- İzmir'de suçun önlenmesi konusunda Konak İlçesi'nin son derece önemli olduğunu, işlenen suçların yüzde 75'inin burada işlendiğini tesbit ederek buna göre çalıştıklarını belirten İl Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, "Konak'ın ipini tuttuğunuzda, İzmir'in ipini tutmuş oluyorsunuz. Konak'ın ipini tuttuk diyebilirim" dedi.
İzmir Gazeteciler Cemiyeti (İGC) Başkanı Erol Akıncılar ve yönetim kurulu üyeleri, İzmir Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın'a nezaket ziyaretinde bulundu. Ziyarette, Çapkın'ın göreve başlamasından bu yana değişik bir emniyet müdürü tablosu sergilediğini dile getiren Akıncılar, "Gördük ki; İzmir'de gerçekten gözle görülür, elle tutulur bir suç azalması var. Sizin gayretinizi gördük. Yapılan bazı değişikliklerin de daha iyi hizmet verileceğinden kaynaklandığına şahit olduk. Basın ile diyalog tabi önemli. Görev yaptığınız diğer yerlerde de mutlaka basın ile diyalog içerisinde oldunuz. Her ne kadar günümüz siyasileri basına hakarete kadar varan davranış içinde olsalar da, basın tabi yine üzerine düşeni yapıyor. İzmir'de takip ettiğimiz kadarıyla 5 aylık süre içerisinde basınla bir diyalog içerisinde çalışıyorsunuz. Bu da bizi sevindiriyor. Basınla diyalog önemlidir. Basın ile diyaloğu olan yönetici daha çok başarıya ulaşır diye bir intibamız da vardır. Bu diyaloğun bundan böyle de devam edeceğine inanıyoruz" dedi.
Akıncılar ve beraberindeki yönetim kurulu üyelerinin sorularını yanıtlayan, İzmir'deki asayiş hizmetlerinde yaşanan gelişmeler hakkında bilgi veren Çapkın ise, göreve geldiğinde öncelikle önündeki tabloyu görebilmek için sağlıklı veriler çıkardığını, yol haritasını ise bu verilere göre yaptıklarını kaydetti. Gazeteci ile polis diyaloğuna önem verdiklerini bildiren Hüseyin Çapkın, şunları söyledi:
"Bir gazeteci açısından polis, polisiye olaylar ne kadar önemliyse, bizim açımızdan da gazeteci diyaloğu son derece önemli. Çünkü; kamuoyunun güvenini ancak yaptığımız işi gazetelerle anlatarak sağlayabiliriz. Kamuoyunun desteğini ancak yaptıklarımızı duyurarak sağlayabiliriz. Gazeteler destek vermezse, es geçerse, çok üstünde durmazsa kamuoyuna duyurmamız elbette güç olacak. Bu çok bilinen bir şey olmasına rağmen tekrar altını çizerek söylüyorum. Bunu daha pratiğe dökebilmek için, arkadaşlarımız da biliyorlar, operasyonel şubelerin birim amirleri ile doğrudan irtibatlandırmaya çalıştık arkadaşlarımızı. Bu hem onlar açısından, hem de bizim açımızdan çok önemli. Hepimiz, ben dahil, her zaman arkadaşlarımızın telefonlarına çıktık, yakın olduk. Bu diyaloğun bundan sonra da iyiniyetle süreceğine inanıyoruz."
"KONAK'IN İPİNİ TUTTUK"
Suçlarda bir azalmanın olduğunu, bunun da Konak'taki iyileşmeye paralel olarak gerçekleştiğinin altını çizen Emniyet Müdürü Çapkın, "Herhalde İzmir'de her ailenin bir ferdi 24 saatte bir Konak'a çıkıyor. Konak'ta o sayı ne kadar yükselirse, panik halinde insanlar görebiliriz. Her ailenin bir ferdi de burada kapkaça uğramış olabilir. Şimdiki zamanlarda çok rahatladığını görüyoruz. Konak'ta asayiş çok farklı. Mesela hiç kapkaçın olmadığı gün oluyor Konak'ta. Fakat, rakamlardan daha fazla halkta bir rahatlama gözlüyoruz. Diğer taraftan, biliyoruz ki suçların yüzde 75'i Konak'ta işleniyor idi. Konak'ın ipini tuttuğunuzda, İzmir'in ipini tutuyorsunuz yani. Konak'ın ipini tuttuk diye biliyorum. Yani, inisiyatifi ele geçirdik" diye konuştu.
"İYİLEŞME ARTARAK DEVAM EDECEK"
Alınan bütün önlemlere rağmen İzmir'de suç işlenmesinin doğal olduğunu vurgulayan Hüseyin Çapkın, "Bu şehirde suç işlenmeyecek demiyorum, tabi ki suç işlenecek. Burası nüfusu 3 milyona dayanmış bir kent. Dolayısıyla tabi ki suç işlenecek. Ama bu suç, pervasızca, korkusuzca, yaygın, insanları çok rahatsız eder şekilde, etkileyecek şekilde olmayacaktır. Bu çalışmalar sürdürülecek, devam edecek. Bu iyileşme her geçen gün artarak devam edecek" dedi.
Ekip sayısını aldıkları araçlarla artırdıklarını ve belli bir sisteme göre çalışmalarını sağladıklarını bildiren Çapkın, şu açıklamaları yaptı:
"Ekip sayısını iki katından fazla artırdık. Onları belli bir sistem içinde çalıştırıyoruz. Tüm ekiplere GPRS taktık. Kısacası, personeli daha çok sokağa çıkardık. Bir de belli bir sistem içerisinde çalıştırmak zorundasınız. Yani her hafta sonu, kim ne yaptı, hangi ekip ne yaptı, bunun mutlaka toplantıları yapılıyor her birimde. Başarılı olanlar, olmayanlar mutlaka değerlendiriliyor. Başarılı olmayanlar o bulunduğu yeri, pozisyonu muhafaza edemiyor, başarılı olanlar daha iyi pozisyonlara geliyor. Bunlar da tabi bir hafta sonu ölçülen performansla değil, her hafta, üç aylık, beş aylık bir bilanço sonunda bunu mutlaka yapıyoruz. Yani, çalışanla çalışmayanı aynı kefeye koymadık hiç. Mutlaka iyi bir şey yaparsa iyi şey olacağını gördü polis. Kötü bir şey yaparsa da kötü şey olacağını gördü. Bu son derece önemli bizim için. Bir de belirli bir sistem içinde çalışmaları verimliliklerini artırdı. Tüm kentte etkili olmak zorundaydık. Belki bir kenar mahallade bir çok park önemsiz görünüyor ama, o parkta bile bir sahiplenilme olmalıydı halkın adına. Yani insanlar oralara çoluk çocuğu ile gidip oturup kalkabilmeli, bir başkası rahatsız etmemeli. Bunları sağlamaya çalıştık."
"BEKÇİ BABA, NOSTALJİ"
Kendilerinin çocukluğundaki, insanların birbirini çalıştığı dönemdeki "Bekçi Baba"nın bir nostalji olduğunu ve gerilerde kaldığını, aynı apartmanda oturanların bile birbirini tanımadığı bir dönemin yaşandığını kaydeden Çapkın, "Bekçi düdükleri ile asayişi korumak, asayiş sağlamak gerilerde kaldı. Yani GPRS takılmış ekipler, ekranda yönetilen ekipler, hafta sonunda bilançolar, ne yapılıyor, kaç suçlu yakaladınız, performans ölçümleri, bunlar geçmişteki herkesin birbirini tanıdığı zamandaki 'Bekçi baba'nın devamı" diye konuştu.
Suç işleyenin serbest kalmasının kendilerini ilgilendirmediğini, suç işlemeye devam ederse kendilerinin de bıkmadan onu yakalamaya devam edeceklerini, işlerinin yakalamak olduğunu belirten Çapkın, "Biz yakınırsak vatandaş ne yapsın. Polis suçluyu yakalamak zorunda" dedi.
İLGİNÇ ŞİKAYETLER
"Şimdi şikayet nerelere geldi biliyormusunuz?" diyen İzmir Emniyet Müdürü Çapkın, yaşanan ilginç sayılabilecek şikayetler ve polisin bu şikayetlere bakışını ise şu cümlelerle dile getirdi:
"Berbere gitmiş bir zat, saçını yanlış kesmiş, tarif ettiği gibi kesmemiş berber. Karakola gelip şikayetçi olmuş. Olay bülteninde okuduğunuz şeyler bunlar. İşyerinde ayağına çivi batmış, gitmiş karakola 'ayağıma çivi battı' demiş ve şikayetçi olmuş. Bir kenar mahallede evin avlusunda köpek yalağı varmış, o çalınmış, onun için gidip karakola şikayetçi olmuş. Halbuki bir testi dibi. Ama bunlar bizi sevindiriyor. Niye sevindiriyor? Bunlara bakarak diyoruz ki; vatandaş bunlardan daha büyük ne kadar sıkıntısı varsa gidip polise şikayet ediyor. Yavaş yavaş polisin kendisiyle daha çok ilgilendiğinin farkında insanımız. Bunlar bizim için önemli, sevindirici göstergelerdir. Bunları ileten insanımız, evinin içinden küçücük bir şey alınsa bile koşturup gelecek karakola, saklamayacak bunları diye düşünüyoruz"
(ERG-YK)