Kılıç: Mahkemeyi Yönlendirme Girişimleri Üzüntüyle Takip Edilmekte
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, 'Anayasa Mahkemesi'ne İntikal Etmiş Davalarla İlgili Olarak, Gerek Ulusal Gerekse Uluslararası Çevrelerce Mahkemeyi Yönlendirme, Etkileme ve Baskı Altında Tutma Girişimlerinin Büyük Bir Üzüntüyle Takip Edildiğini' Söyledi.
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, ''Anayasa Mahkemesi'ne intikal etmiş davalarla ilgili olarak, gerek ulusal gerekse uluslararası çevrelerce mahkemeyi yönlendirme, etkileme ve baskı altında tutma girişimlerinin büyük bir üzüntüyle takip edildiğini'' söyledi.
Anayasa Mahkemesi'nin 46. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen törenin açılışında konuşan Kılıç, Türk toplumunun demokrasiyi tüm siyasal eylemleriyle birlikte yaşadığını, sosyal barışın vazgeçilmezinin laiklik olduğunu gördüğünü söyledi.
Kılıç, şöyle konuştu:
''Mahkeme kararları elbette tartışılabilir ve eleştirilebilir. Yargı kararlarının eleştirilmediği yerde yargının kendisini yenilemesi ve geliştirmesi mümkün değildir. Ancak yargı kararlarının eleştirilebilmesi onların bağlayıcılığını ortadan kaldırmamaktadır. Anayasal devletin temel niteliklerinden biri olan kuvvetler ayrılığının amacı, iktidarın tek elde toplanması sonucu temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilmesini engellemektir. Bu nedenle kuvvetler ayrılığı ilkesi devlet egemenliğinin üç unsuru olan yasama, yürütme ve yargının farklı organlara verilmesini zorunlu kılmaktadır.''
''Yargı belirli bir dereceye kadar değil mutlak anlamda tarafsız olmak zorundadır'' diyen Kılıç, belirli bir noktadan sonra tarafsızlığını yitiren yargıcın, o noktadan itibaren artık yargıç olmayacağını ifade etti.
Mahkemelerin adalet dağıtan kurumlar, adaletin ise toplum ve devlet hayatının en temel değeri olduğunu söyleyen Kılıç, şunları kaydetti:
''Yargı kararlarının eleştirilmesi hakarete ve güven zedelemeye dönüştüğünde kurumsal ve toplumsal barışın bozulması kaçınılmazdır.
Mahkeme üyelerinin verdikleri oylar gözetilerek görsel ve yazılı basında hangi cumhurbaşkanının kimi seçtiği ve nasıl oy kullandıkları biçimindeki kategorik değerlendirmeler, yargıçların kendilerini koruma içgüdülerini harekete geçirerek vicdani kanaatlerini saptırmaya yönelik ağır bir saldırı niteliğindedir.
Mahkeme üyelerinin görüntülerinin her dakika televizyon ekranlarından gösterilmesi, haber ya da açık oturumlarda isim verilerek hedef haline getirilmesi yaşanmış elim olaylardan ders çıkarmayanları sorumluluktan kurtaramayacaktır.''






