'Klasik Mali Daralma' Dersek Uzun Dönemde Iskalarız

Tüsiad Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, İçinden Geçilen Küresel Daralma Sürecine 'Klasik Bir Mali Daralma' Gibi Yaklaşılması Halinde, Önlemlerin Bu Bakış Açısıyla Alınması Durumunda 'Uzun Dönemli Gelişmelerin Iskalanacağı' Uyarısında Bulundu.
TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, içinden geçilen küresel daralma sürecine ’klasik bir mali daralma’ gibi yaklaşılması halinde, önlemlerin bu bakış açısıyla alınması durumunda ’uzun dönemli gelişmelerin ıskalanacağı’ uyarısında bulundu.
TUSİAD TOPLANTISI / FOTO GALERİ
TÜRK Sanayi ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, Bodrum’da gerçekleşen Yüksek İstişare Konseyi (YİK) toplantısında, Türkiye’nin orta vadeli uyum programına olan ihtiyaç duyduğunu vurgularken, içinde bulunulan sürece ilişkin de bir uyarıda da bulundu. En olumlu beklentiyle Türkiye’nin 2009 yılında yüzde 4 civarında küçülmesini beklediklerini söyleyen Yalçındağ, küresel daralma sürecine ’klasik bir mali daralma’ gibi değerlendirilmesinin hatalı olacağını savundu. Yalçındağ, alınacak önlemlerin bu dar çerçeveden yola çıkarak tespit edilmesi halinde uzun dönemli gelişmelerin ıskalanacağı uyarısında bulundu. Arzuhan Doğan Yalçındağ, konuşmasında şu mesajları verdi:
Büyümenin finansmanı
Dış talep yetersizliği ve bütçe açıklarının şekillendirdiği yapının 2010 yılı itibariyle, "büyümenin finansmanı nasıl karşılanacağı" sorusunu gündeme taşıyor. Uluslararası ölçütlerde kabul görmüş bir mali kuralı da içeren böyle bir uyum programının varlığının, uzun dönem büyümenin gerçek unsurlarına eğilme fırsat tanıyacaktır. Bu küresel rekabet ortamında Türkiye’nin elini güçlendirerek, yatırımcı güvenini artırır. Hızla şekillenen küresel ekonomi küresel ölçekte köklü bir değişikliğin habercisi. Dünya yeniden şekillenirken Türkiye’nin yeni bir vizyona, dile, toplumsal senteze ihtiyacı bulunuyor.
Takipçisi değil parçası
Neredeyse kırk yılı bulan tarihimizde pek çok kez geleceği tanımlayacak doğruları, ağır eleştirileri göğüsleyerek, yalnız da kalsak biz söyledik. Bugün de dünya yeniden şekillenirken Türkiye’nin yeni bir vizyona, dile, toplumsal senteze ihtiyacı olduğu kanısındayız. Sürecin takipçisi değil, parçası olması gereken bir Türkiye arzuluyoruz. İçinden geçtiğimiz küresel daralma sürecine, klasik bir mali daralma gibi yaklaşır ve alınacak önlemleri bu dar çerçeveden yola çıkarak tespit edersek, uzun dönemli gelişmeleri ıskalamış oluruz. Gelecek nesiller 2000’li yılları, uygulanan parasal ve mali tedbirler ile değil, yeni küresel mimarinin temellerinin atılmasıyla hatırlayacak.
Önce zihniyet devrimi
Türkiye’de, her şeyden önce bir zihniyet devrimi yaşanması gerekiyor. Korkulara esir olmadan, hak ve özgürlük alanlarını genişleterek ve hepsinden önemlisi birbirimizi dinleyerek konuştuğumuz, yeni bir başlangıç yapalım. Yeni bir sayfa açalım. Bu başlangıcın belgesi, toplumsal sözleşmemizin metni, yeni bir anayasadır. Türkiye’nin, ihtiyaç duyduğu anayasanın nitelikleri hakkında bugüne dek çok çalışma yapıldı.
Teşvikler yapısal tedbirlerin yerine geçmesin
BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı destek programının zamanlamasının, içeriğinin ve ilgili kesimlerle paylaşılarak hazırlanmasının gerçekten yapısı bir girişim olduğunu belirten Arzuhan Doğan Yalçındağ, yine de şu uyarı da bulundu: "Kalıcı teşvikler, son tahlilde rekabet ortamına da kalıcı hasar verebilir. Her türlü destek programından nasıl ve hangi koşullarda çıkılacağı konusu, ekonomik aktörler açısından önemlidir. G8 Zirvesinin de, işaret ettiği önemli tespitlerden biri budur. Teşvik uygulamaları, yapısal tedbirlerin yerini almamalı, uzun dönem büyümenin unsurları gibi değerlendir-memeli."












