İzmir Büyükşehir Davası Kaldığı Yerden Devam(2)

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Davanın öğleden sonraki oturumunda, tutuklu yargılanan Turkuaz firmasının ortağı Murat Boyacıoğlu, savunmasını verdi.

İzmir BÜYÜKŞEHİR DAVASI KALDIĞI YERDEN DEVAM(2)

PSİKOLOJİK TEDAVİ GÖRÜYOR

Davanın öğleden sonraki oturumunda, tutuklu yargılanan Turkuaz firmasının ortağı Murat Boyacıoğlu, savunmasını verdi. Boyacıoğlu, Alaattin Eraslan'ın kendi şirketlerinin taşeron işlerin yaptığını ve psikolojik tedavi gördüğünü öne sürerek, "Yaz sinemasıyla ilgili herhangi bir evrak bile almadım. Ben senarist ve metin yazarıyım. Ağabeyimin şirket ortağı olması nedeniyle böyle bir suçlamayla karşı karşıyayım" dedi.

'EN DÜŞÜK FİYATI VERDİK AMA ELENDİK'

Tutuklu sanıklardan Gökhan Boğazkesen da, açıkhava yaz sineması ihalesiyle ilgili Turkuaz şirketinin ortağı olduğunu, birçok kamu kurumunun ihalesini aldıklarını belirtti. İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne iş yapabilmeyi önemli bulduğunu kaydeden Boğazkesen şunları söyledi:

"Rakam küçüktü ama amacım tanışmak ve daha sonra iş yapmaktı. ihaleyi 216 bin 800 TL fiyatla, en düşük fiyatla biz aldık. Eksik belge nedeniyle ihale komisyonu tarafından elendik. Ben hemen firma çalışanım Yüksel Bağcı'yı aradım. Eksik imza nedeniyle elendiğimizi söyledi. İhale iptal edildiği için Alattin'in daha yüksek bir fiyata verme ihtimali doğmuştur. Aramızdaki konuşma da bununla ilgilidir. Bunda ne fesatı vardır? Bizim itiraz edeceğimizden bile Alaattin'in haberi yoktur. 2011 yılında 20 milyon lira ciromuz var. 4 aylık kaybımız ise 8 milyon liraya ulaştı. Ben zaten ihaleye giren hiçbir firmayı tanımıyorum. Ne olduğundan da haberim yoktur. Benim firmam ihaleye fesat karıştırmamıştır. İBB ihalesinde hiçbir firma lehine ya da aleyhine çalışmadım. Kimseyle belediyeden konuşmadım. Şirket çalışanım dışında kimseye yetki vermedim."

'İRSALİYEYİ GÖRMEM USULDEN DEĞİLDİR'

Davanın öğleden sonraki oturumunda sıra Gökhan Boğazkesen'in ardından tutuklu sanık Grand Plaza Eski Genel Müdürü Muharrem Derbentoğulları'na geldi. Hizmet göreviyle güveni kötüye kullanmak, sahtecilik ve örgüt üyeliğinden suçlanan Derbentoğulları suçlamaları kabul etmedi, şöyle dedi:

"23 Nisan'da dağıtılan sandviçlerle ilgili özel belgelerde sahtecilik yapılmasına talimat verdiğim ileri sürülüyor. Hiçbir hizmet ve mal karşılığı İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne talimat vermedim. Vesile olmadım, mümkün değildir. Yedi sekiz imzadan sonra genel müdürlüğe gelir evraklar. Benim tarafımdan tahrifat yapıldığı iddia edilen irsaliyeyi görmem usulden de değildir. Ben yalnızca bu faturalara imza atmıyorum. 2 kiloluk 30 liralık kuruyemiş faturasına imza da attım. 2 milyonluk faturaya da attım imza. Sanki hepsi seçim bürosuna gönderilmiş gibi bir hal oluyor kabul etmiyorum. Bir de pide olayı var. Pide olayı nedir. Sosyal sorumluluk projesi adı altında cenaze evlerine, belli miktarlarda gönderilen ayrandan ve pideden oluşan bir hatır alma gönül alma olayıdır. Türkiye'nin her tarafında gıpta ile karşılanmıştır. Kimden alındığını bilmem. Bu pideyi yapan insanlar ortak mı, meclis üyesi mi dir bilmem. Alakam yoktur, benden önce devam etmiştir, benden sonra da devam etmiştir. Dağıtanlar bazen doğrudan teslim alıp ilgili adreslere gitmiştir."

İLK TAHLİYE

Diğer sanık İsmail Yoğurtçu ise suçlamaları kabul etmeyerek, menajerlik yapmadığını, Say ile birkaç görüşmesi olduğunu, kimseye aracılık yapmadığını söyledi. Yoğurtçu, "Bu süreçte Kıbrıs'taydım. Mahkeme sürecini öğrendiğimde geldim teslim oldum. Onur Akın, Özdemir Erdoğan gibi sanatçıların menajerleri yok. Onlar balkan halk dans festivallerinde olsa korkarımki burada sanık olarak yer alacaklardı. Bir böreğim ve dalağım yok. Tahliyemi istiyorum" dedi.

Mahkeme heyeti, Yoğurtçu'nun tahliyesine karar verdi.

DHA(İÖ/COŞ) - İzmir

Kaynak: Demirören Haber Ajansı