'ÜÇ MAYMUN' FİLMİNDEKİ ROLÜYLE 61. CANNES FİLM FESTİVALİ'NDE İLGİ ODAĞI OLAN 47 YAŞINDAKİ HATİCE ASLAN, 'DURMAK EN BÜYÜK EYLEMDİR' DEDİ VE EKLEDİ: BEN NİYE KEŞFEDİLMİYORUM STRESİNE HİÇ GİRMEDİM. HER ŞEYİN ZAMANI VAR!..
Ankara, İzmir ve İstanbul Devlet Tiyatroları'nda 23 yıllık oyunculuk kariyerinin ardından, 61. Cannes Film Festivali'nde Nuri Bilge Ceylan'ın 'Üç Maymun' filmindeki rolüyle büyük sükse yapan Hatice Aslan, 'İşimle ilgili geç kalmışlık duygusu yaşamadım' dedi. 'Üç Maymun'a dek hiç sinema filminde rol almayan Hatice Aslan, 47 yaşında gazetelerin birinci sayfasına çıkmasını da 'Medyatik olmak bu zamana denk geldi demek ki' diye yorumladı. Şimdilerde 'Düğün Şarkıcısı' adlı TV dizisiyle ekrana gelen Hatice Aslan, oyunculuk kariyerini ve hayata dair görüşlerini Günaydın'a anlattı.
23 yıllık tiyatro ve televizyon oyunculuğu geçmişiniz varken yıllar sonra bir filmle gazetelerin birinci sayfasında şöhreti yaşamak size ne hissettirdi?
Uluslararası bir festivaldeki başarı olduğu için bu kadar ses getirdi. Güzel bir tablo bu. Nuri Bilge Ceylan yurtdışında artık kabul edilmiş bir isim. Bizim için de onun ismi senaryoyu okumayı gerektirmeyen bir etken. Benim yaptığım hiçbir işte çok büyük beklentilerim olmadı. Eleştiriler de hoşuma gidiyor.
Kırmızı halıda arkadaşlarınızdan ayrı poz vermeniz 'rol çalma' eleştirilerine maruz kalmıştı...
O eleştiriyi dikkate almak, o tarz şeylere dikkat etmek gerek. Filmin tek kadın oyuncusu olarak verilen saniyelik kareler aslında... Şu da var; kırmızı halıda nasıl rol çalınır ki? Rol oynarken çalınır.
Sizin 'öne çıkma' niyetiniz olsa 23 yıl bekler miydiniz? Daha önce medyatik olmaz mıydınız?
Medyatik olmak bu zamana denk geldi, kendiliğinden oluşan bir şeydi. Cannes olayı kendiliğinden gelişti. Ben oluşturmadım. Daha önce de medyada yer alabilirdim ama şimdi oldu. Şimdi bu malzeme yenecek sonra yenisi başlayacak. İyi ya da kötü, hayatın getirdikleriyle ilgili direnmek boşunadır.
Sizin birinci sayfalarda yer almanızı aileniz nasıl karşıladı?
Benim babam zaten şu an Malatya'nın bir köyünde yaşıyor. Emekli olduktan sonra Ankara'dan köye gitti. Annem bir yıldır benim yanımda yaşıyor. İkisi de 84 yaşında. O haberleri evlerinde takip ettiler. Çok gurur duymuşlar. Babam arayıp söylemişti...
Ankara'dan İstanbul'a taşınmaya nasıl karar verdiniz? Gelmeseydiniz 'Üç Maymun'da yine olur muydunuz?
İstanbul'u hep istiyordum. Oğlumun okulu gelmeme vesile oldu. Ankara'da kalsaydım tercih edilir miydim konusuna gelince; bence şans insana her yerde gelebilir. Hiçbir şey rastlantı değildir.
Bu kadere inanmak mı?
Kader demeyelim de kendini su gibi rahat bırakmak diyelim. Kader deyip kenara çekilmekten bahsetmiyorum. Tabii ki en iyisi için çalışacaksınız...
Geç kalmışlık duygusu yok mu hiç?
Şu anda doğru zamanda doğru filmdeyim. Geç kalmışlık duygusu hiç yok. Hiç öyle duygular yaşamıyorum.
23 yılık oyuncusunuz ve 'Üç Maymun' sizin ilk filminiz. Daha önce bir filmde oynamayı hiç istemediniz mi?
Çok istedim tabii ki. Müzikallerde de, filmlerde de oynamak istedim. Ama denk düşmüyor her şey. Ben hiç boş durmadım ki. Yazın bile vaktim olmuyordu. 'Eyvah ben boş kaldım' gibi beklenti durumuna geçecek vaktim yoktu. Bir yandan oğlum Ekin'i büyüttüm. 'Ben niye keşfedilmiyorum' sıkıntısına girmedim.
Film de tam zamanında geldi...
Bazı şeyler zamanı gelince olur. Uğraşmaya, hırs yapmaya gerek yok. Bırak su gibi ak, insanlara güven... Sadece durmak yeter! Çünkü durmak en büyük eylemdir. Hırslı insanlar 'kendi işimi kurtaracağım' derken, başkalarının canını yakıyorlar. Benim için önce insan gelir. Para, hırs, kariyer, ün sonra gelir.
'Üç Maymun'dan sonra herkes sizden daha bomba sinema projeleri içinde olmanızı bekliyor...
Cannes'dan çok daha önce yapılmış anlaşmalarım var. Bir tane sinema filmi çekeceğim bu yaz. Çok sağlam bir proje. Yabancı genç bir yönetmen yönetecek. Onun dışında 'Düğün Şarkıcısı'na başladım. Zaten bu dizinin çekimlerine Cannes'dan gidip, geldim.
Komedi oynarken bile hüzünlü baktığınız söyleniyor. Bu nerden geliyor?
Hüzünlü mü bilmiyorum... Yaşın getirdiği bir derinlik de olabilir. 47 yaşındayım ve boş bakmadığımı biliyorum. Ben gerçekten okuduğu haberlerden etkilenen bir insanım. Kesilen bir ağaca ağlayan biriyim. Bu duyarlılıkla ilgili. Çevremizde bu kadar şeyler olurken bunlar doğal olarak ifademize yansıyor tabii.
'Üç Maymun'daki bir tecavüz sahnesinden söz ediliyor, bu sahnenin çekimi sizi zorladı mı?
Tecavüz sahnesi diye bir sahne yok. Bir yanlış anlama var ortada. Lütfen bunu belirtelim, açıklığa kavuşsun. Orada karıyla koca arasında bir şiddet var. Eyüp Hacer'i pataklıyor ve gidiyor. Şiddet uygulanıyor. Kadın her seferinde dayak yiyor.
Cannes dönüşünde sizi kırmızı halıyla karşılamışlar!
'Düğün Şarkıcısı'nın Kocamustafapaşa'daki setine gittiğimde, kırmızı halıyla karşıladılar gerçekten. Kocaman kartonlara 'Sen bizim starımızsın', 'Kalbimizin starısın' yazmışlar. Palmiye bulamamışlar ama kenara çam ağaçları koymuşlar. Pasta keserek kutladılar.
İki kere evlenmişsiniz, üçüncü evlilik yakın mı?
O kadar kolay değil. Ben kalabalık bir ailede büyüdüm. 19 yaşında evlendim. Sonra boşanıp, tekrar evlendim. 20 yıl boyunca zaten hep evliydim. Şimdi de oğlum, annem ve ben üç kuşak birlikte yaşıyoruz.
Hayatınızda biri olsun diye büyük bir arayış içinde değilsiniz yani?
Olsa iyi olur ama artık insanların kafası karışık. Kimse ne istediğini bilmiyor. İlişkiler de farklılaştı, evlilikler de. 19 yaşında yaptığım evlilik gibi değil şimdi evlilikler. Biz karton kutular içinde ev kurduk. Hakkı (ilk eşi), her gün bit pazarından eşya taşırdı. Biz böyle mutlu mesut yaşıyorduk. Evcilik oynuyorduk. Şimdi öyle değil ki!
Sizi nasıl biri heyecanlandırır?
Ne istediğini net bilen biri olmalı. Bir de, erkeğin kadının peşinde koştuğu bir aşk olmalı. Kadın, erkeğin peşinde koşmamalı. Adetlerimizi bozmayalım. Kadın koşarsa, erkeğin hiçbir isteği kalmaz ki! Erkek avcıdır, kadın avcı olmamalı!
Size konservatuvarda 'Güzel Hatice' derlermiş. Peşinden koşulma fikri o zamandan mı oluştu?
Ben hiç baskıcı bir ailede büyümedim. Annenin babanı evlatlarına güvendiği bir ailede büyüdüm. 'Sivas'tan geldim, asla bir erkeğe dokunmam' gibi bir durum söz konusu değildi. İlk beraberliğim ilk kocamdır. 19 yaşında Hakkı'ya aşık oldum ve evlendik. Ardından Ekin doğdu. O açıdan ben kendimi şanslı sayıyorum.
Sabah