluktan kaçmadım, millete hizmet etmeyi onurlu bir görev bildim ve bir ibadet vecdiyle yerine getirdim. Yetkilerimi asla şahsi menfaatlerime kullanmadım. Sayın savcının belirttiği ihalelerle ilgili iddia ettiği manada bir talimatım olmadı. Kanunlara aykırı hiçbir icraatın içinde de olmadım. Yaptıklarımızın arkasındayız. Bu kadirşinas millet inanıyorum ki her şeyin en iyisine, en güzeline

layıktır. Ben de milletimin takdirini ve duasını aldım. Devletimin adaletine güveniyor. Allah'ın izniyle bu millete daha çok hizmetler yapacağıma inanıyorum. Beraatimi talep ediyorum."

Koray Aydın'ın savunmasından sonra Yüce Divan Başkanı Haşim Kılıç, duruşmayı 20 Temmuz 2007 tarihine erteledi.

(YZE-CC-CC-Y)

Kaynak: İhlas Haber Ajansı