Japon Sanat Algısını Anadolu Kültürüyle Bütünleştirdi

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Ayşe Yıldız - Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr.İrfan Hıdıroğlu tarafından çekilen uzun metrajlı filmle, Japon sanat algısı Anadolu kültürüyle bütünleştirildi.

Ayşe Yıldız - Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. İrfan Hıdıroğlu tarafından çekilen uzun metrajlı filmle, Japon sanat algısı Anadolu kültürüyle bütünleştirildi.

Radyo Sinema ve Televizyon Bölümü Öğretim Üyesi Hıdıroğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, uzun süredir Japonların sanat ve kültürel özellikleri üzerine araştırma yaptığı belirterek, kendisinin yazıp, yönettiği "Büyük Usta" adlı uzun metrajlı bir film çekerek, Japon sanat algısını Anadolu kültürüyle birleştirdiğini söyledi.

İletişim Fakültesi öğretim üyeleri ve öğrencileriyle birlikte başarılı bir film çektiklerini ifade eden Hıdıroğlu, "Ödenek almadan kendi imkanlarımızla bir film yapmaya başladık. 'Filmden sonra ödenek buluruz' diye düşündük ama maalesef ödenek de bulamadık. Çekimleri Trabzon'da, Sürmene'de, Erzurum ve ilçelerinde çektik. Anadolu'nun doğal güzelliklerini en uzun gösteren bir çalışma yaptık" dedi.

Filmde bir insanın ustalaşma öyküsünü anlatmaya çalıştıklarını vurgulayan Hıdıroğlu, filmde kasıtlı olarak zaman vermediklerini çünkü insan öyküsünün belli bir zamanının olmadığını ifade etti.

İnsanın çelişkileriyle birlikte yaşadığını anımsatan Hıdıroğlu, şunları kaydetti:

"Bu anlamda, filmde Japon şiirlerini ve atasözlerini, sanat algısını kullandık. Çelişkili durumları insanın aşmasını anlatmaya çalıştık. Tamamen Doğu'ya ait bir insan öyküsü, Uzakdoğu motiflerini Anadolu kültürüyle birleştirdik, film müziklerini de Filistin'den tamamlayarak tamamen bir doğu kültürünü anlattık. Müzikleri Le Trio Joubran kardeşler yaptı. Film, hoca-öğrenci iş birliğiyle ortaya çıktı. Filmimiz, birçok anlamda ilkleri barındırıyor. Filmin süresi 110 dakika. Türkiye'deki üniversitelerde yapılmış olan ilk uzun metrajlı film özelliğini de taşıyor."

-"Mikrofonumuz vardı ama bu mikrofonu tutacak elemanımız yoktu"-

Kostümlere varana kadar bütün hazırlıkları kendi imkanlarıyla yaptıklarını dile getiren Hıdıroğlu, tek araçla dağlarda gezerek, filmi doğal ortamlarda çektiklerini belirterek, "Evet mikrofonumuz vardı ama bu mikrofonu tutacak elemanımız yoktu. Çünkü herkes hem oynuyor hem çekim yapıyor hem de sahneyi düzenliyordu. Gönüllü bir iştirakle uzun metrajlı bir film çekmeyi başardık" diye konuştu.

Film çekerken çok talihsizlikler yaşadıklarına da değinen Hıdıroğlu, şöyle dedi:

"Filmde Japon kültürü ile Anadolu kültürünü birleştirdik. İki ülkenin aslında zıt gibi görünen kültürünü birleştirmek çok zor olmadı. Çünkü zıtlıklardan da bir bağlantı kurulabiliyor. 'Japonlar gibi simgesel dilimiz güçlü değil ama bizim de benzer kültürel özelliklerimiz var' diye düşünüyorum. İnsan temelli bir öykü olduğu olduğu için, onların insana ait olan özelliklerini evrensel bir bağlamda ele aldık. Çatışmacı bir durum ortaya çıkmadı."

Filmde, tutkusu ve aşkı arasında kalan bir insanı anlatmaya çalıştıklarını vurgulayan Hıdıroğlu, "İnsanı diğer varlıklardan ayrılan özelliği duygularının çok geniş olmasıdır. Bir taraftan sorumlulukları, bir taraftan tutkuları vardır. Bunlar arasındaki çelişkileri anlatmaya çalıştım. Karakter, dünyanın en iyi okçusu olmak istiyor ama evli, sorumlulukları da var" dedi.

-"Film setini ayı bastı"-

Film çekerken çeşitli sıkıntılar da yaşadıklarını dile getiren Hıdıroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Trabzon Sürmene'de Oğuzhan Atalı ailesi bize evlerini açtılar. Çekimler sırasında köylülerden uzakta bir evde kaldık. Gece çekimlerimiz vardı. Evin alt tarafında da kestane balı kovanları vardı. Gece büyük bir gürültü duyduk. Ağaçların arasından büyük ses geliyordu. Işık tutarak baktık ki ayı geliyor. Kaldığımız eve girip, kapısını kapattık. 'Ayı beklemez, hemen gider' derler ama 3-4 saat orada bekledi. Köylülerden yardım istedik ve havaya ateş ederek, fişekler atarak ayı uzaklaştırıldı. Yine Sürmene'de oyuncu arkadaşın biri sakallı, kostümlü dolaşırken vatandaşlar terörist sanmış, polis çağırmış. Olay yerine gelen polisler durumu anlayınca, bizi gözaltına almadılar."

Erzurum'un Ilıca ilçesine bağlı bir köyde de senaryo gereği bir ağacın altına mezar kazarken köylülerin define avcısı sanarak jandarmaya haber verdiğini dile getiren Hıdıroğlu, "Aslında çekim için izin de almıştık. Sonra muhtarla konuştuk ve köylüler ikna oldu" dedi.

- ERZURUM

Kaynak: AA