Haber Tarihi: 31 Mart 2011 Perşembe Saat 14:21
Anadolu Ajansı  [2625859]

İzmir 1. Uluslararası Hukuk Kongresi


Hukuk Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Metin Özyurt, bazı yargıç, avukat ve akademisyenlerin yazılı ve görsel basında siyasi parti sözcüsü gibi açıklamalar yapmasını eleştirdi.

Hukuk Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Metin Özyurt, "Son dönemde bazı yargıç, avukat ve akademisyenlerin yazılı ve görsel basında iktidar ya da muhalefet sözcüsü gibi açıklamalar yapması, daha sonra da savunduğu siyasi görüşe mensup partiye adaylık başvurusunda bulunması, mesleğin etik değerlerini sorgulamaya yol açan davranışlardır" dedi.

Hukuk Merkezi ve Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesinin ortaklaşa düzenlediği "İzmir 1. Uluslararası Hukuk Kongresi", İzmir Adliyesi Sosyal Tesisleri'nde başladı.

"Hukuk öğretimi ve hukukçu eğitimi" konusunun ele alındığı kongrede, yerli ve yabancı akademisyenler, eğitim-öğretimdeki sorunlar ve çözüm önerilerini tartıştı.

Kongrenin açılış konuşmasını yapan Hukuk Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Özyurt, yargı erkinin uygulayıcıları olan yargıç, savcı ve avukatların nitelikli, bilgili, donanımlı ve etik değerlere sahip olmalarının aldıkları eğitimin kalitesine bağlı olduğunu dile getirdi.

Türkiye'de son zamanlarda siyasi kaygılarla sayıları hızla artan hukuk fakültelerinin büyük bir öğretim üyesi açığı meydana getirdiğini aktaran Özyurt, devlet üniversitelerinde bulunan yetişmiş ve nitelikli az sayıdaki öğretim üyelerinin, birer ticari işletme olan vakıf üniversitelerine geçerek, devlet üniversitelerinin içinin boşaltılmasına sebep olduklarını ileri sürdü.

Özyurt, "Öncelikle devletimizin, hukuk fakültelerinin öğretim elemanı açığını karşılayacak bir program uygulaması gerekir" dedi.

Öğretim üyesi maaşlarının tercih nedeni olacak seviyeye yükseltilmesi, üniversitelerde özgür düşüncenin önündeki 12 Eylül ürünü engellerin kaldırılması, akademisyenliğe giden yol üzerinde kişisel kapris ve uygulamalara geçit vermeyecek yasal düzenlemeler yapılması gerektiğini vurgulayan Özyurt, hukuk fakültelerinde okutulan ihtisas derslerinin yanında hukuk ve yargı etiği konusunda eğitim vermenin önemine işaret etti.

Özyurt, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Hukukçu, egemen güçlerin bayrağı olmayacağı gibi egemen dünya görüşünün ya da herhangi bir siyasi görüşün sözcüsü de olamaz. Yalnızca adalet duygusunun hizmetindedir, adalete atfedilen anlam ve içeriği zenginleştirmekle görevlidir. Hukukçu, gerçeğin ve adaletin peşinde olan kişidir. Hem bilgi, hem de etik değer sahibi olmak zorundadır. Etik değer sahibi olmayan bir hukukçu verdiği kararlar ile kamu vicdanında her zaman sorgulanır. Bu nedenle tarafsız olduğu kadar bağımsız olmaları da önem taşımaktadır.

Son dönemde bazı yargıç, avukat ve akademisyenlerin yazılı ve görsel basında iktidar ya da muhalefet sözcüsü gibi açıklamalar yapması, daha sonra da savunduğu siyesi görüşe mensup partiye adaylık başvurusunda bulunması, mesleğin etik değerlerini sorgulamaya yol açan davranışlardır."

-"YARGI ÇARESİZLERİN SON SIĞINAĞI"-

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Vedat Ahsen Coşar da Türkiye'de birçok alanda yatırım yapılırken, en önemli ham madde olan insana yeterince yatırım yapılmadığı görüşünü dile getirdi.

İnsana yapılacak en iyi yatırımın, eğitim ve öğretim alanındaki yatırım olduğunu belirten Coşar, "Biz henüz, analitik, sorgulayıcı bir eğitim modelini, ne yazık ki ilköğretimden başlamak üzere, oluşturabilmiş değiliz. Hukuk fakülteleri de buna dahil. Hala hukuk fakültelerinde hocaların hitabeti üzerine kurulu bir eğitim modeli uygulanıyor" diye konuştu.

Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yusuf Öztürk de konuşmasında, devlet üniversitelerine yeni hukuk fakültelerinin açıldığı, var olan hukuk fakültelerinde kontenjan artışına gidildiği, her vakıf üniversitesinde hukuk fakültesi açılmasına izin verildiği bir dönemde hukuk öğretimi ve hukukçu eğitiminin daha çok önem kazandığını kaydetti.

Hukukun evrensel bir anlayış, algılayış, kavrayış ve arayış olduğunu belirten Öztürk, "Mutlak anlamda adalete ulaşılabileceğini, hukuk arayışında son noktaya gelinebileceğini söylemek mümkün değildir. Adalet de ona ulaşmayı amaç edinmiş olan hukuk da bir idealdir. İdealler, ulaşılan değil, ulaşılmaya çalışılan hedeflerdir" diye konuştu.

Öztürk, yargının "çaresizlerin son sığınağı" olduğunu ifade ederek, bu nedenle yargı mensuplarının eğitim-öğretim kalitesinden taviz verilmemesi gerektiğini söyledi.

İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Emin Özler de son yıllarda yargıya yapılan altyapı ve teknik yatırmaların, yasalardaki düzenlemelerin göz ardı edilemeyeceğini belirterek, yasalar ne kadar donanımlı olursa olsun uygulayıcıların alacağı eğitim iyi değilse amaçlanan hedefe ulaşmanın mümkün olamayacağını dile getirdi.

- İZMİR

7/10 (11 kişi)
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12